Hak Dostları: Gönüllerde Silinmez İz Bırakan Velîler
Hak dostları gerçekten hayatımıza nasıl yön veriyor ve gönüllerde silinmez iz bırakmalarının sırrı nedir?
Her hüner ve mârifetin kazanılışı, bir yol gösterenin kılavuzluğuna muhtaç olduğu gibi, insanın şahsiyet ve karakterine en güzel ve en doğru istikâmeti gösterecek olan mânevî terbiye üstadları da “Hak dostları”dır.
HAK DOSTLARI: GÖNÜLLERDE SİLİNMEZ İZ BIRAKAN VELÎLER
Zira onlar;
- Dînin zâhir ve bâtınını lâyıkıyla mezcederek şahsiyetlerine nakşetmiş,
- Zühd ve takvâ yolunda kalben merhaleler katederek davranış mükemmelliğine ulaşmış,
- İdrak ve ihâtalarını her iki cihan ufkuna genişleterek îman lezzetine ve duygu derinliğine kavuşmuş,
- Bütün gayretleri, insanlığı kötü huylardan ve nefsin karanlık gayyâsından kurtararak güzel ahlâka, yani mânevî olgunluk ve nûrâniyet semâsına yükseltebilmek olan; ârif, sâlih ve kâmil mü’minlerdir.
Hak Dostlarının Ahlâkı Bizim Hayatımıza Nasıl Yansır?
Onların gönül âlemleri her an Hak Teâlâ ile beraber olduğundan, dâimâ Hakk’ı hatırlatırlar. Onların izinden yürüyenler, hayat ve hâdiseleri âhiret penceresinden seyretmenin hikmet ve mârifetine ererler.
Hak dostlarının hâl ve davranışları, umûmiyetle Hakk’ın murâdına muvâfık düşer. Zira Peygamber Efendimiz, Allah Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu bildirir:
“...Kulumu sevince Ben onun (âdeta) konuşan lisânı, akleden kalbi, işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum...” (Buhârî, Rikâk, 38; Mecmau’z-Zevâid, II, 248)
Hak dostlarının ahlâkı, Kur’ân’ın fiilî bir tefsîri olan Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in gönül dünyasından feyizli akisler taşır. Risâlet Güneşi Efendimiz’in sünnet-i seniyyesini titizlikle hayatlarına tatbik gayreti içinde olan Hak dostları, tıpkı nûrunu güneşten alan mehtap gibi, o nebevî ahlâkın güzelliklerini yansıtan berrak bir ayna mevkiindedirler. Bunun içindir ki, onların hâl ve tavırlarını kalbî bir rikkatle seyredip o gönül erlerine muhabbetle bağlananlar, onların âleminde nebevî ahlâkın zarif tecellîlerini müşâhede ederler.
Rabbimiz velî kullarına, ihlâs ve samimiyetlerine mukâbil, gönüllerde tasarruf salâhiyeti ihsân eylemiştir. Zira onlar, önce kendi hayatlarında istikâmet üzere yaşayıp bizzat hâl ve davranışlarıyla çevrelerine feyiz saçar, İslâm’ın zarâfet ve nezâketini temsil ve telkîn ederler. Bunun için de müstesnâ bir tesir bereketine mazhar olmuşlardır.
Yaşanmayan sözler ve samimiyetten uzak riyâkâr davranışlar ise, içi boş ikramlar gibidir. Bunlar, hayâtın sert rüzgârları karşısında çok geçmeden kaybolup gider, geriye en ufak bir iz bile bırakmazlar. Buna mukâbil Hak dostlarının kalplerde silinmez nakışlar bırakarak devam etmelerinin sırrı; yüksek ihlâs, samimiyet ve muhabbetleridir.
Bu yönüyle tasavvuf da, sırf dünyadan el-etek çekmek, Yûnus’un buyurduğu gibi yalnızca tâc ile hırkaya bürünüp belli evrâd u ezkâr ile iktifâ etmek değildir. Bilâkis özü itibârıyla tasavvuf, hayat ve kâinatta sergilenen sayısız hikmet tecellîleri ile rûhen derinleşerek ilâhî vuslat yolunda mesâfe alabilmektir. Bu da ancak ilâhî azamet ve kudret akışları karşısında hiçliğini idrâk ederek her nefeste “Aman yâ Rabbî!” niyâzı ile yaşamaya bağlıdır.
Velîler Neden Unutulmaz İzler Bıraktılar?
Hak dostları, içinde bulundukları her muhit için rahmet ve bereket vesîlesidirler. Toplumun bütün kesimlerine açılan bir şefkat ve muhabbet kucağıdırlar. Ayrıca onlar, îmân ehli için bir mıknatıs gibi câzibe merkezi hâlindedirler. Zira Cenâb-ı Hak, kendi ahlâkıyla ahlâklanmış olan bu sâlih kullarını sevmiş ve sevdirmiştir.
Âyet-i kerîmede buyrulur:
“Îmân edip de sâlih ameller işleyenlere gelince, onlar için çok merhametli olan Allah, (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.” (Meryem, 96)
Bu sebepledir ki Hak dostları, fânî vücutlarından sonra da mâzî olmazlar, unutulmazlar, sevenlerinin gönüllerinde yaşamaya devam ederler. Cenâb-ı Hakk’ın, velî kullarına karşı nasipli gönüllere lutfettiği bu sevgi, aslında ebedî saâdet vesîlesi olan pek büyük bir nîmettir. Zira âhirette kişinin sevdiğiyle beraber olacağı, nebevî bir vaaddir. Cenâb-ı Hakk’ın bu müstesnâ kullarını sevip onlara yakın bulunmaya çalışmak, kulu Rabbine yakınlaştırır.
Bizler de şâyet Hakk’ın sevgili kulları olan velîlere muhabbet duyuyorsak, âhirette onlarla haşrolunmayı arzuluyorsak, onların güzel ahlâkından nasîb almaya çalışmalıyız. Çünkü sevginin alâmeti, sevenin, sevdiğindeki hâllerle hâllenmesidir.
Bu itibarla Hak dostlarının ahlâkına bürünmeye çalışmak için, güzel ahlâkın, onlardaki muhteşem tecellîlerini çok iyi idrâk etmek îcâb eder.
Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından 1, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!