Hac ve Umredeki Eksikliklerin Ceza ve Kefâretleri

Hac ve umredeki eksikliklerin ceza ve kefâretleri nelerdir?

Hac sırasında işlenen kimi eksiklikler, haccın bozulmasını ve kazasını gerektirirken, kimileri ağırlık durumuna göre kurban veya sadaka cezasını gerektirir. Bu ceza ve kefâretler; kazâ, bedene (deve-sığır kurban kesmek), dem (koyun-keçi), sadaka, bedel ödeme ve oruçtan ibarettir.

HAC VE UMREDEKİ EKSİKLİKLERİN CEZA VE KEFÂRETLERİ

1) Haccın veya Umrenin Kazâ Edilmesini Gerektiren Eksiklikler:

a) Hac için ihrama girdikten sonra henüz Arafat vakfesini yapmadan önce cinsel ilişkide bulunmak haccı bozar. Bu konuda mezhepler arasında görüş birliği vardır. Böyle bir kimse küçük baş hayvan (dem) kurban ederek ihramdan çıkar ve sonraki yıllarda bu haccını kaza etmesi gerekir.

Hac yapmakta olan kişi, Arafat vakfesinden sonra, fakat tıraş olup ihramdan çıkmadan önce cinsel ilişkide bulunsa, haccı bozulmaz, ancak sığır veya deve (bedene) kurban etmesi gerekir. Hanefîler dışındaki üç mezhebe göre ise, bu durumda da haccı bozulur.

b) Umre için ihrama girildikten sonra umre tavafının en az dört dolanımını yapmadan, cinsel ilişkide bulunan kimsenin umresi de bozulur. Bozulan umre bırakılmayıp tamamlandıktan sonra ihramdan çıkılır ve küçük baş bir hayvan kurban Ayrıca umrenin yeni bir ihramla kaza edilmesi de gerekir.

2) Deve Veya Sığır (Bedene) Gerektiren Eksiklikler:

a) Arafat’taki vakfeden sonra fakat tıraş olup ihramdan çıkmazdan (ilk tehallül) önce cinsel ilişkide bulunmak.

b) Ziyaret tavafını cünüp olarak yapmak. Çoğunluğa göre, kadınların âdetli veya loğusa iken ziyaret tavafını yapmaları da aynı cezayı gerektirir. Azınlıkta kalan kimi âlimlere göre ise, kadının iradesi dışında oluşan bu âdet veya loğusalık durumunda, ziyaret tavafı yaptığı takdirde, buna bir ceza gerekmez. Bu son görüş grup halinde hareket etmek zorunda kalan hanımlar için bir kolaylık sağlar.

Cünüp, abdestsiz, âdetli veya loğusa olarak yapılan tavaf, hangi çeşit tavaf olursa olsun abdestli olarak yeniden yapılırsa ceza düşer.

3) Koyun Veya Keçi Kesmeyi (Dem) Gerektiren Eksiklikler:

Bunlar, hac ve umrenin vâcipleriyle ve ihram yasaklarıyla ilgili eksiklikler olmak üzere ikiye ayrılır:

a) Hac ve umrenin vâcipleriyle ilgili olanlar:

1) Mîkâtı ihramsız geçmek. Umre veya kudûm tavafı gibi bir hac menâsikini ifa etmeden önce, geri dönüp mîkâtte yeniden ihrama girilirse ceza düşer.

2) Sa’yin tamamını veya en az dört şavtını terk etmek veya özürsüz yürüyerek yapmamak.

3) Müzdelife vakfesini özürsüz olarak terk etmek.

4) Şeytan taşlamayı hiç yapmamak veya bir günde atılması gereken taşların yarıdan çoğunu atmamak. Yarıdan çoğu atılmışsa, eksik bırakılan her bir taş için sadaka vermek gerekir.

5) Ziyaret veya umre tavafının son üç şavtını veya sadece birini yapmamak.

6) Âfâkî olanların, vedâ tavafını veya bu tavafın en az dört şavtını yapmaması.

7) Ziyaret, umre ve vedâ tavafı gibi farz ve vâcip hükmündeki bir tavafta setr-i avrete uymamak.

8) Ziyaret ve umre tavaflarını abdestsiz; kudüm, vedâ ve umre tavaflarını cünüp olarak yapmak. Tavaf abdestli olarak yeniden yapılırsa, ceza düşer.

9) Arefe günü, Arafat’tan güneş batmadan önce ayrılmak.

10) Ebû Hanîfe’ye göre, Harem bölgesi dışında veya bayram günlerinden sonra tıraş olup ihramdan çıkmak, ziyaret tavafını bayramın üçüncü gününden sonraya bırakmak ve Akabe cemresine taş atma, kurban kesme ve tıraş olma fiillerinde sırayı gözetmemek. Ebû Yûsuf, İmam Muhammed ve diğer üç mezhebe göre bunlar vâcip olmayıp, sünnet sayıldığından ceza gerekmez.

b) İhram yasaklarıyla ilgili olanlar:

1) Erkeklerin bir tam gündüz veya gece süresince giyim eşyası giymesi, başını veya yüzünü örtmesi. Elbise, iç çamaşır, çorap ve topukları kapatan ayakkabı giyim eşyası sayılır. Bir gündüz veya gece süresinden daha kısa süreli giyilirse sadaka yeterlidir.

Şâfiî ve Hanbelîler’e göre, ceza gerekmesi için belli bir süre geçmesi gerekmez, eşyanın giyilmesi yeterlidir. Mâlikîler’e göre ise, giyilen şey sıcak veya soğuktan koruyorsa, kısa bir süre giymekle, sıcak ve soğuktan korumayan ince bir şeyse, bir tam gün giymekle ceza gerekir.

Kadınlar ihramda normal giysileriyle dolaşır, yalnız yüzlerini örtmezler.

2) Bir defada, vücudun veya bir uzvun tamamına güzel koku veya yağ sürmek. İhrama sürülen güzel kokunun eni ve boyu birer karıştan büyük olur ve kokunun etkisi bir gündüz veya gece boyunca sürerse, küçük baş hayvan kurban kesmek gerekir. Aksi halde etkisine göre sadaka gerekir.

Hanefîler dışındaki üç mezhebe göre ise, güzel kokudan ceza gerekmesi için, miktar ve zaman söz konusu olmaksızın, sürülmesi yeterlidir.

3) Vücudun veya saç, sakal gibi bir uzvun tamamına süslemek için yağ, jöle, briyantin sürmek yahut kına, saç boyası ve benzeri şeylerle boyamak. Tedavi için sürülen, ilaç ve merhem ya da kokusuz krem ve yağlar için bir şey gerekmez.

4) Saçın veya sakalın en az dörtte birini veya başka bir uzvun tamamını tıraş etmek. Daha azında sadaka yeterlidir.

5) Bir defada bütün tırnakları veya bir elin yahut ayağın tırnaklarının tamamını kesmek. El veya ayak tırnaklarının tamamı ayrı yer ve zamanlarda kesilirse, her biri için ayrı ceza gerekir. Tamamı değil bir kısmı kesilirse, kesilen her bir tırnak için sadaka gerekir. Kendiliğinden kopan veya kırılan tırnak için bir şey gerekmez.

4) Fıtır Sadakası Kadar Bağışta Bulunmayı (Sadaka) Gerektiren Eksiklikler:

1) İhramlının bir uzvundan daha azını kokulaması.

2) Başının veya sakalının dörtte birinden daha azını tıraş etmek.

3) Bir gün veya bir geceden daha az bir süreyle dikişli elbise giymek veya başını örtmek.

4) Çeşitli parmaklardan beşinden daha azının tırnaklarını kesmek.

5) Kudüm veya vedâ tarafını yahut herhangi bir nâfile tavafı abdestsiz olarak yapmak. Kudüm tavafını cünüp veya ziyâret tavafını abdestsiz olarak yapanın koç kurban etmesi gerekir.

6) Vedâ tavafının veya sa’yin şavtlarından birisini terk etmek, şeytan taşlamada eksik sayıda taş kullanmak.

7) İhrâmlının, ihrâmlı veya ihrâmsız olan başka birisinin başını tıraş etmesi.

5) Bedel Ödemeyi Gerektiren Eksiklikler:

Bunlar karada yaşayan av hayvanları, Harem bölgesinin av ve bitki örtüsüyle ilgili olmak üzere ikiye ayrılır.

a) Karada yaşayan av hayvanlarıyla ilgili olanlar:

Hanefîlere göre, ihramlı iken karada yaşayan av hayvanı avlanırsa, bu hayvanın kıymeti takdir edilir. Takdir edilen meblağ, fıtır sadakası miktarlarına bölünerek yoksullara dağıtılır ya da her fıtır sadakası miktarı için bir gün oruç tutulur. Eğer bu meblağ bir hedy kurbanı satın alacak seviyede ise, kurban satın alınarak, Harem bölgesinde kesilir. Kurbandan artan paranın tasadduk edilmesi gerekmez. Diğer yandan eti yenen av hayvanı için, koyun ve keçi bedelinden fazla kıymet takdir edilebilirse de, eti yenmeyen av hayvanı için bunu aşan bir değer takdir edilmez.

Hanefîler dışındaki üç mezhebe göre ise av hayvanları, benzeri olanlar ve benzeri olmayanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Meselâ; yaban eşeği sığıra; ceylan keçiye ve tavşan oğlağa benzetilerek denk sayılmıştır.

b) Harem bölgesinin avları ve bitki örtüsüyle ilgili olanlar:

Mekke Harem’inde kendiliğinden yetişmiş ot ve ağaçları kesmek de, bunların kıymetini tasadduk etmeyi gerektirir. Mantar, yer elması gibi bitkiler müstesnâdır. Harem bölgesinde av hayvanlarına, kendiliğinden yetişen ot ve ağaçlara verilecek zararın kasten, yanlışlıkla veya unutularak olması arasında bir fark yoktur. Kur’an-ı Kerim’de, şöyle buyurulur “Ey iman edenler! İhramlı olduğunuz sürece av hayvanı öldürmeyin. Sizden bile bile onu öldürenin cezası; içinizden adaletli iki kişinin vereceği karara göre, evcil hayvanlardan, öldürdüğüne denk ve Kâbe’ye ulaştırılacak bir kurbanlıktır. Veya yoksullara yemek yedirmek, ya da yaptığının ağırlığını tatmak üzere, bunlara denk oruç tutmaktır…” [1]

Harem bölgesinde kendiliğinden yetişen hayvan ve bitki örtüsünün bu yasaklarla koruma altına alınması, İslâm medeniyetinin bir göstergesi olması yanında, birbirini söz ve davranışlarıyla incitmeyecek bir ruh inceliğine bürünen hacıların şefkat ve merhametinin, diğer canlı ve bitkileri de kapsaması anlamına gelmektedir.[2]

Farz hac için ihrâma girene yasak olan şeyler, umre ihrâmlısına da yasaktır. Hanefîlere göre, umre yapacak kişi, tavafın dört şavtından önce eşiyle cinsel temasta bulunursa, umreyi kaza etmesi ve bir küçükbaş hayvanı kurban kesmesi gerekir. Dört şavt tavaftan sonra cinsel temasta bulunmak kazayı gerektirmez, böyle bir durumda bir koyun kurban etmekle yetinilir.[3]

İnsan eliyle yetiştirilen bitki ve ağaçları, sahiplerinin veya başkalarının, işçi veya bakıcı olarak kesip koparmasından dolayı bir ceza gerekmez.

6) İhram Yasaklarına Özür Sebebiyle Uymamak:

İhrâmlı kişi bir özürden dolayı kokulanır, tıraş olur veya bir elbise giyerse, ceza olarak aşağıdaki alternatiflerden birisini seçebilir:

a) Harem bölgesinde küçük baş bir hayvanı kurban kesmek, b) Altı yoksula fıtır sadakası kadar bağış yapmak, c) Üç gün oruç Âyette şöyle buyurulur “..Kurban, kesileceği yere ulaşıncaya kadar başınızı tıraş etmeyin. İçinizden biri hasta olur veya başından rahatsız bulunursa, kurtulmalık olarak oruç tutsun veya sadaka versin ya da kurban kessin.” [4]

Hanefîlere göre yukarıda belirtilen cezalar arasında seçme hakkı, yalnız hastalık, trafik kazası veya güneş çarpması gibi semâvî nitelikli özürler için söz konusu olur. Buna göre bilmeme, yanılma, unutma veya baskı (tehdit) gibi semâvî nitelikli olmayan özürlerle işlenen yasaklar için seçimlik hak yoktur. Bunlar için yalnız kurban cezası uygulanır. Diğer üç mezhepte ise semâvî olmayan özürlerden dolayı da, yukarıdaki cezalardan birini seçme hakkı vardır.

Dipnotlar:

[1] Mâide, 5/95 [2] İhram yasaklarına uymamanın cezası için bk. İbnü’l-Hümâm, age, II, 224-254; Meydânî, age, I, 199-210; İbn Âbidîn, age, II, 273-296; İbn Rüşd, age, I, 346, 356; Şirâzî, age, I, 210-217; İbn Kudâme, age, III, 494-496; Zühaylî, age, III, 257 vd. [3] Meydânî, age, I, 202. [4] Bakara, 2/196

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

İHRAM YASAKLARINA UYMAMANIN CEZASI

İhram Yasaklarına Uymamanın Cezası

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.