Görme Engelli Emre'yi Babaannesinin Fedakarlığı Hayata Bağlıyor

Kırşehir'de 23 yıldır babaannesinin sevgisi ve fedakarlığıyla hayata tutunan üniversite öğrencisi Emre Yüksel, gençlik merkezindeki etkinliklerle de sosyalleşiyor.

Kırşehir'de görme engelli Emre Yüksel, babaannesinin 23 yıldır verdiği destekle hayatın tüm zorluklarını aşıyor.

İzmir'de doğumunun ardından konulduğu kuvözde gözleri bantlanmadığı için beyinden göze giden damarın kuruması nedeniyle engelli kalan Emre Yüksel'i (25), 2 yaşındayken anne ve babasının ayrılmasıyla Kırşehir'de yalnız yaşayan babaannesi Zeynep Atmaca yanına aldı.

İlkokul, ortaokul ve lise yıllarında babaannesinin büyük desteğini gören Yüksel, Anadolu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Önlisans Programı ikinci sınıfta eğitim görüyor.

Son üç aydır haftanın iki günü Cacabey Gençlik Merkezine giden Emre Yüksel, antrenör Adem Doğan ile sportif faaliyetlere katılıyor, babaannesi ve usta öğretici Tuğba Kılıç'la da el becerisi kursunda bez bebek, bileklik, kolye ve hediyelik eşya üretiyor.

Emre'nin adeta gören gözü olan 64 yaşındaki babaanne Zeynep Atmaca, AA muhabirine, doğumunun ardından görme yetisini kaybeden torununun gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olmaya gayret ettiğini söyledi.

Emre'ye 23 yıldır sahip çıktığını ifade eden Atmaca, "Hep ben ilgileniyorum. Ama olduğu için doktoruna ben götürüyorum, yemeğini ben yediriyorum, tıraşını da ben yapıyorum." dedi.

Torunuyla etle tırnak gibi olduklarını belirten Atmaca, şöyle devam etti:

"Emre babaannesiz bir hayat sürdüremez, ben de Emre'siz hayat sürdüremem. İkimiz bir kişi gibiyiz. Aramızda aşırı sevgi bağı var. Ben yazın ağır beyin ameliyatı geçirdim. Ayılırken 'Emre nerede, onun yemeğini verdiniz mi?' diye bağırmışım. Emre varsa ben varım, yoksa ben yokum. Fedakarlık mı sevgi mi ne der derseniz deyin ama ona aşırı zaafım var."

Torununun epilepsi rahatsızlığı da bulunduğunu anlatan Atmaca, "Beynindeki bir damar kuruma yapmış. Aşırı korku var, yürüyemiyor. Geçen sene ramazan ayında epilepsi geçirdiğinde zapt edemedim. Merdivenlerden düştü, belini kırdı." diye konuştu.

"Gençlik merkezine gideli epilepsi nöbeti geçirmedi"

Atmaca, Emre'nin hayatının ev ve okul arasında geçtiğini, 3 aydır da Cacabey Gençlik Merkezine gittiğini dile getirerek, "Gençlik merkezine gideli çok şükür 3 aydır epilepsi nöbeti geçirmedi. Burada arkadaşları, hocalarıyla diyalog kurduğu için psikolojik olarak çok rahatlıyor. Buraya gelince çok mutlu ve iyi oluyor." ifadelerini kullandı.

"Babaannem gören gözüm, tutan elim oluyor"

Emre Yüksel de üniversite eğitimini tamamlayıp din görevlisi olmayı istediğini, mesleğini eline alınca da babaannesine bakmayı arzu ettiğini söyledi.

Gençlik merkezinde kendisini çok mutlu hissettiğini vurgulayan Yüksel, şunları kaydetti:

"Buradaki arkadaşlarımı çok seviyorum. Onlarla birlikte etkinlik yapıyoruz. Adem hocayı çok seviyorum, benimle ilgileniyor. Tuğba hocam ve babaannemin yardımıyla bez bebek, bileklik yapıyorum. Babaannem benim gören gözüm tutan elim oluyor. Görme engelli olduğum için ben yalnız yapamıyorum. Babaannem yardımcı oluyor bana. Gençlik merkezinde sosyalleşiyorum, hiç sıkılmıyorum. Evden çıkıp buraya gelmek çok mutlu ediyor beni."

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.