Gençleri Evlendirmeye Vesile Olmanın Fazileti ve Önemi

Gençleri evlendirmeye vesile olmanın fazileti ve önemi nedir? Nur suresi 32. ayet bizleri nasıl uyarıyor? Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu hususta ne buyuruyor?

Âdem aleyhisselâm, cennette bütün nimetler mevcut olduğu hâlde, “Yâ Rabbi, bana bir eş ver” diye niyazda bulundu. Bunun üzerine bünyesinden Hazreti Havvâ yaratıldı. Âdem aleyhisselâm o esnada uyuyordu. Uyandığında yanında bir filiz gibi Hazreti Havvâ’yı görünce kalbi ona meyletti ve elini uzattı. O sırada melekler, “Yâ Âdem! Ona dokunma, henüz nikâhı kıyılmadı” buyurdular. Bunun üzerine Hazreti Âdem ile Hazreti Havvâ’nın nikâhları kıyıldı. Mehrinin şartı olarak üç defa Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e salavât-ı şerîfe getirilmesi zikredilir. Böylece ilk nikâh, Resûlullah Efendimiz’in salavâtı ve feyziyle rûhâniyet kazanmıştır.

Okunan âyet-i kerîmede izdivaç Allah’ın emri olarak şöyle beyan edilir:

"Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir." (en-Nûr, 24/32)

Psikolojik veya fiziki bir rahatsızlık gibi evlenmeye mâni bir durum bulunmayan bekârları evlendirmek, önce anne babaların, ardından da toplumun vazifesidir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, bu içtimaî ibadetin kıymetini ifade sadedinde evliliğe vesile olmayı, evli kimseye yardımcı olmayı teşvik etmiştir.

Muhyiddin Arabî Hazretleri de en üstün sadaka-i câriyelerden birinin evliliğe vesile olmak olduğunu ifade eder. Zira onların neslinden gelen kimselerin yaptığı her hayırlı amel ve salih işten, vesile olanlara da ecir yazılır.

İmkânı olduğu hâlde evliliği geciktirmek şerre kapı aralamaktır; evliliği zorlaştırmak ise fitneye kapı aralamaktır. Osmanlı’da ecdadımız, evlilikleri kolaylaştırmak için yetim kızlara çeyiz hazırlayan vakıflar kurmuştur. Hatta Sultan II. Abdülhamid Han’ın sarayında bulunan cariyelerden büyük çoğunluğunu evlendirdiği, dullar ve yetimler için “eytâm ve erâmil” vakıflarının tesis edildiği bilinmektedir.

Günümüzde de vakıf ve derneklerimiz, hatta imkân sahibi kardeşlerimiz, evlenmek isteyip de evlenemeyen kardeşlerimize yardımcı olmalıdır. Muhterem Musa Efendi Hazretleri de gençlerin evlendirilmesine ayrı bir ehemmiyet verirdi. Gençleri evlilik ve eş bulma noktasında tamamen kendi hâllerine bırakmak uygun değildir. Erkek ve kız evlatlarımıza salih ve saliha eşler bulmaya, onların yuva kurmasına vesile olmaya gayret etmeliyiz. Salih ve saliha nesiller yetiştirmek zaruretindeyiz.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu hususta şöyle buyurmuştur:

“Dinini ve ahlâkını beğendiğiniz bir kimse size (dünür olarak) geldiğinde onu (kızınızla) nikâhlayın. Böyle yapmazsanız, yeryüzünde fitne ve bozgunculuk çıkar...” (Tirmizî, Nikâh, 3)

Evlilikte sadece dünyevî imkânlara göre karar verilmemelidir. Bir kimse hakkında ilk önce gözetilmesi gereken en mühim husus takvâdır. Bununla beraber evlilik gibi hayırlı bir işe adım atarken dikkat edilmesi gereken çok önemli bir husus daha vardır ki bu da küfüv, yani denkliktir. Hazreti Mevlânâ, evlilikte denkliğin ne kadar mühim olduğunu şöyle ifade eder: “Ayakkabının çiftlerine bak. Biri ayağına dar gelirse diğeri de işe yaramaz. Kendini giymeye zorlarsan seni topal eder.”

İslam ve İhsan

EVLİLİK İLE İLGİLİ AYETLER VE HADİSLER

Evlilik İle İlgili Ayetler ve Hadisler

EVLİLİĞİ EMREDEN AYET VE HADİSLER

Evliliği Emreden Ayet ve Hadisler

EVLİLİĞE TEŞVİK İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Evliliğe Teşvik ile İlgili Ayet ve Hadisler

İSLAM’DA AİLE HAYATI

İslam’da Aile Hayatı

İSLAM’DA EVLİLİK ŞART MIDIR?

İslam’da Evlilik Şart mıdır?

EVLİLİĞİ KURTARMANIN YOLLARI NELERDİR?

Evliliği Kurtarmanın Yolları Nelerdir?

EVLİLİK VE AİLE HAYATI

Evlilik ve Aile Hayatı

HAYIRLI BİR EVLİLİK İÇİN DUA

Hayırlı Bir Evlilik İçin Dua

EVLİLİK VE NİKAH İLE İLGİLİ MERAK EDİLEN SORULAR

Evlilik ve Nikah İle İlgili Merak Edilen Sorular

İSLAM'DA EVLİLİK HUSUSUNDA BİLİNMESİ GEREKENLER

İslam'da Evlilik Hususunda Bilinmesi Gerekenler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.