Ezanın Anlamı, Delilleri ve Fazileti

Ezan ne demek? Ezanın anlamı, delilleri ve fazileti nedir? Ezanın önemi ve tarihçesi. Ezanla ilgili ayet ve hadisler.

Ezan sözlükte; “duyurmak, bildirmek” demektir. Terim olarak ezan; farz namazların vakitlerini bildiren, özel sözlerden ibaret bir ilân şeklidir. Ezan okuyana “müezzin” denir.

Farz namazlar için ezan okunması, yani bu namazların kılınacağının ilân edilmesi Kitap ve sünnetle sabittir. Namaz Mekke döneminde farz kılındığı halde, Hz. Peygamber’in Medine’ye gelişine kadar namaz vakitlerini bildirmek için bugünkü gibi ezan okunmazdı. Belki başlangıçta cemaatle namaz kılınmadığı için buna gerek duyulmamıştı. Medine’ye gelindiğinde bir süre sokaklarda, namaz vakti olunca “es-salâte es-salâte (namaza, namaza)” veya “es-salâtü câmiah (namaz insanları bir araya toplayıcıdır.)” diye ilân ediliyordu.

EZANIN TARİHÇESİ

Hicretin ilk yılında Medîne’de, Mescid-i Nebevî’nin yapımı tamamlanınca, ashab-ı kiram düzenli bir şekilde toplanarak cemaatle namaz kılmaya başlamışlardı. Bu sırada, Hz. Muhammed (s.a.s) namaz vakitlerinin ilânı konusunda, ashabıyla istişarede bulundu. Bayrak dikme, boru ve çan çalma gibi teklifler yapıldı. Fakat bunlardan boru çalma Yahudilerin, çan çalma da Hıristiyanların duyurma biçimi olduğu için ilgi görmedi. Ensar’dan Abdullah İbn Zeyd (r.a) rüyasında, elinde çan bulunan birisini gördü ve satın almak isteyince, diğeri bunu ne yapacağını sordu. İnsanları bununla namaza çağıracağım, deyince de, ben sana bundan daha hayırlısını bildireyim mi? dedi ve ona ezanın bütün cümlelerini öğretti. Abdullah’ın, ertesi gün bu rüyayı Hz. Peygamber’e anlatması ve O’nun da bunu onaylaması sonucunda günümüzdeki ezan şekli ortaya çıkmıştır.[1]

EZANLA İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Bir İslâm toplumunda, namaz vakitleri geldikçe ezan okunması vâcip kuvvetinde bir müekked sünnettir. Ezanda bir sembol niteliği bulunduğu için, topluca terk edilmesi durumunda, İslâm toplumunun önlem hakkı doğar. Ezanın dayandığı deliller şunlardır:

Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Namaza çağrıldığınız zaman onu eğlence ve alaya alırlar. Bu, onların gerçekten aklını kullanmayan bir topluluk olmasındandır.” [2] “Ey İman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınızda, Allah’ın zikri olan namaza koşun. Alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.” [3] Ezan şu âyette ilân ve bildirme anlamında kullanılır: “Bu, Allah ve Rasûlü’nden büyük hac gününde, Allah ve Rasûlü’nün müşriklerle ilişik kestiğinin ilânıdır.” [4]

Hz. Peygamber (s.a.s)’in ezanla ilgili bir çok hadisi vardır. Bazıları şunlardır: “Namaz vakti geldiği zaman, içinizden birisi sizin için ezan okusun, en yaşlı olanınız da imam olsun.” [5] Hz. Peygamber (s.a.s), yukarıda sözünü ettiğimiz Abdullah İbn Zeyd’in ezanla ilgili rüyası üzerine şöyle buyurmuştur: “İnşaallah bu rüya gerçektir. Kalk, Bilâl’e gördüğün rüyadaki sözleri öğret. Çünkü onun sesi seninkinden daha güzeldir.” [6]

EZANIN FAZİLETİ

Aşağıdaki hadis ezandaki büyük ecri şöyle dile getirir:

“Eğer insanlar ezandaki ve ilk saftakı üstünlüğü bilselerdi, bunları kurasız yapamayacaklarını anlasalar, kura çekerlerdi.” [7] Başka bir hadiste de Allah Elçisi şöyle buyurmuştur: “Koyun sürüsünün başında veya çölde bulunduğun zaman, namaz için ezan okuyunca sesini yükselt. Çünkü müezzinin sesini işiten hiçbir cin, insan veya başka birşey yoktur ki, kıyamet gününde müezzin için şahitlik yapmasınlar.” [8] Başka bir hadis de şöyledir: “Kıyamet gününde müezzinler insanların en uzun boylusu olacaktır.” [9]

Kâmet getirmek ve imamlık yapmak, ezan okumaktan daha faziletlidir. Çünkü Hz. Peygamber ve onu izleyen dört halife imamlık yapmış, müezzinlik yapmamışlardır. Bununla birlikte imamlıktan sonra, en önemli mabed hizmeti müezzinliktir. Hatta Şâfiîlerde en sağlam görüşe ve Hanbelîler’e göre, ezan ve kâmet birlikte, imamlık yapmaktan daha faziletlidir. Çünkü Allah Teâlâ; “Allah’a çağıran, sâlih amel işleyen ve şüphesiz ben, teslim olanlardanım” diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?” [10] buyuruyor.

Hz. Âişe, bu âyette sözü edilen “Allah’a çağıranların” müezzinler olduğunu söylemiştir.

Hz. Peygamber (s.a.s) de şöyle buyurmuştur: “İmam cemaata kefildir. Müezzin güvenilen kimsedir. Allahım! İmamlara doğru yolu göster, müezzinleri mağfiret et.” [11]

Ezanla topluma hem namaz vakitleri bildirilmiş, hem de namazın kurtuluşa sebep olacağı duyurulmuş ve İslâm dininin en yüce esasları cihana ilân edilmiş olur. Diğer yandan yeryüzünde namaz vakitleri çeşitli saatlere rastlamaktadır. Bu yüzden, günün her saatinde insanlık âlemine, Allah Teâlâ’nın varlığı, birliği, yüceliği, Hz. Muhammed’in peygamberliği ve namazın kurtuluş sebebi olduğu yüksek sesle ilân edilmiş olmaktadır.

Dipnotlar:

[1] Ebû Dâvud, Salât, 27, 28; H.No: 498, 499. [2] Mâide, 5/58. [3] Cum’a, 62/9. [4] Tevbe, 9/3. [5] Buhârî, Ezân, 17, 18, 49, 140, Âhâd, 1, Edeb, 27, Meğâzi, 53; Müslim, Mesâcid, 292, 293; Nesâî, Ezân, 8. [6] Tirmizî, Mevakıt, 25, Ebû Dâvud, Salât, 28; İbn Mâce, Ezân, 1. [7] Buhârî, Ezân, 9, 32, Şehâdât, 30; Müslim, Salât, 129; Tirmizî, Mevakıt, 52; Nesâî, Mevakıt, 22, Ezân, 31 [8] Buhârî, Ezân, 5; Bedü’l-Halk, 12, Tevhîd, 52; Nesâî, Ezân, 14; Mâlik, Muvatta’, Nidâ, 5; A. İbn Hanbel, III, 6. [9] Müslim, Salât, 14; İbn Mâce, Ezân, 5; İbn Hanbel III, 169, 264, IV, 95, 98. [10] Fussılet, 41/33. [11] Tirmizî, Salât, 39; A. İbn Hanbel, II, 232, 284, 278, 382, 419.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

EZAN SÖZLERİ VE ANLAMI

Ezan Sözleri ve Anlamı

EZAN DUASI ANLAMI, OKUNUŞU VE YAZILIŞI

Ezan Duası Anlamı, Okunuşu ve Yazılışı

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.