Etiyopya'nın Tigray Bölgesinde Nüfusun Yüzde 91'i Açlık ve Ölüm Tehlikesiyle Karşı Karşıya

Etiyopya'nın Tigray bölgesinde nüfusun yüzde 91'inin açlık ve ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğu bildirildi.

Tigray Geçici Bölgesel Yönetim Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Tigray'daki gıda krizine dikkat çekildi.

Açıklamada, Tigray'daki gıda sorununa işaret edilerek, bölgedeki nüfusun yüzde 91'inin açlık ve ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı belirtildi.

Etiyopya'da 1984'te milyonlarca kişinin ölümüne yol açan kıtlığın anımsatıldığı açıklamada, Tigray'da benzer durumun yaşandığı, bölgenin 2 yıl süren iç savaş ve kuraklıktan olumsuz etkilendiği ifade edildi.

Açıklamada, gıda krizinin en fazla korumasız durumdaki kadın, çocuk ve yaşlıları etkilediği vurgulandı.

Bölgeye yardımların geçişine bir süre izin verilmemesinin insani krizi derinleştirdiği değerlendirmesi yapılan açıklamada, sonraki süreçlerde izin verilen yardımların da ihtiyacı karşılayamadığı kaydedildi.

Tigray'da İnsani Kriz

Tigray'daki Sağlık Araştırmaları Enstitüsü, Sağlık Bakanlığı ve Mekele Üniversitesinin yaptığı ortak araştırmaya göre, barış anlaşmasının yapıldığı Kasım 2022'den Eylül 2023'e kadar bölgedeki 1329 kişi açlıktan dolayı yaşamını yitirdi.

Araştırmada, Birleşmiş Milletler (BM) ve ABD Uluslararası Kalkınma Ajansının (USAID) yardımları kesmesinin ölümlerin başlıca nedenlerden biri olduğuna işaret edildi. Yardımların kesildiği dönemden itibaren ölenlerin sayısı her ay artarken, Tigray'daki ölümlerin yarısından fazlasına gıda yetersizliğinin sebep olduğu belirtildi.

BM Dünya Gıda Programı (WFP) ve USAID, Etiyopya'ya gönderilen gıda malzemelerinin çalınması üzerine mayıs ayında yardımları askıya aldığını duyurmuştu.

Etiyopya'da federal hükümet, Kasım 2022'de isyan eden Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile barış anlaşması imzalamıştı. Anlaşmanın ardından bölge yönetimi TPLF'ye geçmiş, örgüt ise silahsızlanmıştı.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.