Engelli ve Yatalak Hastalar İçin 'robotik Sandalye' Yaptı

Adana'da yaşayan işçi Ülfet Yavuz, engelli ve yatalak hastaların kullanabileceği "robotik sandalye" üretti.

"Elektronik Hasta Taşıma Sandalyesi" adını verdiği projesini Konya'da düzenlenen ÜNİKOP Patent 2017 etkinliğinde tanıtan 43 yaşındaki Ülfet Yavuz, hastanede hizmetli olarak çalıştığı yıllarda engellilerin yaşam koşullarından etkilenerek geliştirdiği projeyi anlattı.

Özel bir hastanede uzun süre çalıştığını, şimdi ise inşaatlarda mekanizasyon işini yaptığını belirten Yavuz, engelli ve yatalak hastaların bakımındaki zorluğa dikkati çekti. Yavuz, bu kişilerin hayatının teknoloji ile kolaylaştırabilmek için proje geliştirmeye karar verdiğini dile getirdi.

"ENGELLİYİ YATAĞINDAN ALARAK TUVALETE GÖTÜREBİLİYOR"

Yaptığı uzun çalışmalar sonucunda "Elektronik Hasta Taşıma Sandalyesi" adını verdiği projeyi hayata geçirdiğini anlatan orta okul mezunu Yavuz, şöyle konuştu:

"Çalışmalarım sonucunda robotik sandalye tasarımı ortaya çıktı. Hastayı olduğu yerden, bir platform üzerine alıyor. Daha sonra kumanda ile platform, tekerlekli sandalye haline dönüşerek, istenilen yere götürüyor. Aynı şekilde hastayı tekrar istenilen yere bırakıyor. Engelliyi yatağından alarak tuvalete götürebiliyor. Hiç hareket edemeyen yüzde 100 felçli bir kimseyi otomobile veya herhangi bir aracın koltuğuna yerleştirebiliyor. Her yerde kullanılabilecek düzeyde tasarladım. Dört tekerli ve kumanda ile kontrol ediliyor. Elektronik bir otomasyon. Akülü, şarj edilebilir. İnsan gücünün önüne geçiyor. Yatalak hastaların çoğunluğu kiloludur. Bunları yerinden kaldırmak onlarla ilgilenmek için en az iki kişiye ihtiyaç duyuluyor. Yaptığım robotik sandalye, bunları tek başına yapıyor."

"DÖRT TEKERLİ VE KUMANDA İLE KONTROL EDİLİYOR"

Yavuz, "robotik sandalye"yi bir yılda kendi imkanlarıyla tamamladığını ifade ederek, seri üretiminin gerçekleşmesiyle engellilere ve yakınlarına büyük katkı sağlayacağına inandığını vurguladı.

Projeyi engellilere ve ailelerine faydalı olması için gerçekleştirdiğini anlatan Yavuz, şunları kaydetti:

"Bunun seri üretimi için destek gerekiyor. Ar-Ge ve lisanslandırılması uzun süreç. Destek olursa yaygınlaşır. Türkiye şartlarında her hastanın sahip olacağı bir cihaz olacağını düşünüyorum. Akülü arabaların da işini yapabildiği için hasta ve bakıcıların işini kolaylaştıracak. Bu cihaz hareket kabiliyeti olduğu için yatağa ve eve mahkum kişilerin sosyal hayata katılmasını da sağlayacak. Tekerlekli akülü aracın da fonksiyonunu icra edebiliyor."

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.