Elifba Öğreniyorum

Elifba’da kaç harf vardır? Elifba nasıl okunur? Elifba harflerinin Arapça yazılışları, tecvidli okunuşları ve anlamları... Fatih Çollak Hoca ile tecvidli Elifba dersleri.

Kur’an Elifba’sının harfleri Arapçadır. Elifba’da 28 harf vardır. Bu harfler sağdan sola doğru yazılır ve okunur.

ELİFBA HARFLERİNİN ARAPÇA YAZILIŞI VE TÜRKÇE OKUNUŞU

ELİFBA HARFLERİNİN ANLAMLARI

Elif (ا): Arap alfabesinin birinci harfidir. Elif sözlükte “Zayıf, hor ve hakir görülen adam; cömert; birçok haslet ve faziletleri kendinde toplamış, eşi az bulunan kimse” gibi anlamlara gelir.

Bâ/e (ب): Arap alfabesinin ikinci harfidir. Bâ harfi Arapçada edattır ve bu durumda “bi”- okunarak “-e, -de, ile” vb. anlamlarını taşır, yemin ifade eder (billâh بالله) ve önüne geldiği isimlere aynı zamanda zarf manası verir.

Tâ/e (ت): Arap alfabesinin üçüncü harfidir. Arapçada tâ’ kelimesi “sağmal deve, deve sütü kabı; üzerinde yürünmesi kolay toprak” anlamlarına gelir.

Sâ/e (ث): Arap alfabesinin dördüncü harfidir. “Sâ’” kelimesi “her şeyin iyisi” anlamına gelir.

Cîm (ج): Arap alfabesinin beşinci harfidir. Arapçada cîm “argın deve; ipek kumaş”; mecazen de “beden, ruh” ve “zülüf teli” demektir.

(ح): Arap alfabesinin altıncı harfidir.

Hâ/ı (خ): Arap alfabesinin yedinci harfidir. Halk dilinde “hı” olarak adlandırılır.

Dâl (د): Arap alfabesinin sekizinci harfidir.

Zâl/el (ذ): Arap alfabesinin dokuzuncu harfidir. Arapçada ẕâl kelimesi “horoz ibiği” anlamına gelir.

(ر): Arap alfabesinin onuncu harfidir. Alimler bu harf için “küçük kene, meme ucu, deniz köpüğü, mugaylân türünden bir ağaç” anlamına geldiğini belirtmiştir.

Zâ/e (ظ): Arap alfabesinin on yedinci harfidir. Zâ kelimesi “pörsümüş kadın memesi” anlamına gelir. Yalnız Arap diline has bir harftir.

Sîn (س): Arap alfabesinin on ikinci harfidir. Sîn kelimesi, Arapçada “şişman adam” mânasına gelir.

Şîn (ش): Arap alfabesinin on üçüncü harfidir. Arap alfabesinde söylendiği şekliyle şîn kelimesinin anlamı “cinsel ilişkiye düşkün adam, cesur adam”dır veya bir bitki adıdır.

Sâd (ص): Arap alfabesinin on dördüncü harfidir. Arap dilinde sâd lafzı “toprakta eşelenerek dişisini isteyen horoz, kuş yavrusu, susuz kimse, bakır kap” gibi mânalara gelir.

Dâd (ض): Arap alfabesinin on beşinci harfidir.

Ṭâ/ı (ط): Arap alfabesinin on altıncı harfidir. Arapçada ṭâ kelimesi “cinsel ilişkiye düşkün ihtiyar; vadinin aşağı kesimi, düz yer” gibi mânalara gelir.

Zâ/ı (ظ): Arap alfabesinin on yedinci harfidir. Arapçada ẓâ’ kelimesi “pörsümüş kadın memesi” anlamına gelir.

Ayn (ع): Arap alfabesinin on sekizinci harfidir. Ayn “göz; göze, kaynak” gibi anlamlara gelir.

Gayn (غ): Arap alfabesinin on dokuzuncu harfidir. Gayn sözlükte “bulutlanmak, bulut; gönlü sıkıntı kaplamak; susamak” gibi anlamlara gelir.

Fâ/e (ف): Arap alfabesinin yirminci harfidir.

Kâf (ق): Arap alfabesinin yirmi birinci harfidir.

Kâf/ef (ك): Arap alfabesinin yirmi ikinci harfidir.

Lâm (ل): Arap alfabesinin yirmi üçüncü harfidir.

Mîm (م): Arap alfabesinin yirmi dördüncü harfidir. Arap dilcileri bu kelimenin “şarap, zâtülcenp (satlıcan) ve toplanma” anlamlarına geldiğini kaydeder.

Nûn (ن): Arap alfabesinin yirmi beşinci harfidir. Nûn Arapçada “balık” anlamına gelir.

Hâ/e (ه): Arap alfabesinin yirmi altıncı harfidir. Arapçada “ceylan yanağındaki beyazlık” demektir.

Vâv (و): Arap alfabesinin yirmi yedinci harfidir. Arapçada vav “büyük hörgüçlü deve” (ve “zayıf adam”) anlamındadır.

Lâmelif (لا): Lâm ve elif harflerinin birleşimi ile oluşur.

Yâ/e (ي): Arap alfabesinin yirmi sekizinci harfidir. Arapçada yâ kelimesi “yan, taraf, cihet”, bir başka rivayete göre ise “memede kalan süt fazlası” demektir.

İslam ve İhsan

ELİFBA'YI BİTİRMEDEN KUR'AN'A GEÇİYORLAR

Elifba'yı Bitirmeden Kur'an'a Geçiyorlar

PEYGAMBER EFENDİMİZ KUR’AN’I NASIL ÖĞRETTİ?

Peygamber Efendimiz Kur’an’ı Nasıl Öğretti?

KUR’AN ÖĞRENMEK İSTİYORUM

Kur’an Öğrenmek İstiyorum

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.