Ebu’l-Hüseyin en-Nûrî, Dostları İçin Hayatını Neden Feda Etti?
Ebu’l-Hüseyin en-Nûrî, dostlarına olan sevgisi ve fedakârlığıyla nasıl örnek oldu? Onun bu kahramanca davranışının ardındaki hikmet neydi?
Meşhur sûfî aleyhtârı Gulam Halil, bütün sûfîlere karşı hasmâne bir tutum sergilemekteydi. Ebu’l-Hüseyin en-Nûrî’nin de aralarında bulunduğu bir grup sûfîyi tutuklatıp hilâfet merkezine sevk etti.
EBU’L-HÜSEYİN en-NÛRÎ FEDAKÂRLIĞIYLA NEYİ GÖSTERDİ?
Dönemin Abbâsî halîfesi tarafından çıkarılan bir fermanla îdamlarına karar verildi. Cellât, dervişlerden birinin boynunu vuracağı anda Ebu’l-Hüseyin en-Nûrî Hazretleri, neşeli ve gönüllü olarak öne atıldı. Halk bu harekete taaccüp etti. Cellât:
“–Ey civanmert! Sen öne atılıyorsun ama, bu kılıç o kadar rağbet edilecek bir şey değildir. Henüz sana sıra gelmedi, neden acele ediyorsun?” dedi. Ebu’l-Hüseyin -kuddise sirruh-:
“–Benim yolum îsâr yoludur. En aziz ve değerli şey, hayattır. Şu birkaç nefes alacak vakti, kardeşlerimin biraz daha fazla yaşamaları için fedâ etmek istiyorum. Zîrâ dünyâdaki bir nefes alacak kadar vakit, bizim için âhiretteki bin yıldan daha sevimli ve daha değerlidir. Çünkü burası hizmet yeridir, orası ise kurbet ve Allâh’a yakın olma mahallidir. Kurbet de hizmetle elde edilir. Buna rağmen şu birkaç nefesimi de dostlarıma fedâ ediyorum.” dedi.[1]
Dipnot:
[1]. Hucvirî, Keşfü’l-Mahcûb, trc. Süleyman Uludağ, İstanbul 1996, s. 302.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları










YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!