Ebu Hüreyre Ne Demek?

Ebu Hüreyre kedileri, Ebu Cehil cehaletiyle anıldı. Peki ya biz, bugün neyle anılıyoruz? Arapça’dan gündelik dile, çocukluk hatıralarından iskele babasına kadar; biz neye bağlandık, neyin peşinden gidiyoruz?

Belki gerçektir, belki de şehir efsanesidir: Hacca giden bir köylü ‘‘Arapların ezanı Türkçe, Kur’an’ı Türkçe ama konuşmaya gelince karıştırıyorlar.” demiş.

Çocukluk  yıllarımızda mahalle camisine giderdik. İmam, Arapça ilk hutbe ile ikinci hutbe arasında uzunca Türkçe metin okurdu. Zamanda izafiyet (görecelilik) teorisinden haberimiz olmasa da; vaktin oyunda hızlı, hutbede yavaş geçtiğinin farkında idik.

“Abdalın karnı doyunca gözü yolda olur” derler ya biz de “iki rekât farz kılınsın hemen oyuna kaçacağız.”  İmam ne zaman “tezek” dedi o zaman anlarım ki hutbe bitti, namazı kılıp çıkacağız camiden. Tezek ne alaka? Büyüyünce anladım. Nahl suresi 90.  ayetinin son sözü “lealleküm tezekkerün” oluyor. Manası: “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” Öğüt alırlar anlamına gelen tezekkerün'den tezeğe yol bulmanın en masum şeklidir çocukluk….

İster dini eğitim al, istersen alma, Arapça bize yar olmadı gitti. İstisnalar elbette kaideyi bozmaz ve hüküm her zaman genele göre verilir. Emekliliği yaklaşan abim Arapça derslerine başlamak istediğini söyledi. Abimi şu  sözlerle vazgeçirdim: “Abi, İmam Hatip okudum ilahiyat okudum  özel olarak da ders aldım ama  şu Arapça yine kıvamında olmadı. Sen  hiç  alet ilim olan Arapça öğrenmeye enerji harcama! Hem üstat olarak, hem metot olarak boşluktasın. Al eline Riyazü's Salihin'i, Ruhu'l Beyan'ı, İhya-i Ulumuddin'i ve Mesnevi'yi, oku okuyabildiğin kadar…”

Mescid-i Dırar… Münafıklar tarafından yaptırılan ve Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem’in yıktırdığı mescidin adındaki dırar’ın zarar’dan geldiği neden az söylenir?

Hazreti Ali radıyallahu anh sıcak bir günde ağaç altında uyurken, güneş  terletir onu. Allah Rasûlü Efendimizin kendisini çağırdığını  duyan Hazreti Ali, yüzüne yapışan toprağı bile temizlemeden koşar. Ezanın bile kaldıramadığı insanlar anlayamaz bu hızı. Allah Rasûlü (sav) Hazreti Ali’yi yüzü topraklı görünce gülerek "Ebu't turab" der; “sen toprağın babasısın, sen topraksın, sen toprakla içli dışlısın” anlamında...

EBU HÜREYRE NE DEMEK?

Ebu Hüreyre, “kediciklerin babası” demek. Motamot  tercüme ile biyolojik bir bağlılık düşünmeyelim hemen. Çocukken “kediciklerin babası “denildiği zaman “nasıl olur bu” der anlamazdım. Ebu Hüreyre “kedileri seven, bakıp gözeten, kedilerle olan”  demektir. Arapçada Ebu anlamında baba sözü “bir şeyi çok seven, çok isteyen, çok birlikte olan, aklını fikrini onunla bozmuş, sahip olmak, ilk olmak, ustası olmak” gibi  anlamlara gelir. Fakir babası, para babası,  mafya babası, Ethem Baba, şeklinde her tür kullanımı vardır. “Dervişin fikri ne ise zikri de odur” derler ya. Senin fikrin, zikrin, gündemin ne ise “onun babası” olarak anılırsın. Obur kimseye “ebu'l batın-karnının babası”, gözlük kullanana ise “ebu'n nazzara-gözlüğün babası” derler. Gözlük sahibi, uykusundan başka günün her vaktinde gözlüklü ise, kediciklerin babası olanlarda hep kedilerle hemhal olmuşlardır. Ebu Cehil,  cahillerin babasından ziyade  zırcahil, kara cahil, cehalet batağına batmış gibi yoğunlaştırılmış  anlamlar taşır.

İskele babası, limanda bulunan beton veya demir parçasıdır. İskele babasına, kocaman gemiler bağlanır. İskele babası küçüktür ama yokluğu gemiye zarar verir. Biz bir gemiyiz annemiz ve babamız ise  hayat limanında bağlandığımız o beton ve demir parçasıdır. İnsanların gerçek değeri varlığında değil yokluğunda anlaşılır. Dünkü suyun, elektriğin, gazın değerini  dün kullanırken farkında olmayız. Eğer bugün su, gaz ve elektrik kesilmiş ise  o zaman ne kadar büyük nimetler olduğunun farkındalığını  yaşarız. Her şeyin gerçek değeri  varlıklarında değil, yokluklarında anlaşılır.

Ebu Hüreyre, Ebu Cehil ve Ebu’l-Hiçbir Şey: Modern Çağın Lakapları

“Ebu Hüreyre”, kediciklerin babası var da neden “Ümmü’l Hüreyre” kediciklerin  annesi yok. Aslında  her taraf “Ümmü’l Hüreyre” doludur. Kadınlarda tab’ an, yaratılış olarak merhamet fazladır. Bir kadın çok zalim olduğu zaman, bir erkek de çok merhametli olduğu zaman gündem olur.

Mademki  baba anlamına gelen “ebu” sözü “birliktelik  sevme beraber olmak ilgiyi toplama gündemine alma” gibi anlamlara gelir; o zaman günümüz insanı nelerin babasıdır? “İnternet babası”  desek  ağır bir ifade mi olur. Günümüz insanı ortalama  6-7 saatini internete veriyor.

Bir tanıdığım dünyaca meşhur bir gazlı içeceği her gün içerdi. Sıklıkla “şu musluklardan su yerine o içecekten aksa ne güzel olur” derdi. Ben bu tanıdığıma “ümmü/anne” diyerek ümmü’nün yanına da  o boykot içecek markasını  rahatlıkla ekleyebilirim.

Her insan istemek, meşgul olmak ve çok sevmek anlamında bir şeylerin ya annesidir ya babasıdır. Telefonun, internetin, eğlencenin ve modanın anne babası olmak ne kadar da  kötüdür. Çocuklar ve gençler  biyolojik anne baba olmadan önce, isteklerinin ve boş vermenin anne ve babası olmuş durumdalar.

Biz neyin annesiyiz, neyin  babasıyız?  “Ebu La şey” diye bir isim var. “Hiçbir şeyin babası” demek. “Hiç bir şeyi olmayan” anlamına gelir.

Selam olsun  ebu la şey'lere,

Selam olsun gariplere,

Selam olsun hiçlere.

Kaynak: Adem Şahin, Altınouk Dergisi, Sayı: 474

İslam ve İhsan

MODERN CAHİLİYE

Modern Cahiliye

MODERN ÇAĞIN KARANLIĞINDA HAK İLE BATILI NASIL AYIRT EDEBİLİRİZ?

Modern Çağın Karanlığında Hak ile Batılı Nasıl Ayırt Edebiliriz?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle