Ebu Hayseme’nin Tebük İmtihanı

Ebû Hayseme’nin Tebük Seferi’nde nefsine uyması, ardından yaşadığı nedâmet ve derin pişmanlıkla İslâm ordusuna katılış hikâyesi anlatılıyor.

Sahâbe-i kiramdan Ebû Hayseme radıyallahu anh Tebük Seferi’nin zorluğu sebebiyle başlangıçta Medîne’de kalmış, yola çıkan İslâm ordusuna iştirâk etmemişti.

EBÛ HAYSEME’NİN TEBÜK SEFERİ’NDEKİ NEDÂMET HİKÂYESİ

Bir gün, bahçesindeki çardakta âilesi kendisine mükellef bir sofra hazırlamıştı. Ebû Hayseme bu manzarayı görünce bir an Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ve ashâbının ne hâlde olduğunu düşündü. Yüreği sızladı ve kendi kendine:

“‒Onlar bu sıcakta Allah yolunda zorluklara katlanırken, şu benim yaptığım, olacak şey mi?” dedi.

Bu nedâmetle sofraya hiç el sürmeden derhâl yola düştü, Tebük’te İslâm ordusuna yetişti.

Ebû Hayseme’nin geldiğini gören Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem onun bu davranışından memnun oldu ve:

“–Yâ Ebâ Hayseme! Neredeyse helâk olacaktın!..” buyurdu. Onun affı için Cenâb-ı Hakk’a duâ etti. (İbn-i Hişâm, IV, 174; Vâkıdî, III, 998)

Hisse:

Müslümanların zor durumda bulunduğu bir zamanda Allah yolunda yapılması gereken mühim bir hizmetten geri kalmak, kişinin mânen helâkine bile sebebiyet verebilir. Müʼmin bu nevi hususlarda son derece dikkatli olmalı, Rabbinin emrini îfâya mânî olan nefsânî arzularına set çekmesini bilmelidir.

Hasan-ı Basrî Hazretleri; “O, sarp yokuşu aşamadı.” (el-Beled, 11) âyeti hakkında şöyle demiştir:

“Akabe (yani sarp ve zorlu geçit), vallâhi çok çetindir. O, insanın kendi nefsiyle, hevâsıyla (arzularıyla) ve düşmanı olan şeytanla mücâhede etmesidir.” (Tefsîru İbni Fûrek, 3/223)

Bu hakîkat ışığında Tebük Seferiʼne baktığımızda görüyoruz ki sefer hazırlıkları devam ederken, kalplerinde mânevî hastalık bulunan münâfıklar ve nefislerini aşamadıkları için işi yokuşa sürenler;

“–Bu sıcakta sefere mi çıkılır?” diye menfî propaganda yaptılar. Zira bu zorlu sefer, hurmaların toplandığı, bağ-bahçe işinin yoğun olduğu, hem de şiddetli sıcağın ortalığı kavurduğu bir zamana denk gelmişti. Cenâb-ı Hak ise ne pahasına olursa olsun ilâhî fermânına uymak yerine nefislerinin hevâ ve heveslerine tâbî olanlara, şu îkazda bulundu:

“…Cehennem, daha sıcaktır!..” (et-Tevbe, 81)

Bugün bizler de karşılaştığımız imtihanlar vesîlesiyle, bir nevî Tebük Seferi’nde olduğumuzu unutmayalım. İbadet, tâat ve Allah yolundaki gayretler için, nefsimiz tembellik, üşengeçlik, cimrilik, şartların zorluğu ve benzeri sebeplerle içi boş mâzeretlerin ardına saklandığında;

“Cehennem daha sıcaktır!” ilâhî îkâzını hatırlayalım.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Mü'minin Gönül Ufku, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

TEBÜK SEFERİ

Tebük Seferi

SAHABENİN TEBÜK SEFERİ İÇİN YAPTIĞI FEDAKÂRLIKLAR

Sahabenin Tebük Seferi İçin Yaptığı Fedakârlıklar

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle