Dolmabahçe Sarayı Tarihi

Dolmabahçe Sarayı ne zaman ve kim tarafından yaptırılmıştır? Dolmabahçe Sarayı nerede ve hangi mimari usule göre yapılmıştır? İşte Dolmabahçe Sarayı hakkında bilinmeyenler...

Dolmabahçe Sarayı, otuz birinci Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecit tarafından 1839-1861 yılları arasında yaptırıldı.

DOLMABAHÇE İSMİ NEREDEN GELİYOR?

Beşiktaş’ta Dolmabahçe Sarayı’nın olduğu alanda 16. yüzyılda çok güzel bir koy vardı. Hatta Osmanlı kaptan-ı deryası, gemilerini bu koya demirlerdi.

17. yüzyılda koy, neredeyse bir bataklığa dönüştü. Bu yüzden de bataklık doldurularak kurutuldu ve padişahların gelerek dinlendiği bir hasbahçeye dönüştürüldü. Denizden doldurularak meydana getirildiği için bu bahçeye “Dolmabahçe” adı verildi.

İlk başlarda Beşiktaş Saray-ı Hümayunu diye adlandırılırken daha sonradan ismi Dolmabahçe Sarayı şeklinde değişti.

DOLMABAHÇE SARAYI NE ZAMAN YAPTIRILMIŞTIR?

Dolmabahçe Sarayı, otuz birinci Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecit tarafından 1839-1861 yılları arasında yaptırıldı.. Mimarları Garabet ve Nikoğos Balyan’dır. Dolmabahçe Sarayı, 250 bin m²’lik bir alan üzerine kuruldu. 600 m uzunluğunda mermer bir rıhtım üzerine inşa edildi. Sarayın 285 odası, 44 salonu ve 6 hamamı vardır. Dış cephe duvarları taştan, iç duvarlar tuğladan, sarayın iç döşemeleri ahşaptandır. Sultan Mehmet Reşat döneminde 1910-1912 yıllarında saraya, elektrik ve kalorifer sistemi ilave edildi.

Dolmabahçe Sarayı, ana yapının haricinde Veliaht Dairesi, Mefruşat ve Muhafızlar Dairesi, Hareket Köşkleri, Camlı Köşk ve diğer bazı küçük bölümlerden oluşmaktadır. Saraya, kara tarafından açılan iki ana kapı ile yedi tane yan kapıdan girilir. Deniz tarafında ise beş adet kapısı vardır. Kara tarafındaki muazzam kapılardan birinin adı Hazine Kapısı, diğeri Merasim (Saltanat) Kapısı’dır.

Dolmabahçe Sarayı, Avrupa sarayları örnek alınarak yapılmasına karşılık “Harem”in -eskisi kadar kesin çizgilerle olmasa da- ayrı bir bölüm olarak kurulmasına özen gösterildi.

DOLMABAHÇE SARAYI HANGİ MİMARİ USULE GÖRE YAPILMIŞTIR?

Dolmabahçe Sarayı; millî mimari anlayışından tamamen uzak, Avrupa sarayları örnek alınarak inşa edildi. Mimarî özellikleri itibariyle Fransız Barok, Alman Rokoko, İngiliz Neo Klasizmi ile İtalyan Rönesans mimarisinin karışımıdır.

DOLMABAHÇE SARAYI BÖLÜMLERİ

Dolmabahçe Sarayı üç bölümden oluşmaktadır:

  • Mâbeyn-i Hümayun
  • Müayede Salonu
  • Harem Dairesi

DOLMABAHÇE SARAYI’NIN MÜZEYE ÇEVRİLMESİ

1926-1984 yılları arasında protokol ve ziyarete kısmen açık olan Dolmabahçe Sarayı, 1984 yılından itibaren “müze- saray” olarak ziyarete açıldı.

DOLMABAHÇE SARAYI NEREDEDİR? - HARİTA

DOLMABAHÇE SARAYI FOTOĞRAFLARI

Dolmabahçe Sarayı önünden Surre Alayı geçerken

Osmanlı döneminde Dolmabahçe Sarayı

Dolmabahçe Sarayı kapısı

Dolmabahçe Sarayı’nın denize açılan kapısı

Dolmabahçe Sarayı’nın denizden görünümü

Dolmabahçe Sarayı (Dolmabahçe Palace)

Dolmabahçe Sarayı’nın içi

Dolmabahçe Sarayı Saat Kulesi

İSTANBUL’DA GEZİLECEK YERLER

İstanbul’da Gezilecek Yerler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.