Dijital Vasiyetname İslam Hukukunda Geçerli midir?
Dijital vasiyetname islam hukukunda geçerli midir? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.
Dinimiz, bu tür meselelerin tevsikini yani belgelendirilmesini iki şahide bağlamıştır. Hatta bu iki şahidin erkek olmasını, eğer iki erkek bulunamıyorsa bir erkek ve iki kadınla bu şehadetlerin tasdik edilmesini istemiştir. Bunun bilebildiğimiz ve bilemediğimiz birçok hikmeti vardır.
Ama bir video kaydını mahkemede soruşturamazsın. Yani video kaydını seyredebilirsin ama hangi halet-i ruhiyede bu kaydı yaptı, arkasında bir silah baskısı var mıydı yok muydu, bunları tespit etme imkânı yoktur. Oysa dinimizde “mükellef” dediğimiz kişi, yaptığı eylemin hem dünyada hem ahirette sorumluluğunu taşıyan kimsedir. Yoksa Cenâb-ı Allah, taşı da toprağı da yeri geldiğinde konuşturuyor. Hatta belki teknoloji ve bilim bir gün o noktaya gidecek; bu odanın içerisinde yaptığımız her şeyi odanın duvarları dile gelip söyleyecek veya buradaki hava zerrecikleri bir şekilde olup biteni, konuşulanları, görüntüleri kaydediyor olacak. Ama bugün, bilebildiğimiz kadarıyla teknoloji henüz öyle bir seviyeye gelmiş değil.
Kaldı ki bugün “deep fake” denilen, çeşitli uydurma videolar, ses taklitleri vardır. Mesela benim sesimi bir programa yüklüyorlar; İngilizce, İspanyolca, Rusça konuşturuyorlar. Dudak hareketlerinden mimiklerine, jestlerine varıncaya kadar birebir taklit ediyorlar. Bunun, hele de bugünkü teknolojiyle, bir ispat değeri olması çok problemli bir meseledir.
Ama şu da vardır: Bir video var, bir kayıt var. Bunlar tamamen mahkemelerde göz ardı edilebilecek şeyler midir? Hayır. Takviye edici delil olarak, mesela bir adamcağız hatırlamakta zorlanıyordu da videoyu görünce “Ha tamam, hatırladım ben” dedi; bu tür ek destek unsuru olarak kabul edilebilirler. Fakat hüküm inşa etmeye bir vasıta yapılamazlar. Ne ses kaydı, ne görüntü kaydı başlı başına delil kabul edilir. Bunlar sadece ilgililere bazı şeyleri hatırlatma vesilesi yapılabilir.
Mesela bir yerde bir kamera vardı, orada bir cinayet işlenmiş. Cinayeti işleyen adam görülüyor. “Bak, bunu sen yapmışsın” diye sorgulanabilir. Ama ne ceza hukuku açısından ne de medeni hukuk açısından salt kamera kayıtları veya sözlü ifadeler bağlayıcı bir belge niteliği taşımaz.
Onun için vasiyet edecek olan kişi, özellikle de ilgililerine – yani çoluğuna çocuğuna, varislerine – bir şey kaçırmadan onları toplayıp: “Ben şunları şunları vasiyet ediyorum” demelidir. Vasiyetin de tabii kendine göre bir hukuku vardır. Bir insan hayattayken bütün mal varlığına hükmedebilir. Ama öldükten sonra mal varlığının ancak mirasçılara kalacak kısmının üçte biri üzerinde tasarruf edebilir. Yani borçları çıktıktan sonra mesela 3 lirası kalmışsa, bunun yalnızca 1 lirasına yönelik vasiyette bulunabilir.
Bizim örfümüzde, geleneğimizde vasiyet dediğimiz şey bir yönüyle de “tavsiye” olarak görülür. Yani adam bir video çekmiş veya kadın bir video çekmiş, evlatlarına “vasiyet” diyor. Ama aslında bir nasihat. Yani: “İyi geçinin, birbirinizle kavga etmeyin, şunu şöyle yapın, bunu böyle yapın” diye.
Bu yaptığı nasihat ahlaki bir sorumluluk yükler mi? Eğer o video ile ilgili, “Tamam, bu babamızdır, annemizdir, amcamızdır, halamızdır; gerçekten ona aittir” diye bir inançları varsa, tabii ki ahlaki ve dini bir sorumluluk yükler. Ama hukuken bir sorumluluk yüklemez.











YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!