İslâm Kardeşliğini Diğer Tüm Bağlardan Üstün Kılan Nedir?
İslâm kardeşliğini diğer tüm bağlardan üstün kılan ne? Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Ebûbekir (r.a.) ile olan dostluğunu bile neden İslâm kardeşliğinin gerisinde tuttu?
İslâm kardeşliği öyle ulvî bir bağdır ki, gelip geçici arkadaşlıklarla, hattâ ömürlük dostluklarla, dahası ana-babadan gelen kan ve nesep kardeşliğiyle bile kıyaslanamaz.
İSLÂM KARDEŞLİĞİ: KAN BAĞINDAN ÜSTÜN BİR BAĞ
Târihte benzeri görülmemiş bir “uhuvvet, yani kardeşlik” nizâmını insanlığa tebliğ etmiş olan Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyururlar ki:
“İnsanlardan bir dost edinecek olsaydım, Ebû Bekir’i kendime dost edinirdim. Fakat İslâm kardeşliği daha üstündür.” (Buhârî, Salât, 80)
İslâm Kardeşliğinin Zirvesi: Hazret-i Ebû Bekir ve Rasûlullah’ın Dostluğu
Yani İslâm kardeşliği, dostluğun da zirvesini teşkil eder. Hazret-i Ebû Bekir -radıyallâhu anh- ki; Allah Rasûlü’nün “Yâr-ı Gâr”ı,[1] üçüncüleri Allah olan iki kişinin ikincisi, Sıddîk-ı Ekber!.. “Bütün kapılar kapansın yalnız Ebû Bekir’inki açık kalsın...”; “Ebû Bekir benden, ben de ondanım...” şeklinde nice peygamberî iltifata ve Allah Rasûlü’yle devamlı kalbî irtibat hâlinde olduğu için “nebevî esrârın en yakın mahremi” sıfatına mazhar bir sahâbî!
Fakat Fahr-i Kâinât Efendimiz, bu azîz sahâbîsiyle olan dostluk mefhûmundan bile daha üstün tutuyor, İslâm kardeşliğini... Nitekim Hazret-i Ebû Bekir’in hayâtında da İslâm kardeşliğinin zirve tezâhürleri müşâhede edilmiştir.
İslâm Kardeşliğinde Vefâ ve Kalıcı Muhabbetin Önemi
Nesep kardeşliği, bu dünyaya âit fânî ve izâfî bir keyfiyettir. Dünyaya gelirken ana-babamızı kendimiz seçmediğimiz gibi, kardeşlerimizi de kendimiz seçmedik. Bu hususta kula bir tercih hakkı tanınmamıştır. Fakat din kardeşlerimizin kimler olacağını seçmek husûsunda bizlere bir inisiyatif verilmiştir. Kişiye fayda verecek olan da bu husustaki tercihlerinde alacağı isâbetli kararlardır.
Hasan-ı Basrî Hazretleri buyurur:
“Bizim dost ve kardeşlerimiz, bize âile efrâdımızdan daha sevimlidir. Zira âile efrâdımız, bizi dünyada anar. Fakat dostlarımız, mahşer yerinde bizi ararlar.” (İhyâ, II, 437)
Muhammed bin Yusuf İsfehânî de şöyle buyurur:
“İnsanın çoluk-çocuğu, sâlih kardeşliği gibi nasıl olabilir? Çoluk-çocuk, mîrâsını alıp zevk ile yiyerek vakit geçirir. İyi kardeşlik ise mâtemini tutar, kabirdeki hâlini düşünür ve o toprak altında yatarken onun için hayır duâda bulunur.”
Görüldüğü üzere İslâm kardeşliğinin en mühim şartlarından biri de vefâdır. Yani kardeşliğiyle hayâtı boyunca muhabbeti devam ettirmek, vefâtından sonra da âile efrâdı ve ahbâbıyla muhabbeti sürdürüp onu hayır duâlarla yâd etmektir.
Dipnot:
[1] Yâr-ı Gâr: Mağara arkadaşı mânâsına gelir. Hicret esnâsında Hazret-i Ebû Bekir’in Peygamber Efendimiz’e Sevr Mağarası’ndaki refâkatinden dolayı kullanılan bir tâbirdir. Zamanla zor ve meşakkatli anlarda gösterilen samimî dostluklar hakkında da söylenir olmuştur.
Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından 1, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!