İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran En Temel Fark: İffet ve Haya

İnsanlık haysiyetinin can damarı: İffet. Hz. Yusuf (a.s.) ve Hz. Meryem’in (a.s.) iffet imtihanlarından nebevî dualara kadar, kurtuluşun (felâhın) dördüncü şartı...

Felâha kavuşmanın dördüncü şartı şu:

“Onlar (mü’min olanlar) ırzlarını ve iffetlerini korurlar.” (el-Mü’minûn, 5)

NAMUSLU VE İFFETLİ OLMAK

İffet, her türlü şehevât ve süflî arzuların girdabından kurtuluş...

İffet, insana mahsus. İffet, insanı diğer mahlûkattan ayıran en fârik vasıf...

İffetin kaybedilmesi; insanlık haysiyetini zâyî etmek ve diğer mahlûkātın seviyesine, hattâ daha aşağıya düşmek demektir. Bu bakımdan;

İffet ve namus, bütün ahlâkî fazîletlerin can damarıdır. Şeref, haysiyet, izzet gibi hasletler hep iffetli olmaya bağlıdır. -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, ümmetine örnek olmak üzere, duâlarında da Allah Teâlâ’dan iffet niyâz etmiştir:

“Allâh’ım! Sen’den hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği istiyorum.” (Müslim, Zikir, 72)

İffetli bir hayat sürmek, nefsânî arzuları idealize ederek rûhâniyet kazandırmaktır. İnsanoğlunun mesut aile yuvası cennette başladı. Bunun için dünyadaki yuvasının da bir cennet hazırlığı şeklinde olması îcâb eder ki, cennette mesut bir aile yuvası kazanabilsin.

Cenâb-ı Hakk’ın esmâ-i hüsnâsından biri de Vedûd’dur ki muhabbetin merkezinde Allah Teâlâ’nın bulunmasını ifade eder.

Kur’ân’da İki İffet Âbidesi: Hazret-i Yûsuf ve Meryem Vâlidemiz

Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Azîmüşşân’da bir erkek ve bir kadın, iki iffet âbidesini bize misal olarak takdim etmiştir. Bunlardan biri iffetinden dolayı zindanlara atılmayı göze alan Hazret-i Yûsuf -aleyhisselâm-, diğeri iffeti husûsiyetiyle Kur’ân’ın 34 kez adına yer verdiği Meryem Vâlidemiz.

Demek ki, bir müslümanın fârik alâmetlerinden biri olan iffet, Hak katında ayrı ve müstesnâ bir değere sahip. Bu itibarla müslüman şahsiyetinin en mühim unsurları; iffet, hayâ ve edeptir. Dînin gayesi de zaten edepli, zarif, ince ruhlu, rakîk bir kalbe sahip, hassas insan yetiştirmektir.

Felâhın / kurtuluşun şartlarından biri bu.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hidayet Güneşi, Yüzakı Yayıncılık

İslam ve İhsan

İFFET VE HAYA İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

İffet ve Haya ile İlgili Örnekler

İFFET VE HAYÂ DUYGUSUNU NASIL YENİDEN İHYA EDEBİLİRİZ?

İffet ve Hayâ Duygusunu Nasıl Yeniden İhya Edebiliriz?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.