Çocuklarımızın İhtiyacını Karşılarken Kaliteli Ürün Almak İsraf Olur mu?
Çocuklarımızın ihtiyacını karşılarken kaliteli ürün almak israf olur mu? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.
Cenab-ı Allah bizi bir toplum içerisinde var ediyor. Toplum içerisinde varoluşumuzun bir hikmeti de o toplumun standartlarına, örfüne, âdetine, geleneğine, göreneğine göre hareket etmemizdir. Yani bir hadis-i şerifinde Efendimiz (aleyhissalatu vesselam), "Cenab-ı Allah kuluna verdiği nimeti kulunun üzerinde görmek ister" diyor (Tirmizî, Edeb, 54). Binaenaleyh Allah birine zenginlik vermiş ama işte diyelim ki 10 liralık bir zenginlik vermiş. Bu adam 1 liralık mala sahip gibi bir hayat yaşıyorsa doğru yapmıyor. Onun 10 liralık bir hayat yaşaması, onun standartlarına göre yaşaması uygun olandır. Yani şunu demek istiyorum; herkes kendisine Allah'ın verdiği nimeti bir standart olarak belirlemeli, kendisi gibi olanlar nasıl davranıyorsa ona göre davranmalı. Fakat burada temel mesele israfa, riyaya ve gösterişe kaçılmaması meselesidir.
Eskiden diyelim ki lastik ayakkabılar vardı, bilmiyorum o döneme yetiştiniz mi siz Basri hocam? Siyah ayakkabılar vardı benim çocukluğumda, özellikle de mes giyen hacı amcalarımız onu üstüne giyerlerdi, rahat olurdu. Şimdi bu da bir ayakkabı, onunla da ayağın örtülmesi ve yol gidilmesi mümkün. Diyelim ki bu 10 lira ama normal kundura bir ayakkabı; işte bugün herkesin kullandığı bir ayakkabı da 150 lira, 200 lira. Yahu ne fark edecek, israfa ne gerek var diye çocuğa tutup da o ayakkabılardan, yani lastik ayakkabılardan almak doğru değil. Niye? Çünkü o çocuk sokakta arkadaşlarıyla beraber dolaşırken ondan dolayı bir zorbalamaya maruz kalabilir.
Ama bir yandan da şu var; bakıyorsunuz mesela 6 yaşında, 5 yaşında çocuklar anaokuluna gidiyorlar, işte gavurun bir markası var, bir ayakkabısı var 5.000 TL. Öbür çocuk da ayağında o markaya benzer ama marka olmayan bir ayakkabı var. Baktırıldığında aynı ayakkabı görünüyor, incelendiğinde içine bakıldığında birinin adi olduğu öbürünün adi olmadığı anlaşılıyor. O çocuk işte diyor ki "Aa sen marka giymiyor musun?" diyor, zorbalıyor çocuğu. E ne yapalım, biz de mi çocuğa marka giydirelim? Yok. Onun yerine çocuğumuzu ya bu zehirli ortamdan alalım, çünkü bunun sonu yok maalesef. Bugün böyle de bir problemimiz var.
Bazı anneler, babalar bazen de iyi niyetle "çocuğumu devlet okuluna göndermeyeyim, özel okula göndereyim" diyor. Orada daha dikkatli aileler var, veliler var, efendim dini tahsilini de orada doğrudan değilse de dolaylı olarak daha iyi alıyor. Ama orada çok da zengin, şımarık çocuklar var. O şımarık çocuklar da garibanın çocuklarını ezikliyorlar, zorbalıyorlar ve saf, tertemiz fıtrat üzere o okula girmiş olan bir çocuk bir müddet sonra bakıyorsun evi beğenmiyor, annesini beğenmiyor, babasını beğenmiyor, arabasını beğenmiyor, giydiği ayakkabıyı beğenmiyor. Niye? Çünkü arkadaşları çok daha üst markalar giyiyorlar. Dolayısıyla bir Müslüman basiretle hareket etmek durumunda. "Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir."
Eğer siz aile ziyaretlerinizi sizden daha üst dünyevi normlara sahip olan kimselere yapıyorsanız ister istemez aileniz de onlardan etkilenecek, onlar gibi olmaya heves edecek. Ama öyle değil de fakir fukaraya, garip gurabaya daha çok gidip geliyorsanız, dünyevi olarak standartları sizden aşağı olanlarla haşır neşir oluyorsanız o zaman Allah'ın verdiği nimetlere daha gönülden şükredeceklerdir. Binaenaleyh ne ayet-i kerimenin ifadesiyle ne eli sıkı cimri olmak ne de büsbütün eli açık olup saçıp savurmak; orta yolu takip etmek gerekir (İsrâ, 29). Bakan bir kimse, "Bu kimse kaliteli giyinen ama israfa, lükse düşmeyen bir kimsedir" diye görmeli. Hayat tarzımızı da bu minvalde şekillendirmeliyiz.
Yoksa paramız var diye evimizde yemek yapmayıp sabah akşam dışarıdan yemek, bu Müslümanca bir davranış olmaz. Yani 40 yılın başında işte bir yere giderken dışarıdan yiyebilirsiniz ama esas olarak, norm olarak dışarıdan yemeği değil, evde yemek pişirmeyi kendimize düstur olarak edinmeliyiz. Eğer becerebiliyorsak dışarıdan değil de kendi diktiğimizi giyebilmemiz özellikle de hanım kardeşlerim açısından önemli. Eskiden suyu dışarıdan taşıyorsun, evin külünü götürüyorsun, döküyorsun; şimdi öyle değil. Yani evinden hiç çıkmadan onu sipariş ediyorsun, marketten getiriyorsun, suyunu getiriyorsun, evde oturuyorsun. Hiç olmazsa hanımlarımız, hanım kızlarımız dikmeyi, örmeyi becersinler; kendi elbiselerini kendi diksinler, hatta kolu komşuya da diksinler, etsinler. Böylelikle bir ünsiyet de meydana gelsin. Dolayısıyla bir ayet-i kerime var; hakikaten bizim için gayret gösterenlere biz yolları açarız diyor Cenab-ı Allah (Ankebût, 69). Bize giden yolları açarız diyor. Gayretli olursa bir Müslüman, Allah'a giden yollar ona açılıyor inşallah.










YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!