Kocamın Maaş Kartımı veya Paramı Alması Dinimize Göre Doğru mudur?

Kocamın maaş kartımı veya paramı alması dinimize göre doğru mudur? Sizlerden gelen soruları ve dinî meselelere dair merak edilenleri Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

Bizim dinimizin bize öğrettiği husus şu: Evlilik yükü, evliliğin maddi yükü kocanın üzerindedir. Yani erkek evlilikte gerekli olan masrafları, çoluk çocuğunun ve ailesinin geçimi için gerekli olan nafakayı temin etmekle yükümlüdür. Kadın Karun gibi zengin olsa da kendi malından ve mülkünden evli olduğu sürece ne kendisine ne çoluk çocuğuna bir şey harcamakla yükümlüdür.

Bir Kadının Da Erkeğin De Hayatta Verebilecekleri En Hayırlı Sadaka

Koca da "Hesabında şu kadar param var, sen o paradan ver, zorlanıyoruz, sıkıntılar içerisindeyiz, bize yardım etmen lazım" diye karısından böyle bir yardım talep etme hakkına sahip değildir. Ama kadın kocasının zorlandığını, geçimini teminde sıkıntı çektiğini görüp kocasına yardımcı olacak olursa bu onun şu dünya hayatında verebileceği en hayırlı sadaka olmuş olur. En üstün, en geçerli bir iyilik olmuş olur. Tabii kocanın da ailesine, çoluk çocuğuna yaptığı harcama her türlü sadakanın üstünde bir harcamadır. Yani ailesinden kısarak "Ben hayır hasenat yapıyorum, başkalarına yardım ediyorum" düşüncesinde olan biri aslında karlı olan bir alandan kısıtlama yaparak daha düşük kar getirebilecek bir alana harcama yapıyor demektir. Elbette burada israf dediğimiz nokta önemlidir.

İsrafı da yaşadığımız ortama, zamana ve çevremize göre değerlendirmemiz lazım. Bir kardeşimiz Arabistan'a gitmişti. Orada bir gözleminden bahsediyor. Bu işte 30-40 sene öncesinin bir hikayesi. "Baktım" diyor, "en köhne evde bile klima var". Biz o zaman İstanbul'da klimalı ev bilmezdik. Kendi kendime, "Ya kardeşim bu bir israf değil mi?" filan diye düşünürken aklıma geldi ki bizim Türkiye'mizde en kötü evde bile, en gecekondu da bile ısınma ihtiyacı, sobası vesairesi var. Niye? Soğuk memleket, ısınma bir ihtiyaç. E burası da sıcak bir memleket. Yer yer sıcaklık 50-55 dereceye ulaşıyor. Yani burada klima olmazsa hakikaten hayat zor çekilecek bir hayat haline gelir. Şimdi İstanbul'da da bakıyoruz artık evlerde hemen hemen %60-70 klimalar takılmış. Havalar biraz sıcaklamaya başladı mı herkes klimanın serin ortamına kendisini atmaya çalışıyor. Şimdi bir kimse kalkıp da "Ya kardeşim klima lüks" diyemez. Evet, imkanları el vermiyor olabilir. Maddi imkansızlıklar içerisinde olabilir. Burada şöyle söyleyebilir: "Evet, bu bir ihtiyaç ama bunu alabilecek gücümüz yok. Sabredelim, Cenab-ı Allah'a dua edelim. İnşallah Cenab-ı Allah lütfeder, kerem eder, böyle bir ihtiyacımızı karşılama imkanı buluruz." diyebilir. Ama bunun bundan 50 sene öncesine, 30 sene öncesine kıyasla lüks olduğunu düşünerek bugün kalkıp da "Bu artık lüks bir şeydir, bunu kullanmamız doğru değildir" diye söyleyemez. Bunun da ölçüsü ne? Bulunduğunuz şehirde eğer 100 evin 80'inde bir araç bulunuyorsa artık o ihtiyaç haline gelmiştir. Ama %10'unda, %20'sinde, %30'unda bulunuyorsa bu imkan sahibi olanların alabileceği bir şeydir.

Hayata Yeni Atılan Çiftlere Nasihatler

Özellikle de hayata yeni atılan çiftlerin evlerini A'dan Z'ye her şeyiyle tam takım döşemek istemeleri durumu var. Her şey tam takır olunca da bir eksik hissetmediklerinden bu sefer birbirleriyle kavgaya başlıyorlar. Oysa biz eski hikayelerden biliyoruz ki insan her şeyi tamamladı mı geriye kavga kalıyor. Ama tamamlayana kadar işte ortak akılla, "Hanım, gel şu ihtiyacımız var, bu ay bunu alalım, bir dahaki ay bunu alalım" diye hayat biraz daha anlayış üzerinde devam ediyor. Dolayısıyla burada kocanın, "Senin maaşına ben yönetme hakkına sahibim" gözüyle bakarak "Çalışmana göz yumarım, yoksa göz yummam" diyorsa bu yanlış bir şeydir. Kadının çalışması meselesi de -gerçi erkeğinki de öyledir- toplumsal faydaya yönelikse eğer, aile geçindirmeye yönelikse o zaman kabul edilir. Ama az önce de dediğimiz gibi kadının evini geçindirme mecburiyeti yoktur. Yani bu kardeşimiz öğretmenlik mesleğini yapmıyor diyelim. Böyle bir durumda kocası, "Sen düne kadar maaş getiriyordun, şimdi getirmiyorsun. Bundan sonra şu temel ihtiyaçları almakta ben zorlanırım" diye eğer bir göz korkutmaya veya "Sen böyle yaptın ben de böyle yaparım" diye bir mukabeleye, karşılık verme babından, imkanları olduğu halde evin geçiminde bir daraltmaya gidecek olursa Allah katında veballi bir iş yapmış olur.

Kadının Yapması Gereken Şey Nedir?

Dolayısıyla burada hanım kardeşimizin yapacağı, "Madem öyle ben sahip olduğum parayı kullanamayacağım, binaenaleyh senin bunu bana bir şantaj olarak sunmanı da kabul etmiyorum. Ben çalışmam, sen bana bakacaksın" diyebilir. Ama bir kadına anasından, babasından bir yerden miras kalmış parası var, banka hesabında şu kadar parası var. Erkek kalkıp da, "Bir evde iki kasa olmaz. Dolayısıyla sen paranı bana teslim etmek zorundasın" derse bu zulüm olmuş olur. Zulüm ise haramdır. Allah zulme razı olmaz. Kadının mülkü kendinindir, erkeğin mülkü kendinindir. Nasıl biz zaman diyoruz; evlenme hak olduğu gibi boşanma da haktır. Boşandılar diye taraflar birbirlerinin mallarına ortak olmazlar. Herkesin malı kendisine aittir. İslam'da mal ayrımı rejimi söz konusudur. Evlatların da malları kendilerine aittir. Dolayısıyla yeni doğmuş olan bir bebeğe takılan altın o bebeğin malıdır. Yani kalkıp da ana baba, "Biz sana bakıyoruz, bu altın da bizimdir" diye bir iddiada bulunamaz. Ama şu denilebilir: "Bu altını çocuğun masrafı için kullanırım." Evet, çocuğun ihtiyacı için kullanılabilir. Fakat çocuğun ihtiyacı olmadığı bir yerde, "Biz de filanlara gideceğiz, onlara altın takacağız" diye çocuğa takılan altını götürüp başka bir yere takma hakları söz konusu değildir. Dolayısıyla yeni doğmuş bir çocuğun bile mal ayrımı rejimi gereği kendi mülkiyeti söz konusu ise kadının da kendi mülkiyeti söz konusudur, kazandığı para kendisinindir.

Ama eğer karı koca anlaşarak, "Evin ihtiyaçlarını tek başına gidermekte zorlanıyoruz" diyelim, hanım da katkı yapıyor. Allah razı olsun, az önce de ifade ettiğimiz gibi en hayırlı bir sadaka verme yeri olmuş olur. Ama "Sen paranı bana teslim edeceksin, benim sana verdiğim kadarını harcayacaksın" türünden bir şey doğru bir davranış olmaz. Ama ala külle hal hanım kardeşimiz sabrederse sabrının karşılığını Cenab-ı Allah'ın cennetine talip olarak görmüş olur. Ama sabretmezse, eğer tabii detaylarını bilmiyoruz, hakikaten bir hem fiziki hem ruhi bir baskı söz konusuysa ve evlilik hayatı çekilemez hale gelmişse o zaman birtakım mercilere müracaat edebilir. Aile büyüklerine müracaat edilebilir. Çünkü Kur'an-ı Kerim, "(Eğer) ondan bir ayrılık hissederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin" (Nisa Suresi, 35. ayet) diyor. Yani karı koca eğer aralarında birtakım problemler oluşmuşsa aile büyüklerine, kadının tarafından ve erkeğin tarafından aile büyüklerine iş düşüyor demektir. Onlar bir ortak akıl çerçevesinde erkeğe de, "Yapma böyle, yani sık boğaz etme. İşte dört tane çocuk var, bu kadın da para kazanıyor" diyebilirler.

Erkekte Kadında Başına Buyruk Olamaz

Bazen de şöyle anlaşılıyor; ekonomik bağımsızlık, kadının zengin olması onun istediği gibi davranabileceği anlamına gelmiyor. Yani evlilik artık iki iradenin ulvi bir gaye etrafında şekillenmesi anlamına geliyor. Ne erkek eskiden olduğu gibi başına buyruktur, ne kadın eskiden olduğu gibi başına buyruktur. Ama şunu da göz ardı etmemek lazım; bu evlilik müessesesinin reisi erkektir. Erkeğin dediği evde geçerlidir, erkeğin dediği olacaktır. Yok efendim hükümet bana bu hakkı tanımış, yok modern dünyadayız, dünya felsefesi değişti vesaire filan türünden eğer kadın kocasına karşı bir uzlaşmaz tavır sergilerse bu Allah katında sorumluluk doğurur. Dolayısıyla attığımız adımlara dikkat etmemiz lazım. Ufacık tefecik şeylerden dolayı aile müessesesine, aile mutluluğuna, çocukların saadetine zararlı olabilecek adımlar atmaktan da çekinmek lazım. Allah hepimize yardım etsin. Dolayısıyla Allah için katlanılan, yani bir haksızlık olduğunu düşünüyorsunuz bir yerde ama vereceğiniz karşılığın da daha orantısız bir netice doğuracağından endişe ediyorsunuz, Allah için katlanıyorsunuz. Dolayısıyla burada mükafatını Allah'la pazarlığınızdan alacağınız yeni bir durum ortaya çıkıyor demektir. Bu krizi fırsata çevirmenin en akıllıca yolu, Allah hepimize dünya ahirette hesabını verebileceğimiz şekilde tutum ve davranış içerisinde olabilmeyi nasip eylesin.

İslam ve İhsan

EŞLER ARASINDA PARA İLİŞKİSİ NASIL OLMALI?

Eşler Arasında Para İlişkisi Nasıl Olmalı?

AİLE GEÇİMİ İLE İLGİLİ HADİSLER

Aile Geçimi İle İlgili Hadisler

İSLAM'A GÖRE KARI-KOCANIN ORTAK PARASI ORTAK MALI KİMİNDİR?

İslam'a Göre Karı-Kocanın Ortak Parası Ortak Malı Kimindir?

AİLENİN GEÇİMİYLE İLGİLİ AYETLER VE HADİSLER

Ailenin Geçimiyle İlgili Ayetler ve Hadisler

İSLAM’DA EVLİ KADININ MALİ HAKLARI

İslam’da Evli Kadının Mali Hakları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle