Çocukları Öldürenler İnsan Olamaz

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Çocukları öldürenler insan olamaz” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Vav TV ekranlarından canlı olarak yayınlanan “İftar Vakti” programına konuk oldu.

Tövbe istiğfarın önemine işaret eden Başkan Erbaş, “İbadetler namazla, oruçla sınırlı değil. Onun dışında tövbe istiğfar çok önemli bir ibadettir, dilimizden eksik olmamalı. Namazın zamanı var, oruçta imsak, iftar var ama tövbe istiğfarın zamanı yok.” dedi.

Gazze’de masumların, çocukların ve bebeklerin bombalar altında katledildiğine dikkati çeken Başkan Erbaş, “Bu katliamı yapanlar çok iyi bir şey yaptıklarını düşünüyorlar. Demek ki ahirette bunun hesabını vereceklerine inanmıyorlar. Ahiret inancı olan insan bunu yapabilir mi? İslam’da en önemli anlayışlardan birisidir ahirete inanmak.” diye konuştu.

“İslam’da çocuklara, kadınlara, yaşlılara, eli silahsız masumlara dokunulması haramdır”

Başkan Erbaş, tarihte Yahudiler ne zaman azmışlarsa başlarına bir şey geldiğini ifade ederek, İsrail’in şu anda en büyük azgınlığı yaptığını belirtti.

İslam fıkıh kitaplarında savaş adabının olduğuna işaret eden Başkan Erbaş, şöyle konuştu:

“Askerlerimizin savaşmak zorunda kaldıkları zaman, savaştıkları bölgelerde mabetlere, din adamlarına dokunması yasaktır. Çocuklara, kadınlara, yaşlılara, eli silahsız masumlara dokunulması haramdır. Bunu bizim askerimiz tarih boyunca hep göstermiş.

Yakın tarihimizde de şurada on sene önce, hatırlayın Güneydoğu’daki bazı şehirlerimizi, bu PKK terör örgütü orada kendilerine göre bir takım planlar yaptılar. O planlarını tabii devletimiz büyük, bozdu. Bizim askerimiz böyle adeta iğneyle kuyu kazarcasına bir masumun burnu kanamasın diye şehitler verdik. Orada aylarca operasyon yaptı askerimiz, ordumuz. Mesela sınırlarımızın ötesinde vatanımızı korumak zorundayız. Vatanımızı tehdit eden o terör örgütleri nerede olursa olsun onları mutlaka bir şekilde ortadan kaldırmak lazım.”

Başkan Erbaş, İsrail’in Filistinlilere saldırma cesaretini Müslümanların parçalanmışlığından aldığının altını çizerek, en yakın zamanda Müslümanların güçlerini birleştirmesi gerektiğini söyledi.

“Çocukları öldürenler insan olamaz”

Avrupa’da katliam yaşamış İsraillilerin bugün dünyanın gözü önünde katliam yaptığına dikkati çeken Başkan Erbaş, “Çocuklara, bebeklere, kadınlara, masumlara katliam yapıyorlar. Yani bir mertlik de yok. Ne demektir mertlik? İki güç karşı karşıya gelir, kimin bileği güçlüyse o muzaffer olur. Burada böyle de bir şey yok. 11 bin çocuk öldürülmüş, o fosfor bombalarını atıp çocukları öldürüyorlar. Bunun insanlıkla alakası yok. Bunu yapanlar insan olamaz.” dedi.

“Uçaklarla, gemilerle, tırlarla Gazze’ye yardım ulaştırmaya çalışıyoruz”

Başkan Erbaş, Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) üzerinden Filistin’e yiyecek, içecek ve giyecek yardımı yaptıklarını dile getirerek, “Buradan uçaklarla, gemilerle, tırlarla ulaştırmaya çalışıyoruz. Bazen Mısır tarafından, bazen Ürdün tarafından Gazze’ye ulaştırmaya çalışıyoruz. Hatta bizim Gazze’de bir ekibimiz de var. Orada TDV’mızın içeride ekibi var. Bazen Kızılay’la beraber, bazen müstakil olarak gereken çalışmaları yapıyoruz elhamdülillah.” ifadelerini kullandı.

“Sevgi medeniyetinin çocuklarını sevgiyle yetiştirmemiz lazım”

“Sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de hakikaten iman etmiş olamazsınız” hadis-i şerifini aktaran Başkan Erbaş, “Sevgi medeniyetinin çocuklarını sevgiyle yetiştirmemiz lazım. 4-6 yaş Kur’an kurslarımızda derse giren hocalarımızın tamamı hoca hanımlarımızdan oluşuyor. Annelik şefkatiyle yaklaşsın hem sevsin hem de sevgiyi, saygıyı, değerlerimizi öğretsin…” şeklinde konuştu.

“İstiyoruz ki her mahallede bir 4-6 yaş Kur’an kursumuz olsun”

Başkan Erbaş, 4-6 yaş Kur’an kurslarına çok talebin olduğunu belirterek, “Buradan bizi dinleyen kardeşlerimizden özellikle istirham ediyorum; istiyoruz ki her mahallede bir 4-6 yaş Kur’an kursumuz olsun, milletimiz bize destek olsun. Hocalarımıza her vesileyle söylüyorum; camilerimizin bitişiğinde bir 4-6 yaş Kur’an kursu açalım.” dedi.

Kaynak: Diyanet Haber

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.