Celvetiyye Tarîkatı’nda Mücâhede: Riyâzat ve Nefs Terbiyesi
Celvetiyye yolunda nefisle mücâhede neden önemli ve riyâzat sâliki hangi manevî makamlara yükseltir?
Mücâhede lügatte cihâd, din düşmanı ile harb ve kıtâl yapmak, cehd ve gayret sarfederek çalışmak ma’nâsınadır. Tasavvuf ıstılahında ise şeriatın taleb ettiği tarzda nefs-i emmâre ile icâbında ona ağır gelen vazîfeleri yüklemek sûretiyle cihâd etmek, her hâl u kârda nefsin arzûlarının hılâfına ona ağır bedenî meşakkatler yüklemek demektir.
Sûrî mücâhede, tabiat ve nefsi riyâzat ve benzeri amellerle süslemektir. Ma’nevî mücâhede ise rûh ve sırra müteallık olup zikir, fikir gibi ma’nevî vazîfelerin îfâsıyla gerçekleşir. Bu amellerin îfâsıyla ma’nevî mücâhedeyi gerçekleştiren kul müşâhede makâmına yükselir.
CELVETİYYE TARÎKATI’NDA MÜCÂHEDE: RİYÂZAT VE NEFS TERBİYESİ
Celvetiyye Tarîkatı’nda nefs ile mücâhede, hemen bütün nefsânî tarîkatlarda olduğu gibi amellerin en fazîletlisidir. Zîrâ nefs bütün şerlerin başıdır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.) Ashâbıyla bir gazâdan döndüklerinde: “Küçük cihâddan büyük cihâda döndük.” buyurmuşlar, Ashâb-ı Kirâm da: “Nedir o büyük cihâd yâ Rasûlallah!” deyince Efendimiz (s.a.): “Nefs ile mücâhededir.” buyurmuşlardır.
Celvetiyye’nin mücâhede ile sülûk edilen bir tarîkat olmasından dolayıdır ki bu tarîkatın sâliklerinin zevki mihnet ve elemi gerektiren riyâzî amellerle meşgûl olmaktır. Hakk’ın yolu mücâhede ve muzâyaka yoludur. Çünkü insan bu âleme lem-i Lâhût’tan sefer eylemiştir. Seferin bir takım meşakkatlarının bulunması nasıl tabiî ise Hakk yoluna sefer eyleyen sâlikin de ba’zı muzâyakalarının bulunması o derece tabiîdir.
Nefsle yapılan mücâhedede en müessir silâh riyâzattır. Nefsin isteklerine muhalefet ancak az yemek, az uyumak, az konuşmak ve halk ile fazlaca ihtilâttan uzak kalmak sûretiyle mümkün olabilir.
Ma’rifetin sırrı riyâzattır. Riyâzatın faydası da ahlâkın güzelleşmesi ve kalbin tasfiye edilerek ma’rifete hazır hâle gelmesini sağlamaktır. Riyâzat sâyesinde cânib-i Hakk’tan sâlikin vücûduna bir te’sîr gelir ve o te’sîr sâyesinde nefs, cisim, ruh ve sırr hepsi salâh bularak sâlik visâle lâyık bir vücûd-ı ma’nevî kazanmış olur.
Celvetiyye’de, nefs ile mücâhede de riyâzatın büyük önemi kabûl edilmekte ve lâkin bunda i’tidâl tavsiye edilmektedir. Nitekim Hz. Hüdâyî: “Şeyh mürîdin riyâzatında ifrât eylese yolda tozudur, ihmâl eylese ilhâda düşer; savâb i’tidâldedir.” diyerek bunu açıklamıştır.
Kaynak: Hasan Kamil Yılmaz, Aziz Mahmud Hüdayi, Erkam Yayınları










YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!