Camileri Tanıtmak İçin Almanya’dan Türkiye’ye Bisikletle Geldi

Hayatını sürdürdüğü Almanya’dan memleketi Düzce’ye varmak için bisikletiyle yola çıkan ve güzergahtaki camileri sosyal medya aracılığıyla tanıtmayı amaçlayan Habip Keskin, Edirne’ye ulaştı.

Almanya’nın Bad Buchau kentinde yaşayan, “Düzceli motorcu” lakaplı Habip Keskin, bisikletle memleketi Düzce’ye gitmeye karar verdi.

Hazırlıklarını tamamlayan Keskin, 6 Ocak’ta Almanya’dan yola çıktı. Trafikte görünür olabileceği renkte giysileri tercih eden Keskin, bisikletine astığı Türk bayrağı ve “Düzceli 81” yazısıyla da dikkati çekti.

Avrupa ülkelerinin bir bölümünü otobüsle geçen Keskin, Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan ve Bulgaristan’da 1400 kilometre pedal çevirdi. Geçtiği ülkelerde camileri ziyaret ederek fotoğraflayan Keskin, bu fotoğrafları sosyal medya hesaplarında paylaştı.

Kapıkule Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapan Keskin, daha önce Türkiye’yi motosikletle gezdiğini, bisikletle Almanya’dan memleketi Düzce’ye gelmeye karar verdiğini söyledi.

Türkiye’ye ulaştığı için mutlu olduğunu belirten Keskin, “Çok şükür Allah sağ salim vatanımıza kadar gelmeyi nasip etti. Türkiye’ye gelmekteki amacım güzergah üzerinde Osmanlı’dan bu tarafa kalan tarihi değerlerimizi, camilerimizi görmek, milletimizin yaptığı değerleri insanlara göstermek.” dedi.

“BAZI AKŞAMLAR CAMİLERDE KONAKLADIM”

Keskin, Avrupa’daki yolculuğu boyunca ziyaret ettiği camilerde birçok Türk ile tanıştığını, bazı akşamlar camilerde konakladığını ifade etti.

Olumsuz hava şartlarının kendisini yıldırmadığını söyleyen Keskin, camileri tanıtma azmiyle tüm zorlukların üstesinden geldiğini belirtti.

Türkiye’deki camilerin de tanıtımını yapacağını dile getiren Keskin, “İstikametim, memleketim Düzce olacak. Düzce’ye kadar görebildiğim camileri ziyaret edeceğim. Camileri içeriden ve dışarıdan fotoğraflıyorum. Vakit namazlarımı da kaçırmıyorum. Camileri elimden geldiği kadar çekip Avrupa ve Türkiye’de beni sosyal medyadan takip eden kardeşlerime ve büyüklerime göstermeye gayret ediyorum.” diye konuştu.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.