“Bir Bardak Suyla Oruca Niyetleniyorum”

Suriye’nin İdlib ilindeki sığınmacı kampında kalan 5 çocuk annesi Hanzal, “Ramazan başladığından beri sahursuz oruç tutuyorum. Bir bardak suyla oruca niyetleniyorum.” dedi.

Suriye’nin İdlib ilindeki bir kampa sığınan 5 çocuk annesi Fadiya Hanzal, ramazanı erzaksız geçiriyor. Bayram yaklaşırken, çocuklarına yeni giysi alamayacağı için üzülen anne, rejimin alıkoyduğu eşinin dönmesi için dua ediyor.

Suriye’de süren iç savaş nedeniyle milyonlarca sivil, ülkenin farklı bölgelerinde ramazan ayını buruk geçiriyor.

Ramazan ayının en zor geçtiği yerlerden biri bu sene yine sığınmacı kampları. Evlerini ve yaşadıkları bölgeleri Beşşar Esed rejimin saldırıları yüzünden terk ederek kısmen daha güvenli olan sığınmacı kamplarına göç eden on binlerce aile, ramazanda gelecek yardımları bekliyor.

“SAHURSUZ ORUÇ TUTUYORUM”

İdlib’deki Şüheda (şehitler) Kampı’nda yaşayan Fadiya Hanzal, “Ramazan başladığından beri sahursuz oruç tutuyorum. Bir bardak suyla oruca niyetleniyorum.” dedi.

Hama ilinden göç eden Hanzal, Suriye’nin Türkiye sınırı hattındaki kamplar bölgesinde beş çocuğuyla birlikte hiçbir geliri olmadan hayatına devam etmeye çalışıyor.

“ÇOCUKLAR RAMAZAN AYI BAŞINDA MEYVE VE ET İSTEDİLER AMA ALAMADIM”

Maddi durumunun çok kötü olduğunu söyleyen Hanzal, “Mutfağımda yiyecek bir şey yok. Çocuklarımın karşılayamadığım talepleri beni yoruyor ve üzüyor. Çocuklar Ramazan ayı başında meyve ve et istediler ama alamadım.” diye konuştu.

Eşi Esed rejiminin hastanelerinde tutuklu bulunan 32 yaşındaki Hanzal, “Rejim askerleri çiftçilik yapan eşimi, kayınpederimi ve kardeşimi 2014 yılında tutukladı. O günden beri onlardan bir haber alamadım. Rejim yanlıları beni sıkıştırmaya, tehdit etmeye başladı. Ben de en küçük kızıma hamileyken diğer çocuklarımla birlikte kamplara göç etmek zorunda kaldım.” ifadelerini kullandı.

Hanzal, “Bayram geliyor. Çocuklar bayramın geldiğinin farkındalar. Elbise istiyorlar ama alamıyorum. Evde borç olarak aldığım 500 Suriye lirası (5 TL) param var. Çocuklarımın elbiseleri geçen yıldan kalma.Yardım dağıtımından aldığımız elbiseleri giyiyorlar.” şeklinde konuştu.

Hanzal şöyle devam etti:

“Kampta geçirdiğimiz ilk bayram çocuklarımın babalarını sorması hayatımdaki en zor anlardan birisidir. Tutuklu olduğunu söyleyerek dua etmelerini istedim. Allah’tan sadece çocuklarımın babasının sağ salim dönmesini diliyorum.”

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • Allah yardımcın olsun ..sosyal yardımları hep ellerindeki listedeki kişilere veren Kaymakamlık yetkililerine de kapak olsun...

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.