Belirli Bir Amaç İçin Vakfedilen Müessese Amacı Dışında Kullanılırsa Vebali Nedir?

lirli bir amaç için vakfedilen müessese amacı dışında kullanılırsa vebali nedir?

Vakıf, bir gayrimenkulün mülkiyetini Allah’a bağlamaktır. Bütün her şeyin mülkiyeti zaten Cenâb-ı Allah’a aittir. Biz de Cenâb-ı Allah’ın mülküyüz; çünkü yaratan O’dur. Hepimiz O’nun mülküyüz. Fakat Cenâb-ı Allah dünyada bize mal mülk vermiştir ve biz bu mal mülkü emanetçi olarak idare ediyoruz. Elimizde emanet bulunan bu malın ve mülkün bir kısmını, Cenâb-ı Allah’ın akıllı kulları Allah için vakfederler. Yani alım satım türü işlemlerden kopararak, Cenâb-ı Allah’ın rızasını kazanacak şekilde hayır hizmetlerinde kullanılmak üzere vakfederler.

Söz gelimi, Ayasofya’yı cami yapan yahut camiye çeviren Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri, yanında birtakım dükkânları, kervansarayları vesaireleri de oranın masraflarına kullanılmak üzere vakfetmiştir. Artık o dükkânlar alım satımın konusu dışına çıkmış olur. Veya bir yerde bir medrese yapılır; biri bu medreseyi Allah için vakfeder. Yani bu medrese artık alım satımı söz konusu edilemeyecek bir gayrimenkul hâline gelir.

Anadolu’nun toprakları bu tür vakıflarla doludur. İstanbul bu tür vakıflarla doludur. Nereye gitseniz ecdadın vakıf eserlerini görürsünüz. Hatta Osmanlı medeniyeti için “vakıflar medeniyeti” denilmiştir. Osmanlı’da bir insan vakıf hastanesinde dünyaya gelir, vakıf beşiğinde sallanır, vakıf imkânlarıyla evlenir; en sonunda öldüğünde de vakıf tabutuyla taşınır ve vakıf mezarlığına defnedilir. Hayatı, vakıf hizmetlerinden istifade ederek geçer.

Şimdi Anadolu’da da birçok hayırsever insanımız gayrimenkullerini vakfetmektedir. Ancak bu vakıflar, son dönemlerde maalesef usulüne uygun yapılmadığından dolayı problemli hâle gelmektedir. Çünkü bir şeyin vakıf olabilmesi için tapu kaydında vakıf olarak tescil edilmesi gerekir. Ama sözlü vakıflar yapıldığında veya tapular Ahmed’in, Mehmet’in üzerine verildiğinde, zamanla bakıyorsunuz ki Ahmet veya Mehmet yoldan çıkabiliyor. Kendisine “burası bir dershane olacak, burası bir Kur’an kursu olacak, burası bir gençlik merkezi olacak” şartıyla verilen yerler, mevzuattaki bazı sıkıntılar sebebiyle şahıs üzerine yapılmış olsa da, aslında herkes bunun vakıf olduğunu bilmektedir. Fakat zaman içerisinde, ya bu insanların dinî bütünlüklerinin bozulması sebebiyle ya da ölümlerinden sonra ortaya çıkan yeni varislerin dinî duyarsızlıkları veya konudan habersiz olmaları sebebiyle bu yerler vakıf amaçlarının dışında kullanılabilmektedir.

Bu çok tehlikeli bir şeydir. Vakfedilmiş bir yeri, vakfedildiği amacın dışında kullanmak laneti gerektiren bir sebeptir. Eğer bir yerde bir gayrimenkul Allah için vakfedilmişse ve o gayrimenkulün hizmet etme imkânı hâlâ devam ediyorsa, bu gayrimenkulü bozmak, satmak, başka bir şeye çevirmek —başka bir hayır için bile olsa— caiz değildir.

Mesela Ümraniye’de bir daire vakfedilmiş ve “burada üniversite öğrencileri kalsın” denmiştir. Zamanla bu daire, vakfedildiği dernek veya cemiyet tarafından “ölü yatırım” gibi görülüp “burayı satalım, buradan gelen parayla başka bir hayır yapalım” denmesi doğru değildir. Çünkü vakfeden kimse burayı öğrencilerin kalması için vakfetmiştir. Orada öğrencilerin kalmasına imkân olduğu sürece, o yer bu amaca uygun şekilde kullanılmalıdır. Ancak bir deprem olur, orası artık meskûn mahal olmaktan çıkar ve orada yaşamak mümkün olmazsa, o zaman satılıp bedelinin benzer bir amaç için kullanılması mümkün hâle gelir.

Bunun dışında, mesela bir Müslüman gayrimenkulünü dershane veya Kur’an kursu olsun diye vakfetmiş, sonra oradaki görevliler “bu Hacı amca çok geliyor gidiyor, biz rahatsız oluyoruz” diyerek burayı satıp başka yere taşımaya karar verirse, buna hakları yoktur. Bunu yapanlar Allah’ın lanetini üzerlerine çekmiş olurlar. Çünkü Cenâb-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de vasiyeti ve vakfı değiştirenlerin günah kazanacaklarını bildirmektedir. (Bknz. Bakara, 2/181)

Allah’tan korkmak gerekir. Hele ki vakfeden kişi hayattaysa… Mesela ben dairemi Basri Hocaya vakfettim ve tapusunu onun üzerine yaptım; “bu hizmetleri yürüt” diye emanet ettim. Sonra aramız bozuldu diye onun bu daireyi satıp başka bir yer alması doğru olmaz. Çünkü adam bunu Allah rızası için yapmış ve sizi emanetçi görmüştür. Eğer o gayrimenkul vakıf hizmetlerine artık uygun değilse, vakıf sahibine gidip izin almak gerekir: “Burası artık verimli kullanılmıyor, müsaade ederseniz burayı satıp başka bir yer alalım” diye danışmak daha doğru olur. Allahu a‘lem.

İslam ve İhsan

VAKIFLARIN TOPLUMA ETKİSİ VE FAYDALARI

Vakıfların Topluma Etkisi ve Faydaları

OSMANLI’DA VAKIFLAR VE VAKIF MEDENİYETİ

Osmanlı’da Vakıflar ve Vakıf Medeniyeti

OSMANLI'DA VAKIF MEDENİYETİ

Osmanlı'da Vakıf Medeniyeti

VAKIF NE DEMEK?

Vakıf Ne Demek?

VAKIF KURMAKTAKİ ESAS GAYE NEDİR?

Vakıf Kurmaktaki Esas Gaye Nedir?

VAKIFNÂME BEDDUALARI

Vakıfnâme Bedduaları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.