Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin Müntesiplerine Duası

Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin müntesiplerine ettiği bu meşhur dua, asırlardır gönüllerde yankılanmaktadır.

Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri, müntesiplerine gönülleri ihyâ eden şu meşhur duayı irâd etmiştir.

AZİZ MAHMÛD HÜDÂYÎ HAZRETLERİ’NİN MÜNTESİPLERİNE DUASI

Hz. Hüdâyî, bir gün Sultân Ahmed Han’la sohbette iken Sultân Ahmed kendisine:

“– Abdülkâdir Gîlânî hazretlerinin kıyâmet gününde müntesiblerinden pek çok günahkâra şefâat buyuracağına dâir bir rivâyet var. Bunun sıhhati ve adem-i sıhhati mevzûunda ne buyrulur?” diye sormuş Hz. Hüdâyî de bir an murâkebeye vardıktan sonra “rivâyetin sıhhatini” haber vermişti. Bunun üzerine Sultân Ahmed:

“– Sizin bizlere vaad ve tebşîriniz yok mudur?” deyince Hz. Hüdâyî ellerini açarak:

“– Kıyâmete kadar tarîkatımıza intisâb edenler, ömründe bir kerre türbemizin önünden geçtiğinden “Fâtiha” okuyanlar bizimdir. Bize mensûb olanlar denizde boğulmasınlar, âhır ömürlerinde fakîrlik görmesinler! Îmanlarını kurtarmadıkça gitmesinler ve öleceklerini bilsinler ve haber versinler!” diye duâ buyurmuştu. (Mehmed Gülşen Efendi, bu duâ ile ilgili olarak: “Bu duâ-yı müstecâb sayesindedir ki, tâ Hz. Pîr’in devrinden şimdiye kadar ‘Celvetiyye Tarîkatı’ mensûblarından hiçbir ferdin denizde boğularak vefâtı vâkî olmadığı gibi birçok celvetî mensûbu da zaman-ı vefâtlarını sarâhaten haber vermişler veya remiz ve işâretle beyân etmişlerdir.” Külliyât, 10.)

Kaynak: Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Aziz Mahmut Hüdayi, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

AZİZ MAHMUD HÜDÂYİ HAZRETLERİ'NİN KABUL OLUNAN DUASI

Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri'nin Kabul Olunan Duası

AZİZ MAHMUD HÜDAYİ HAZRETLERİ’NİN HAYATI

Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin Hayatı

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.