Anne ve Babaya Bakmak Kız Evlâda Da Farz mıdır? Neden Bu Konuda Öncelik Erkek Evlâda Verilir?

Anne ve babaya bakmak kız evlâda da farz mıdır? Neden bu konuda öncelik erkek evlâda verilir? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

(Aşağıdaki metin videonun kısa bir özetidir. Vaazın tamamı ve tüm detayları için videoyu izleyebilirsiniz.)

Anne ve babaya hizmet etmek, hem kız evladın hem de erkek evladın üzerine farz olan bir sorumluluktur. Çünkü evlat olmak, Rabbimizin bize verdiği büyük bir nimettir ve bu nimetin şükrü, anne babaya hizmetle ortaya konur.

Ancak fıkhımız, hayatın düzenini de dikkate alarak bazı inceliklere işaret eder. Kız evladımız evlendiğinde, kocasının evinde olur; bu sebeple anne babasına fiziksel olarak hizmet etmesi, kocasının iznine bağlıdır. Buna karşılık erkek evladın, anne babasına hizmet edebilmesi için eşinden izin alması gerekmez; Rabbimizin yüklediği bu sorumluluk doğrudan omuzlarındadır.

Maddi yükümlülükler meselesine gelince… Şayet anne babanın bir masrafı olacaksa, fıkıh âlimlerimiz bunun evlatların imkânlarına göre paylaşılabileceğini ifade eder. Durum müsaitse yarı yarıya, değilse mirastaki pay oranlarına göre… Ama kız evladın maddi gücü yoksa, geçim yükümlüsü olan erkek evlada bu sorumluluk tam olarak düşer.

Sonuç olarak aziz kardeşlerim; ister kız olsun ister erkek, her evlat anne babasına hizmetle mükelleftir. Lâkin unutmayalım ki, kim bu hizmette daha öne geçerse, kim anne babasının gönlünü daha çok hoş ederse, ahirette de onun mükafatı o kadar büyük olacaktır. Çünkü anne baba rızası, Rabbimizin rızasına giden en büyük kapılardan biridir.

Allah hepimizi, anne babasına hizmet eden, onların duasını alan kullarından eylesin. Amin.

İslam ve İhsan

ANNE VE BABAYA HÜRMET ETMENİN FAZİLETİ

Anne ve Babaya Hürmet Etmenin Fazileti

ANNE BABAYA HİZMET ETMENİN ADABI

Anne Babaya Hizmet Etmenin Adabı

KUR’AN’A GÖRE ANNE BABAMIZA NASIL DAVRANMALIYIZ?

Kur’an’a Göre Anne Babamıza Nasıl Davranmalıyız?

ANNE BABAYA İTAAT İLE İLGİLİ AYETLER

Anne Babaya İtaat ile İlgili Ayetler

ANNE VE BABAMIZA KARŞI GÖREVLERİMİZ

Anne ve Babamıza Karşı Görevlerimiz

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.