Anne-Babanın Sorumlulukları Nelerdir?

Aile nasıl bir kurumdur? Annelik-babalık rolü nasıl olmalıdır? Çocuğun eğitiminde anne mi önemlidir baba mı? Bir çocuğu yetiştirmede anne-babaya düşen sorumluluklar nelerdir?

İnsan çevre çevre yetişip gelişen ve bu çevrelerle kurduğu ya da yaşadığı ilişkinin neticesinde de iyi ya da kötü bir kıvama doğru dönüşen bir varlıktır. Bezm-i ezelden dünya sahnesine ve bu âlemden de ebediyet âlemine doğru devam edip giden bu yolculukta sayısız duraklar ve muhitler vardır. Her konaktan bir şeyler alır ve belki bir iz bırakarak ayrılırız. İlâhî iradenin çizdiği bu rotada rolümüzün ne kadar olduğunu bilmiyoruz. Bildiğimiz; ancak O’nun bize bildirdiğinden ibaret. Bu bilgiye dayanarak diyebiliriz ki bizim bu yolculukta her bir konak için olmasa da kimi menzillerde yapmamız gereken vazifelerimiz vardır. Bu vazifeler çocuklukta ayrı, gençlikte bir başka, anne-baba rolünde daha farklıdır. Biz bu yazıda aile konağında çocuklarımız adına oluşturulması gereken iklimde rolümüzün ne olması gerektiğini söz konusu edeceğiz.

KÖKLERİ CENNETTE ATILAN MÜESSESE

Aile, ilk insan Hazret-i Âdem ve eşi arasında kökleri cennette atılmış bir müessesedir. Bu yönüyle bir cennet yuvasıdır. İlahî sınırlar aşılmadığı sürece de cennet yuvası olma özelliği daimîdir. Hüzünler ve korkular orada sükûnete erer. Huzur ve saadet vesilesidir. Sermayesi muhabbet ve merhamettir. Bu sermaye zayi edilmeden çoğaltılacak olursa bu yuva nice var oluşlara, faziletlere ve güzelliklere mahal olacaktır.

“Tertemiz bir beldede Rabbinin izniyle nice ürünler çıkar” buyurur Yüce Rabbimiz[1]. Aile iklimi de tertemiz kurulmalıdır. Haramlar kirletir. Nikah temiz bir akittir. Nikahsız beraberliklerin her bir çeşidi nice değerleri ve aile bahçesini yakıp kül eden cehennem korlarıdır. Aile helal lokma ile temizliğini sürdürür. Aile mutfağı, sadece yemeğin piştiği ve maddi açlığın giderildiği bir mekân değil, ailenin manevî ikliminin ve ülfetinin oluştuğu ve geliştiği merkez bir ocaktır. Zira helal lokma ile beslenen vücutlar, nice sâlih amellerin menbaı haline gelirler. Mutfağı temiz olmayan ve mutfakta paylaşım yapılmayan evler, henüz aile kıvamına ve terbiye ocağına dönüşmemiştir.

ANNELİK VE BABALIK ROLÜ

Babada babalık rolü, annede de annelik rolü son derece mühimdir. Kimse kimsenin rolünü çalmaya çalışmadan kendi olabilir ve kendi içinde kendi rolünü en iyi gerçekleştirme adına bir gelişim içinde olursa bu yuva, içinde nice hamlıkların piştiği bir dergâha/mektebe dönüşür. Aileden beklenen de budur. Baba sâlih bir erkek, anne saliha bir kadın ve çocuklar da sâlih evlatlar olarak bu ocağın fertleri olurlar.

Aile durağı dünya yolculuğunda hiçbir zaman kopulmaması gereken bir ana gövdedir. Bu müessesenin yerine ikame edilecek bir başka müessese keşfedilmemiştir. Aile yuvasından mahrum kimseler, çoğu zaman kaldırımların çocukları olurlar ki ne kendileri huzur bulurlar ne de etraflarına huzur verirler. Bu itibarla hangi maksatla olursa olsun nesiller, aile ocağından koparılmamalıdır. Zaruret ve ihtiyaçlar gereği bu ocaktan mekân olarak uzaklaşılsa da alaka ve muhabbeti devam ettirecek hatlar sürekli canlı tutulmalıdır. Aile bu yönüyle sadece ev içi demek değildir. Bu ev, kalp misali damarlar vasıtasıyla tüm fertlerini beslemeye devam etmeli hem de onlar tarafından beslenmelidir. Tıkanan damarlar, hem kalbe hem de uzva zarar verecektir.

Hiçbir eğitim müessesesi sıhhatli bir aile ocağı kadar sıcak, samimi, koruyucu, kollayıcı, destekleyici, özgüven aşılayıcı ve inşa edici değildir. Denilebilir ki birçok psikolojik rahatsızlığın arka planında doğru kurulamamış ve gerektiği gibi sürdürülemeyen aile ocağı mahrumiyetleri vardır. Bu yönüyle denilebilir ki, toplum olarak üzerinde titreyeceğimiz en önemli değerlerin başında aile hayatımız olmalıdır. Kuruluşu, sürdürülmesi ve huzuru adına sorumluluk sahibi herkese bir görev düşmektedir. Bu ocağın söndürülmesine ya da yıpratılmasına yönelik her çeşit saldırı ve faaliyet de sahibine seri katil muamelesi yapılması gereken bir cinayettir. Bu konuda en küçük bir tavizin cezasını toplumun tamamı çekecektir.

ANNE-BABAYA DÜŞEN SORUMLULUKLAR

Aile ocağının yetiştirici bir iklim olması adına anne-babaya düşen sorumluluklar hakkında söylenecek söz çok ise de biz bunlardan bir kısmına -bize ayrılan yerimizin müsadesi ölçüsünde- işaret etmekle yetinelim:

  1. Mümin bir anne babanın öncelikle tertemiz bir nesil endişesi taşıması önemlidir. Bunun ilk adımı âlemlerin Rabbine bu yüce nimet için Zekeriya -aleyhisselâm- misali niyaza yönelmek ve O’ndan kendilerine göz nuru olacak tertemiz evlatlar (ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً) lütfetmesini istemektir. Zira yaratıcı ve ihsan edici O’dur.
  2. Kendilerine böyle bir evlat lütfedildikten sonra da O’na asla ortak koşmamalıdır. O yavrunun yaratıcısı, mâliki ve sahibi gibi değil; Hakk’ın yüce bir emaneti, ikramı ve ihsanı bilmelidir. Aşırı sahiplenmenin ayrılıklara ve nice imtihanlara sebep olabileceği unutulmamalıdır.
  3. Evlatlarımız elimizdeki her şekli verebileceğimiz bir hamur değildir. Onlar da iradeli varlıklardır ve her an etkilenen ve halden hale girebilen bir gönle sahiptirler. Bu sırrı bilip onlar hakkında Rabbimize dualarımız daimî olmalıdır. İbrahim -aleyhisselâm- misali nesillerimizin tevhid ehli ve namazı gereği gibi ifa eden kimseler olması için Hakk’ın yüce dergahına gönlümüz daima dua halinde bulunmalıdır.
  4. Lokman -aleyhisselâm- gibi “Yavrucuğum Allah’a şirk koşma! Çünkü Allah’a ortak koşmak çok büyük bir zulümdür.” diyerek onların gönül iklimine her şeyden önce tevhidi yerleştirme vazifemizi eksiksiz yerine getirmeye çalışmalıyız. Hakk’a karşı tevhid şuuru, halka karşı âdalet tutumu terbiyenin merkezine yerleştirilmelidir. Bu iki çekirdekten İslâm’ın bütün güzellikleri dal budak salacaktır.
  5. Ailedeki muhabbet ve merhamet iklimi şımarıklığa dönüşmemesi için tatlı bir disiplinle sürdürülebilmelidir. İbadet, muamelat, ahlak ve ilişkilerdeki örneklik ve istikamet en etkili eğitim dilidir. Elbette zaman ve zemin gözetilerek nasihat içerikli hayata dair tecrübe aktarımları da tatlı bir üslupla yapılacaktır.
  6. Evlatlarımızın bilgi ve beceri kazanma, bir meslek sahibi olma ve çağın gereği nitelikleri kuşanma yolunda gerekli eğitimi alması için imkanlar en güzel şekilde değerlendirilmeli doğru ellere ve müesseselere teslim edilmelidirler. Bununla birlikte bunaltıcı ve köleleştirici olmayan bir takip sistemini de asla ihmal etmemelidir.
  7. Muhitin tesiri hiçbir zaman gözden uzak tutulmamalıdır. Bu yönüyle ikamet ettiğimiz mahal, devam edilen okul, kurulan arkadaşlıklar, okunan kitaplar, seyredilen görüntüler, dinlenilen müzikler kişiliği oluşturan ve müspet ya da menfi yönlendiren çevre faktörleridir ki bunların doğru oluşturulması adına ehil kimselerden danışmanlıklar alınmalıdır. Bu alanlarda hususiyle şu iletişim çağında hiçbir anne-baba tek başına yeterli değildir.
  8. Nesli ifsat eden şer odaklarının tuzaklarına karşı da uyanık olmak son derece mühimdir. Aksi halde evlatlar çalınabilecektir. Bedeni sizin yanınızda aklı, gönlü ve dünyası başkalarının yanında olabilecektir.
  9. Nesil yetiştirmek, onların üzerine abanarak nefes almalarını engelleyecek tarzda elbette gerçekleştirilemez. Kimi zaman önünde, kimi zaman yanı başında, kimi zaman arkasında ve kimi zaman da uzaktan desteklerimizle irade ve özgüven sahibi olmaları yönünde destek vermekle olacaktır. Neslin özgürlüğüne ve özgünlüğüne gereğinden fazla müdahale onları ya ifsat edecek ya da silik bir şahsiyet olarak kalmalarına sebep olacaktır. Bize kanatları yolunmuş ve uçamaz hale gelmiş biçare kuşlar ya da mağaralarda saklanıp sadece geceleri uçan kör baykuşlar değil, özgür ve bir o kadar da özgüvenli yükseklerde uçan şahinler ve kartallar lazım.

Rabbimiz ailelerimizi ve neslimizi muhafaza ve terakki yolunda muinimiz olsun. Gayret bizden Tevfik Yüce Rabbimizdendir.

İkbal diyor ki…

“Modern eğitim kurumlarını sana şikâyet ediyorum Yâ Rab! Onlar, doğan ve şahin yavrularını, serçeler gibi ve aslan yavrularını da kuzular gibi büyütüp yetiştiriyorlar...”

“Ey yeni neslin terbiyecisi! Allah ömrünü uzun etsin! Onlara, tevâzu ve nefisten ferâgat derslerini, şahsiyet ve kişiliklerini tanıtarak ver! Kayalar nasıl yarılır ve dağlar nasıl yerle bir edilir öğret onlara! Çünkü Batı onlara cam kâse yapmaktan başka bir şey öğretmedi. Arka arkaya iki asır devam eden kölelik, onların akıllarını darmadağın ve kalblerini perişan etti. Bunun için, bak, onları nasıl kendi şahsiyet ve benliklerine kavuşturursun ve fikrî anarşiyle nasıl savaşırsın; dikkat et!”

Dipnot:

[1] A’raf Sûresi 58.

Kaynak: Adem Ergül, Altınoluk Dergisi, Sayı: 451

İslam ve İhsan

İYİ ÇOCUK NASIL YETİŞTİRİLİR?

İyi Çocuk Nasıl Yetiştirilir?

ÇOCUK YETİŞTİRİRKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Çocuk Yetiştirirken Dikkat Edilecek Hususlar

ANNE VE BABANIN GÖREVLERİ NELERDİR?

Anne ve Babanın Görevleri Nelerdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.