Ailede Huzur İçin Nelere Dikkat Edilmelidir?

Ailede huzur için nelere dikkat edilmelidir? Yeni evli gençlere tavsiyeniz nedir? Aile fertlerinin birbirlerine karşı ne gibi vazifeleri vardır?

Toplumların huzuru, fertlerin iffetli yaşamasına bağlıdır. Bu da ancak nikâh rûhâniyeti içinde huzurlu bir aile müessesesi ile mümkündür.

Ailede huzur için lâzım gelen üç husus, âyet-i kerîmede şöyle bildirilmektedir:

“Kendileri ile huzur bulasınız diye size kendinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O’nun (yani Allâh’ın varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (er-Rûm, 21)

لِتَسْكُنُوا: Huzur ve sekînet:

Ailede huzur olursa, bu huzur hayatın her safhasına ve topluma yaygınlaşır.

مَوَدَّةً: Sevgi, muhabbet:

Muhabbetin mer­kezi Cenâb-ı Hak’tır. Aile hayatı, eşleri muhabbetin merkezine yönlendirirse, sevginin hakikî lezzeti tadılmış olur.

رَحْمَةً: Merhamet:

Hayatın her imtihanında birbirlerine destek olmak…

Rahmetli pederim Mûsâ Efendi, yeni evlenen gençlere şu tavsiyede bulunurdu:

“Karı-koca birbirine karşı merhametli olmalıdır. Gerçek şefkat ve merhametiniz, Allah yolunda birbirinize destek olmanızla anlaşılır. Teheccüd ve sabah namazına birbirinizi uyandırmanız, hakikî merhametin bir işareti sayılır.”

  • Her hususta olduğu gibi huzurlu bir aile yuvasında da Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i örnek almak îcâb eder:

Efendimiz’in Hâne-i Saâdetleri nasıldı?

–O yuva, dünyanın en mesut yuvasıydı.

–O yuvadan burcu burcu saâdet râyihaları yayılırdı.

–O yuvada günlerce sıcak yemek olmazdı. Fakat rızâ, sabır ve teslîmiyetin lezzeti ile yaşanırdı.

–O yuvadaki hanımların ve evlâtların dünya gözüyle müreffeh bir hayatı yoktu. Lâkin Allah Rasûlü’nün onlara coşkun bir muhabbeti vardı.

–Efendimiz, evlâtlarını çok sever, aziz tutardı. Yavrularını dâimâ takvâya yönlendirirdi.

Bu sebeple en hayırlı anne-baba, evlâdına âhiret mirası bırakabilen anne-babadır.

  • Allah Rasûlü’nün aile hayatında uyguladığı terbiye usûlü, hanımları ve evlâtlarının kalplerinde sonsuz bir bağlılık ve muhabbet hâsıl etmiştir.

Hiçbir kadın, mübârek zevcelerinin Allah Rasûlü’nü sevdiği kadar kocasını sevemez.

Hiçbir koca da Allah Rasûlü’nün mübârek zevcelerini sevdiği kadar ailesini sevemez.

Yine hiçbir evlât, Fâtıma Vâlidemiz kadar babasını sevemez.

Hiçbir baba da evlâtlarını, Allah Rasûlü’nün sevdiği kadar sevemez.

Demek ki ailede huzurun temeli, Allah Rasûlü’nün hâne-i saâdetlerindeki takvâ derinliğinden hisse alabilmeye bağlıdır.

  • Huzurlu Evliliğin Beş Şartı:

–Muhabbet

–Sadâkat

–Karşılıklı saygı

–Sabır ve mes’ûliyet

Muhabbet: Muhabbetin menşei “el-Vedûd” olan Cenâb-ı Hak’tır. Zevc ve zevcenin, Allah rızâsına uygun bir şekilde muhabbeti artırmaları, birbirlerinin rûhuna girecek bir damar bulmaları gerekir.

Sadâkat: Zor zamanlarda tarafların fedakârlığı. Peygamber Efendimiz’in hüzün senesini unutmamak îcâb eder.

Karşılıklı saygı: Samimiyeti lâubâlîliğe kaçırmamak; vakarı kibre, tevâzuyu zillete dönüştürmemek… Karşılıklı hudutları iyi korumak îcâb eder.

Sabır: Taraflar, zor zamanlarda birbirlerinin güzel huylarını düşünerek, bunlar hatırına sabretmelidir. Nitekim bir hadîs-i şerîfte:

“Bir mü’min, hanımına buğzetmesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.” buyrulmaktadır. (Müslim, Radâ‘, 61)

Zevc ve zevce arasında münâkaşa olmamalı, olursa da çocukların görmeyeceği yerde, onlara zarar vermeden yapılmalıdır.

Mes’ûliyet: Taraflar birbirlerine karşı vazifelerini ihmâl etmemelidir.

İki tarafın anne-babalarına aynı şekilde hürmet edilmelidir.

Bilhassa ilâhî bir emânet olan yavrular, îman ve güzel ahlâk ile techîz edilmelidir. Anne-babaların evlâtlarına bırakabileceği en kıymetli miras; onları Allah yolunda yetiştirmek, ebedî kurtuluşlarına gayret etmektir. Uhrevî istikbal endişesini, dünyevî istikbal kaygılarından dâimâ önde tutmaktır.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Genç Dergisi, Yıl: 2021 Ay: Haziran Sayı: 177

AİLE HAYATINDA HUZURUN REÇETESİ

Aile Hayatında Huzurun Reçetesi

HUZURLU ÂİLE HAYATI NASIL OLUR?

Huzurlu Âile Hayatı Nasıl Olur?

EVLİLİK VE AİLE HAYATI

Evlilik ve Aile Hayatı

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.