Aile Hekimi Mehmet Eyüp Hazar, Kovid-19'la Mücadelesini Anlattı

Aile hekimi Mehmet Eyüp Hazar, "Normal işleyişi devam ettirmemizin yanında aynı zamanda Kovid-19 hastalarına da bakıyoruz." dedi.

Aile hekimi Mehmet Eyüp Hazar, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadelesini anlattı.

Yenimahalle'de bir sağlık ocağında aile hekimi olan Mehmet Eyüp Hazar, aile hekimliği sistemine kayıtlı olan hastalarla aile gibi olduklarını, hep aynı yüzler ve isimler gelip gittiği için onları yakından bildiklerini söyledi.

Hastaların aile hekimliği sistemi üzerinden kendilerine rahatça ulaştıklarını ifade eden Hazar, "Hem cep telefonlarımız hem de sabit telefonlarımız hastalarda kayıtlı. En ufak durumda bize uğrayabiliyorlar. Kovid-19 sürecinde hastalar doğrudan hastaneye gidemedikleri için bize başvuru sayıları arttı." diye konuştu.

Herhangi bir koronavirüs semptomu olanların önce kendilerine başvurdukları bilgisini veren Hazar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz normal işleyişi devam ettirmemizin yanında aynı zamanda Kovid-19 hastalarına da bakıyoruz. Bize başvurduklarında onları pandemi hastanelerine yönlendiriyoruz. Bize başvuran hastalar bir iki gün sonra sisteme Kovid-19 hastası olarak düşüyorlar. Bundan sonra yeni bir sürecimiz başlıyor. Hastanın PCR ve tomografisi pozitifse belli semptomlar var, bunları onlara soruyoruz. İlçe sağlık merkezi ve diğerleriyle koordinasyonu tamamen biz sağlıyoruz."

Salgının artmasıyla birlikte telefon trafiklerinin yoğunlaştığını aktaran Hazar, mutlu oldukları ve dua aldıkları çok anlar olduğunu dile getirdi.

Hazar, "Bir iki ay önce 28 yaşında genç bir hasta Ankara'da çalışıyordu, ailesi Erzurum'da. Biz durumunu takip ediyorduk. Bana, 'hocam durumum iyi ancak, annem bana inanmıyor, annemi arayıp durumla ilgili bilgi verir misiniz?' dedi. Annesini aramıştım. Kovid-19 hastalarına psikolojik destek de veriyoruz. Aile hekimliği sisteminden bize rahatça ulaşabildikleri için pek çok sorularına cevap veriyoruz." ifadelerini kullandı.

Salgına karşı ekip olarak mücadele verdiklerinin altını çizen Hazar, şunları kaydetti:

"Eşim de doktor. İki çocuğumuz var. Bu süreçte iki çocuk da evde tek kalıyordu. Biri 8'inci sınıfa gidiyordu. Sınav döneminde yanında duramadık, ilgilenemedik. Çoğu zaman eve gittiğimizde çocukların hiçbir şey yemediklerine şahit olduk. Bu bizi etkiledi. İşimizin maddi bir karşılığı yok. Bazı hastalar virüs kaptığını bilmeden geliyor. Onlarla kapalı bir ortamda belli bir süre kalıyoruz, risk altına giriyoruz. Bu durumda hasta olan pek çok arkadaşımız var. Aile hekimi ve çalışanlarımızdan hayatını kaybedenler de var. Bunlara üzülüyoruz. Ancak, süreç bu şekilde. Hep birlikte atlatacağız inşallah."

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.