Ahlat’ta Malazgirt Zaferi’nin 950. Yıl Dönümü Kutlanıyor

Bitlis’in Ahlat ilçesinde, 26 Ağustos Malazgirt Zaferi'nin 950. yıl dönümü etkinliklerle kutlanıyor.

Bitlis’in Ahlat ilçesinde, 26 Ağustos Malazgirt Zaferi'nin 950. yıl dönümü etkinlikleri dün törenle başladı.

“1071 Sultan Alparslan Ahlat Otağı”nın kurulduğu Çarho mevkisinde yer alan millet bahçesindeki törende konuşan Vali Oktay Çağatay, 950. yıl önce bugün Sultan Alparslan’ın kahraman yiğitleriyle Ahlat’ta toplandığını ve Malazgirt’e geçerek ebede kadar bu toprakları vatan kıldığını söyledi.

“BİRLİĞİMİZİ DİMDİK AYAKTA TUTALIM”

Ahlat Belediye Başkanı Abdülalim Mümtaz Çoban ise başta Sultan Alparslan olmak üzere bütün şühedaya rahmet dileyerek, bu tarihi anı hep canlı tutacaklarını aktardı.

Türk milletinin bu vazifeyi her şartta yerine getireceğini ve aziz vatanı bölmeden, böldürtmeden nice bin yıllara taşıyacağını vurgulayan Çoban, şunları kaydetti:

“TİKA vasıtasıyla yaklaşık 10 devletimiz burada sizlerle buluşma gerçekleştiriyor. Bu alan 1071 Sultan Alparslan'ın çağrısına nefes ve kuvvet veren, o gün bütün duaları ile iştirak eden İslam evlatlarının bir çatı altında toplandığı gibi bugünde Ahlat'ta böyle bir birlikteliği hep beraber yaşıyoruz. Ahlat, bin yıl önceki başkentimiz. Bu başkent bütün ülkemizdeki boylarımızın hepsine ev sahipliği yaptı. Birliğe çağrı yapmak önemli. Dağıtmak, yıkmak ve tahrip etmek çok kolay. Birliğimizi dimdik ayakta tutacağız, vatanımızı ve devletimizi aziz bileceğiz. Allah'ın izniyle hiçbir kem göze fırsat vermeyeceğiz. Bu vatanı korumak hepimizin görevi.”

Mehter takımının konser verdiği kutlama töreninde Hava Kuvvetleri Komutanlığının akrobasi timi Türk Yıldızları, zaferin 950. yılına özel gösteri gerçekleştirdi.

Etkinliğe ilgi gösteren vatandaşlar, Türk Yıldızlarının gösterisini ve gökyüzüne çizdikleri ay yıldızı telefonla görüntüledi, alkışlarla destek verdi. Daha sonra alandaki davetlilere aşure ikram edildi.

Alanda göçebe kültürü simgeleyen çadırlar kuruldu. Geleneksel oyunlar sergilendi.

Kaynak: AA

AHLAT NEREDEDİR?

Ahlat Nerededir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.