Abdestten Artan Su Temiz midir?

Dr. Murat Kaya abdestten artan su temizmidir sorusunu cevaplıyor.

Ebû Cuhayfe (r.a) şöyle buyurur:

(Bir seferde) Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (s.a.v), öğlenin sıcak zamanında yanımıza çıktılar. Kendilerine abdest suyu getirildi. Abdest aldılar. İnsanlar, abdest suyunun artanını alıp (teberrüken) vücudlarına (üstlerine başlarına) sürmeye başladılar. Nebiyy-i Muhterem Efendimiz (s.a.v) önlerinde bir harbe olduğu halde Öğle’yi ve İkindi’yi ikişer rekât kıldırdılar.” (Buhârî, Vudû’, 40)

BU HADİSTEN NE ANLAMALIYIZ?

Rivâyete nazaran bu hâdise, Mekke’ye olan seferlerin birinde cereyân etmiştir. Minâ ile Mekke arasında bulunan Ebtah mevkiinde kurulmuş kırmızı bir çadır içinde imişler. Allah Rasûlü (s.a.v) işte o çadırdan dışarı çıkarak namaz kıldırmışlar. Kılınan namazların da Yolcu Namazı (Salât-ı Müsâfir) olduğu zâten anlaşılıyor.

Cerîr bin Abdullah (r.a), âilesine, misvağını yumuşatmak için koyduğu su ile abdest alabileceklerini söylerdi. (Buhârî, Vudû’, 40; İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, I, 158/1817; Beyhakî, Kübrâ, I, 386.)

Ashâb-ı kirâm Peygamber Efendimiz’in abdest suyu ile teberrük ederlerdi. Allah Rasûlü (s.a.v) abdest alırken, ashâb-ı kirâm, O’nun abdest suyundan alabilmek için birbirleriyle yarışırlar, neredeyse birbirlerini ezecek gibi olurlardı. (Buhârî, Vudû’, 40)

***

Sâib bin Yezîd (r.a) şöyle buyurur:

(Çocukluğumda) teyzem beni Nebiyy-i Mükerrem (s.a.v) Efendimiz’in yanına götürüp:

«‒Yâ Rasûlâllâh, benim şu hemşîre-zâdemin ayağından ıztırâbı var.» dedi.

Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v) mübarek elleriyle başımı sığayıp bana bereket duâsında bulundular. Sonra abdest aldılar. Abdest suyundan içtim. Sonra kalkıp arka tarafına dolandım ve iki omuzu arasında gerdek çadırının koca düğmeleri (yahut keklik yumurtası) gibi Peygamberlik Mührü’nü (Hâtem-i Nübüvvet’i) gördüm.” (Buhârî, Vudû’, 40)

BU HADİSTEN NAE ANLAMALIYIZ?

İmâm Buhârî (r.a), abdestte kullanılan suyun (Mâ-i Müsta’mel) necis olmadığı görüşündedir.

İmâm-ı A’zam ise abdest almada kullanılmış suyun temiz ama temizleyici olmadığı görüşündedir. Yani abdest alırken uzuvların üzerinde kalan ve elbiseye dokunan su temizdir ama bu uzuvların üzerinden akan su alınıp tekrar abdest, gusül gibi mânevî bir temizlikte kullanılamaz.

PEYGAMBERİMİZ NASIL ABDEST ALIRDI?

Peygamberimiz Nasıl Abdest Alırdı?

ABDESTSİZ KURAN OKUNMASI CAİZ Mİ?

Abdestsiz Kuran Okunması Caiz mi?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.