Abdest Alma Rehberi

Abdest nedir? Abdest nasıl alınır? Kur’an’a ve sünnete göre abdest nasıl alınır? Abdestle ilgili bilmeniz gerekenleri derledik.

Abdest, “belli organları usulüne uygun olarak su ile yıkamak ve bazılarını da ıslak el ile mesh etmek” şeklinde tarif edilir. (Merğinani, el-Hidaye, I, 12)

Abdestle ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar kollarınızı yıkayın, başınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer su bulamazsanız temiz toprakla teyemmüm edin.” (Maide, 5/6) buyrulur. Hz. Peygamber de hem abdestin nasıl alınacağını Müslümanlara fiili olarak göstermiş (Merğinani, el-Hidaye, I, 13) hem de abdestsiz olarak kılınacak hiçbir namazın Allah katında kabul olunmayacağını belirtmiştir. (Buhari, Vudu 2; İbn Mace, Taharet, 47)

Abdestin bu ayette ifadesini bulan dört farzında sünni fıkıh mezhepleri ittifak etmişlerdir. Ancak Hanefi mezhebinin dışında kalan diğer üç sünni mezhebin bunlara bazı şartlar ilave ettiği görülür. Mesela abdeste niyet etmek bu üç mezhebe göre, abdeste başlarken besmele çekmek Hanbelilere göre, dört farzın ayette sayılan sıraya uygun yapılması (tertip) Şafii ve Hanbelilere göre, bu işlemlerin ara verilmeden yapılması (muvalat) Maliki ve Hanbelilere göre, farzdır.

SÜNNETE GÖRE ABDESTİN ALINIŞI

Dört mezhebin farz saydığı hususları da içerecek şekilde sünnet ve adabına (Buhari, Vudu, 8; Ebu Davud, Taharet, 65) riayet edilerek, abdest şöyle alınır:

Niyet ve besmele ile abdeste başlanıp önce eller bileklere kadar ve parmak araları da ovuşturularak üç defa yıkanır. Varsa deri üzerindeki hamur, boya, sakız gibi maddeler temizlenir. Parmaktaki yüzük oynatılır. Misvak veya diş fırçası ile, bunlar yoksa sağ elin parmaklarıyla dişler temizlenir. Sağ el ile üç defa ağza, üç defa da burna su verilir. Üç kere yüz yıkanır. Sonra dirsekle birlikte sağ kol üç defa, sonra aynı şekilde sol kol üç defa yıkanır. Sağ el ıslatılarak avuç ve parmakların içiyle başın üstü bir defa mesh edilir. Bu şekilde başın dörtte birini mesh etmek yeterli ise de iki elle başın tamamının mesh edilmesi Maliki mezhebine göre farz (İbn Cüzey, el-Kavaninü’l-fıkhıyye, s. 23), diğer mezheplere göre sünnettir. Eller yine ıslatılarak başparmakla kulağın dışı, şahadet parmağı veya serçe parmakla içi mesh edildikten sonra her iki elin arkasıyla boyun mesh edilir. Önce sağ, sonra sol ayak, parmak uçlarından başlanarak topuk ve aşık kemikleri de dahil olmak üzere yıkanır. Parmak aralarının yıkanmasına özen gösterilir. (Kasani, Bedaiu’s-Sanai, 1, 65-75)

ABDEST NASIL ALINIR? 

1- Niyet

Önce kollar dirseklerin yukarısına kadar sıvanır, sonra Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya” diye niyet edilir. Ve Eûzü billahi mineşşeytanirracîm, Bismillahirrahmanirrahîm” okunur.

2- Elleri Yıkamak

Eller bileklere kadar üç kere yıkanır. Parmak aralarının yıkanmasına dikkat edilir. Parmaklarda yüzük varsa oynatılıp altının yıkanması sağlanır.

3- Ağza Su Almak

Sağ avuç ile ağza üç kere ayrı ayrı su alınıp her defasında iyice çalkalanır.

4- Burna Su Vermek

Sağ avuç ile buruna üç kere ayrı ayrı su çekilir. Sol el ile sümkürülerek burun temizlenir.

5- Yüzü Yıkamak

Alında saçların bittiği yerden itibaren kulakların yumuşağına ve çene altına kadar yüzün her tarafı üç kere yıkanır.

6- Sağ Kolu Yıkamak

Sağ kol dirseklerle beraber üç kere yıkanır. Yıkarken kolun her tarafı, kuru bir yer kalmayacak şekilde iyice ovulur.

7- Sol Kolu Yıkamak

Sol kol dirseklerle beraber üç kere yıkanır. Yıkarken kolun her tarafı, kuru bir yer kalmayacak şekilde iyice ovulur.

8- Başı Meshetmek

Eller yeni bir su ile ıslatılır. Sağ elin içi ve parmaklar başın üzerine konularak bir kere meshedilir.

9- Kulakları Meshetmek

Eller ıslatılarak sağ elin şehadet parmağı ile sağ kulağın içi, baş parmağı ile de kulağın dışı; sol elin şehadet parmağı ile sol kulağın içi, baş parmağı ile de kulağın arkası meshedilir.

10- Boynu Meshetnek

Elleri yeniden ıslatmaya gerek olmadan geriye kalan üçer parmağın dışı ile de boyun meshedilir.

11- Sağ Ayağı Yıkamak

Sağ ayak üç kere topuklarla beraber yıkanır. Yıkamaya parmak uçlarından başlanır ve parmak araları iyice temizlenir. Sol ayak topuklarla beraber yıkanır. Yıkamaya parmak uçlarından başlanır ve parmak araları iyice temizlenir.

12- Sol Ayağı Yıkamak

Sol ayak topuklarla beraber yıkanır. Yıkamaya parmak uçlarından başlanır ve parmak araları iyice temizlenir.

ABDESTİN FARZLARI NELERDİR?

  • Yüzü yıkamak.
  • Elleri, dirseklere kadar kollarla birlikte yıkamak.
  • Başın dörtte birini meshetmek.
  • Topuklarıyla beraber ayakları yıkamaktır.

ABDESTİN SÜNNETLERİ NELERDİR?

  • Abdest almaya niyet etmek.
  • Abdeste eûzu besmele ile başlamak.
  • Abdeste başlamadan önce elleri bileklere kadar yıkamak.
  • Dişleri misvak veya fırça ile, yoksa parmaklar ile temizlemek.
  • Abdest organlarını peş peşe ara vermeden yıkamak.
  • Yıkanılan organları ovalamak.
  • Ağza suyu üç kere almak.
  • Oruçlu olmadığı zamanlarda gargara yapmak.
  • Burna üç kere su vermek ve sol el ile sümkürmek.
  • Yıkanan her organı üç kere yıkamak.
  • Abdestte çift organları yıkamaya sağ organdan başlamak.
  • Eller ve ayaklarda yıkamaya parmak uçlarından başlamak.
  • Sakalı olanların sakallarını hilâllemesi.
  • Parmaktaki yüzüğü oynatarak suyun altına ulaşmasını temin etmek.
  • Kulakları meshetmek.
  • Boynu meshetmek.
  • Başın tamamını meshetmek (kaplama mesh yapmak).
  •  Parmakların arasını hilâllemek.

ABDESTİN ÂDÂBI NELERDİR?

  • Abdest suyunu üzerine sıçratmamak için yüksekçe bir yere çıkmak.
  • Abdest alırken kıbleye yönelmek.
  • Abdestte başkasından yardım istememek.
  • Zorunlu olmadıkça konuşmamak.
  • Ağız ve burna suyu sağ elle almak.
  • Sol elle burnu temizlemek.
  • Namaz vakti girmeden abdest alıp namaza hazır olmak.
  • Kalp ile yapılan niyeti dil ile söylemek.
  • Her organı yıkarken dua okumak.
  • Ayakları sol elle yıkamak.
  • Abdestin sonunda kelime-i şehadet getirmek.
  • Abdest sonunda kelime-i şehadeti söyledikten sonra Kadr Sûresi'ni üç kere okumak.
  • Abdestten sonra, kerâhet vakti değilse iki rekat nafile namaz kılmak.

ABDESTİN MEKRUHLARI NELERDİR?

  •  Suyu israf etmek; ihtiyacından ve lüzumundan fazla su kullanmak.
  • Suyun miktarını kısmak, yani, yıkanacak âzayı sanki mesh edercesine çok az su ile yıkamak.
  • Suyu âzalara çarparak kullanmak.
  • Lüzumsuz yere abdest arasında söz söylemek.
  • Zaruret yokken başkasından yardım istemek.

ABDESTİ BOZAN DURUMLAR NELERDİR?

  • İdrar ve dışkı yollarından idrar, dışkı, meni, mezi, kan gibi bir necâsetin, herhangi bir sıvının veya maddenin çıkması, yellenmek.
  • Vücudun herhangi bir yerinden kan, irin veya herhangi bir maddenin çıkması. Ağızdan çıkan akıcı haldeki kan, tükürükten fazla veya ona eşit ise abdesti bozar. Vücuttan çıkan kan akmadığı veya çıktığı yerin çevresine dağılmadığı sürece abdesti bozmaz. Yaradan çıkan irin ve sarı su da böyledir. Çıktığı yerin dışına kendiliğinden dağılmayan bu sıvıların silinmesi halinde de abdest bozulmaz. Şâfiî ve Mâlikîler’e göre idrar ve dışkı yolları hariç vücuttan çıkan kan ve benzeri sıvı maddeler abdesti bozmaz.
  • Ağız dolusu kusmak. Kusulan şey ister yemek, ister safra veya kan olsun, abdest bozulur.
  • Bayılma, delirme, sarhoş olma, uyuma gibi şuurun kontrolüne engel olan durumlar. Uyku dışındaki şuur kaybına yol açan durumların süresi ve o esnada kişinin konumu ne olursa olsun abdest bozulur. Uyku halinde ise, kişinin farkında olmadan abdestinin bozulmuş olması ihtimalinin derecesi ölçü alınır. Bu sebeple yatarak derin uykuya dalma abdesti bozar, uyku ile uyanıklık arasındaki hal ise bozmaz. Oturduğu yerden uyuklamada oturuşun şekli kadar bu kimsenin durumu, abdestin bozulma ihtimalinin kuvvet derecesi de önemlidir. Bundan dolayı tereddütlü durumlarda abdest alınması tavsiye edilir.
  • Namazda yakındaki şahısların duyabileceği şekilde sesli olarak gülmek. Hanefîlere göre rükûlu ve secdeli namazda sesli gülme abdesti de bozar. Diğer mezhepler ise sadece namazın bozulacağı görüşündedir.
  • Cinsî münasebet veya fâhiş (aşırı) temas ve dokunma. Hanefîlere göre erkekle kadının tenlerinin birbirine değmesi ile abdest bozulmasa da çıplak olarak veya arada bedenlerin sıcaklığının hissedilmesini engelleyecek bir giysi bulunmaksızın erkek ve kadının aşırı derecede şehevî teması, oynaşma ve kucaklaşması abdesti bozar. Hanefî fakihlerinin çoğunluğu temasın aşırılığında erkeğin cinsel organının sertleşmesini ölçü alırken, İmam Muhammed mezi gibi bir yaşlık çıkmadıkça abdestin bozulmayacağı görüşündedir. Şâfiîler’e göre erkek ve kadı nın tenlerinin birbirine değmesi, Mâlikî ve Hanbelîler’e göre ise temastan cinsel haz duyulması halinde abdest bozulur.
  • Mazeret halinin sona ermesi. Su bulamadığı için teyemmüm eden kimse suyu bulunca, mest üzerine mesh yapan kimsenin -yolcu olanlara üç, yolcu olmayanlara bir gün olarak tanınan- mesh süresi dolunca, özürlü kimse için de namaz vakti çıkınca abdesti bozulmuş olur.

Hanefîlerin dışındaki üç mezhebe göre bir kimsenin kendi cinsel organına temas da abdesti bozar. Bir kimse abdest aldığını kesin olarak bilse de abdestinin bozulup bozulmadığında tereddüt etse, Mâlikîlere göre abdesti bozulmuş olur, diğer üç mezhebe göre ise bu durumda abdest bozulmuş sayılmaz.

ABDESTİ BOZMAYAN DURUMLAR NELERDİR?

  • Ağlamak, gözden yaş gelmesi.
  • Kabuk bağlamış bir yaranın kabuğunun kan çıkmaksızın düşmesi.
  • Tükürük ve sümüğe az miktarda kan karışması.
  • Ağız dolusu olmayan kusma.
  • Isırılan elma, ayva gibi sert bir meyve veya kullanılan misvak-diş fırçası üzerindeki akıcılığı olmayan kan (diş eti kanaması hariç).
  • Sivrisinek, pire gibi haşeratın emdiği kan.
  • Namazda uyuklama.
  • Namazda sessiz gülme.
  • Tırnak kesme.
  • Tıraş olma kural olarak abdesti bozmaz.

ABDEST NASIL ALINIR?

Abdest Nasıl Alınır?

GUSÜL NEDİR? SÜNNETE UYGUN GUSÜL ABDESTİ NASIL ALINIR?

Gusül Nedir? Sünnete Uygun Gusül Abdesti Nasıl Alınır?

NAMAZ NASIL KILINIR?

Namaz Nasıl Kılınır?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.