800 Yıllık Battalgazi Ulu Cami Ayağa Kaldırılıyor

Malatya’da, 24 Ocak 2020’de Elazığ merkezli 6,8 büyüklüğündeki depremde hasar görünce ibadete kapatılan 800 yıllık Battalgazi Ulu Cami’nin yeniden açılması için güçlendirme ve restorasyon çalışması yapılıyor.

Malatya’nın Battalgazi ilçesinde 1224 yılında Anadolu Selçuklu Devleti hükümdarı Alaaddin Keykubad döneminde inşa ettirilen, İran’daki Büyük Selçuklu cami mimari geleneğini Anadolu’da temsil eden tek örnek olan ve tuğla ile taştan yapılan, yazlık, kışlık alanı bulunan caminin ibadete açılması için çalışmalar devam ediyor.

Yapı restorasyonu için çizilen projelerin onaylanmasının ardından camideki çalışmalara 5 Mart’ta başlandı. Camide deprem sonrasında meydana gelebilecek artçı depremler sonrasında hasarın ilerlemesini ve kısmi göçmeleri önlemek amacıyla 50 kemer askıya alındı. Restorasyon kapsamında camide ahşap çatı sökümü, kurşun izabesi, beden duvarlarında enjeksiyon yapılması, derz açma çürütmeleri imalatı tamamlandı.

Ana kubbede tuğla imalatı, izolasyon ve kurşun altı imalatları ile payanda yapımının sürdüğü camideki çalışmaların Mayıs 2022’de tamamlanması planlanıyor. Yaklaşık 2 yıldır ibadete kapalı olan ecdat yadigarı Ulu Cami, Malatya Vakıflar Bölge Müdürlüğünce yapılan güçlendirme ve restore çalışmalarının tamamlanmasının ardından ibadete açılacak.

“CAMİ ACİL ONARIMA ALINDI”

Malatya Vakıflar Bölge Müdürü Adem Bacanlı, caminin Battalgazi surları içerisinde inşa edilen ata yadigarı bir eser olduğunu ve vakıflar olarak bu eseri gelecek kuşaklara aktarmanın gayreti içerisinde olduklarını söyledi.

Elazığ depreminde yapının tonozlarında, beden duvarlarında ve minarede büyük çatlaklar meydana geldiğini hatırlatan Bacanlı, “Cami acil onarıma alındı ve onarımı devam etmekte. Güçlendirme esaslı çalışma yapıldığı için hidrolik kireçli harçlarla onarım yaparak, caminin daha uzun yıllar ayakta kalmasını amaçlıyoruz. 800 yıllık caminin çinilerini orijinal haliyle muhafaza etmenin yollarını arayarak çalışıyoruz. Bu sebeple çinilere fazla bir müdahale etmiyoruz. Güçlendirme yoluyla ata yadigarı bu eseri bizden sonraki nesillere hizmet edebilecek şekilde yaşatmak istiyoruz. Bu amaçla elimizdeki her türlü imkanı kullanıyoruz.” diye konuştu.

Caminin yeniden ibadete açılabilmesi için yaklaşık 10 milyon 600 bin liralık bir rakamla güçlendirme çalışmalarının başlatıldığını anımsatan Bacanlı, şöyle devam etti:

“Ancak eski eserlerde ilk maliyet rakamları tam tutmamakta. Çünkü onarım esnasında projede değişiklikler olabiliyor. Minimum onarım değeri 10 milyon 600 bin lira olarak yola çıktık, zannediyorum süreçte bu rakam biraz daha artabilir. Olması gereken en iyi şekilde onarımı tamamlayarak, ata yadigarı eseri insanlığın hizmetine sunmak için elimizden geleni yapmaktayız.”

“BATTALGAZİ ULU CAMİ KENTİN SEMBOL ESERLERİNDEN BİRİ”

İran’daki Büyük Selçuklu camii mimari geleneğini Anadolu’da temsil eden camideki çinileri korumak için titizlikle çalıştıklarını dile getiren Bacanlı, “Çiniler bizim için çok önemli. Bunları yerinde muhafaza ederek, en az müdahaleyle orijinalliğini koruyarak muhafaza etmeye çalışıyoruz. Battalgazi Ulu Cami kentin sembol eserlerinden biri. Günümüze kadar gelen bu eseri daha nice 800 yıllar insanlığın hizmetine sunmayı hedefliyoruz. Huşu içerisinde ibadetimizi yapabileceğimiz güzel bir camiye tekrar kavuşacağız. Bunun için Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Bölge Müdürlüğümüzde herkes elinden gelen her şeyi yapıyor.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

CAMİLER VE KÜLLİYELER

Camiler ve Külliyeler

DÜNYANIN EN ESKİ CAMİLERİ

Dünyanın En Eski Camileri

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.