Camiler ve Külliyeler

Camiler; ibadet etmek isteyen insanların bir araya geldiği, dertleşip sohbet ettiği, din adamlarından eğitim aldıkları yerler olmuştur. Günümüzde sadece ibadet için kullanılsa da tarihimizde camiler birbirinden farklı birçok görevi yerine getirmişlerdir. Bu yüzden camiler, biz Müslümanların hayatının en merkezinde yer alan binalardır.

Dinimizde ibadetleri özellikle camide cemaatle yerine getirmek, camilere sahip çıkmak, tamirini ve bakımlarını yaptırmak çok önemli bir ibadettir. Bu amaçla pek çok hayırsever tarafından İslâm ülkelerinde binlerce cami yaptırılmıştır. Bir şehre ilk defa gittiğinizde, şehrin manzarasında boy gösteren minarelerden, kubbelerden bu şehrin bir İslâm şehri olduğunu hemen anlarsınız.

CAMİ İLE İLGİLİ KAVRAMLAR

Cami dediğimizde bilmemiz gereken külliye, mescit, namazgâh, mihrap, minber, mahfil vb. bazı kavramlar vardır.

KÜLLİYE NEDİR?

[caption id="attachment_125802" align="alignnone" width="702"] Ayasofya Camiî ve Külliyesi[/caption]

Bazı camiler, sadece ibadethane değildir. Bunlara “külliye” denir. Mesela Sultanahmet Külliyesi, Süleymaniye Külliyesi gibi. İbadetin dışında birçok farklı hizmetin yerine getirilmesi amacıyla yapılmıştır. Etrafında medrese, kütüphane, okul, hastane, aşevi, çeşmeler, hamam gibi ilave hizmet binaları vardır. Caminin giderlerini karşılamak üzere geliri camiye bağışlanan dükkânları ve çarşısı vardır, barınma ihtiyacı olan kişilerin belli süre ücretsiz kalabilecekleri misafirhaneleri vardır. Caminin hemen yanı başında türbe ve küçük bir mezarlığı (hazire) vardır. Bütün bu binalar topluluğuna “külliye” ismi verilir.

Bir külliyede bu saydığımız binaların hepsinin bulunması gerekmez. Fatih, Süleymaniye, Sultanahmet külliyeleri gibi padişahlar tarafından inşa ettirilenler, bu sayılan binaların birçoğuna sahip büyük külliyelerdir. Fakat hayırsever devlet adamları tarafından yaptırılan küçük çapta külliyeler de mevcuttur. Külliyeler, bulundukları şehrin veya mahallenin merkez yapılarıdır. Şehirler ve mahalleler, külliyeler etrafında kurulmuştur.

CAMİ VE MESCİT NEDİR?

Cami kelimesi, “toplayan, bir araya getiren” manalarına gelir. Mescit ise “ibadet edilen, secde edilen yer” manasına gelir. Tarih içinde cami ve mescit kelimeleri birbirinin yerine kullanılmıştır.  Günümüzde ise daha çok küçük ibadethanelere “mescit” denilmektedir.

NAMAZGAH NEDİR?

Etrafı dört duvarla çevrili olmayan, açık alanda namaz kılınması için basit bir düzenleme ile hazırlanmış alanlara da “namazgâh” adı verilir.

SELATİN CAMİ NEDİR?

[caption id="attachment_125803" align="alignnone" width="702"] Sultanahmet Camisi ve Külliyesi[/caption]

İstanbul’da bazı tarihi camiler, diğerlerinden ilk bakışta hemencecik ayrılıverirler. Onlara “Selâtin cami” denir. Selâtin cami, sultanlar tarafından yaptırılan cami demektir.

Osmanlı ailesinden bir padişah, şehzade, sultanın hanımı, annesi veya kızı için yapılan bir camiye “selâtin cami” adı verilir. Bu camilerin en ayırıcı özelliği, iki ve daha fazla minareye sahip olmasıdır. Bu, tarihi bir gelenektir. Selâtin cami olmayan hiçbir camiye ikinci bir minare yapılamaz. Mesela Mihrimah Sultan, Valide-i Atik, Ortaköy (Büyük Mecidiye), Yeni Camiî, Nuru Osmaniye gibi camiler, selâtin camilerdendir.

İSTANBUL’UN SELATİN CAMİLERİ

İstanbul’un Selâtin camileri içinde şöyle bir sıralama vardır: En önemlisi Ayasofya Camiî’dir.  Çünkü İstanbul’un fethini temsil eder. Daha sonra Fatih Camiî gelir. Çünkü bu cami, İstanbul’un Fatih’i tarafından inşa ettirilmiştir. Daha Sonra Süleymaniye, ondan sonra da Sultanahmet gelir. Bu dört camiden aynı anda cenaze salâsı verilmeye başlandığında bu durum, tahtta olan padişahın vefat ettiği manasına gelir.

 

CAMİNİN BÖLÜMLERİ

Caminin Bölümleri

SULTANAHMET CAMİÎ'NİN ALTI MİNARESİNİN SIRRI!

Sultanahmet Camiî'nin Altı Minaresinin Sırrı!

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.