500 Yetime Bakan Müslüman İngiliz Kadın

Koyu Katolik bir ailede doğan İngiliz Kureyşi, 20 yıldır Pakistan’da kendi açtığı 3 yetimhanede kimsesizlere ev sahipliği yapıyor.

İngiliz Gufran Kureyşi, 20 yıl önce Müslüman olduğundan bu yana Pakistan’da kendi açtığı üç yetimhanede kimsesiz çocuklara ev sahipliği yapıyor.

Kureyşi’nin hikayesi, 1976'da İngiltere’de Pakistanlı Muhammed Ahmed Kureyşi’ye gönlünü kaptırıp dünya evine girmesiyle başladı.

Londralı koyu Katolik bir ailenin kızı olan Kureyşi’nin Pakistanlı Müslüman biriyle evlenmesi, ailesinin İslam’a karşı ön yargısı nedeniyle olumsuz karşılandı. Kureyşi ise evlendikten sonra diğer dinleri araştırmaya başlayıp sonunda Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldu.

İngiltere'de kısa süre bir yetimhanede çalışan Kureyşi, burada Müslüman çocuklara helal yemek verilmemesini protesto ederek görevini bıraktı.

Eşiyle 1992’de Pakistan’a yerleşen Kureyşi, yetim çocuklara yönelik projesini hayata geçirip kimsesiz çocuklara temiz bir ortamda İslami ve modern bilimlere yönelik eğitim vermek amacıyla yetimhane kurdu.

İlk yetimhanesini Ravalpindi kentinde açan Kureyşi, daha sonra Karaçi ve Hanival kentlerinde açtığı yetimhanelerde her yaştan 500 kimsesiz kız ve erkek çocukla ilgileniyor.

“AMACIM BU ÇOCUKLARA KALİTELİ BİR EĞİTİM VE İSLAMİ ARKA PLAN KAZANDIRMAK”

Kureyşi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Eşimle yürüttüğüm faaliyetlerin temel amacı, bu çocuklara kaliteli bir eğitim ve İslami arka plan kazandırmak. Böylece yetimhanelerimizdeki çocuklar, büyüdüğünde kendi ayakları üzerinde durabilecekler.” ifadelerini kullandı.

“Çocuklara sadece eğitim vermekle kalmıyorum. Aynı zamanda yeteneklerini ortaya çıkarmaları için de destek oluyorum.” diyen Kureyşi, “Bazı kızlarımız, şu anda bir terzi gibi elbiseler dikebiliyor. Aynı zamanda çocuklara bilgisayar kullanmak gibi ilerde işlerine yarayacak her türlü yeteneği kazandırmaya çalışıyorum.” dedi.

Kureyşi, kimsesiz gençlere ve çocuklara sahip çıkma arzusunun nasıl başladığını şöyle anlattı:

“Eşim Pakistanlı olduğu için buraya yerleşmeden önce de sık sık ziyarete geliyorduk. Sokakta dilenen, trafik ışıklarında arabaların camlarını silen çocuklar görüyordum. Sorduğumda ‘onların kimsesi yok’ cevabını alıyordum. Bu durum beni derinden yaralamıştı ve o zaman eşime işini bırakmasını ve Pakistan’a taşınmayı önerdim. Böylece bu çocuklara küçük de olsa bir faydamız olabilirdi.”

Kureyşi, iki ay sonra Pakistan’ın Ravalpindi kentine taşındıklarını ve arka mahallelerden birinde kiraladıkları evi yetimhaneye çevirdiklerini belirtti. Yeni bir coğrafyaya alışmanın kendisi için ilk başta kolay olmadığını kaydeden Kureyşi, “Aşırı sıcak hava, sık sık kesilen elektrik ve diğer zorluklar üzerine başkent İslamabad yakınlarındaki Mari kentine taşınmaya karer verdik.” şeklinde konuştu.

“SİZ VERİRSENİZ ALLAH SİZE DAHA FAZLASINI VERİR”

Yetimlere sahip çıkmanın kendisi için büyük bir anlamı olduğunu belirten Kureyşi, “Ben ‘siz verirseniz, Allah size daha fazlasını verir ilkesine inanıyorum. Halis niyetliyseniz ve doğru yolda ilerliyorsanız, Allah size hep yardım edecektir.” diye konuştu.

Kureyşi, yetimhanelerinde kalan onlarca kız çocuğunu evlendirdiğini, kimisinin şu anda üniversitede okuduğunu kaydederek, "Çabalarımın sonuçlarını görmek benim için en büyük mutluluk kaynağı." ifadelerini kullandı.

Gelecek planlarından da bahseden Kureyşi, “Hayatta olduğum sürece kimsesizlere yardım etmeye ve kucak açmaya devam edeceğim. Esas hedefim ise bu çocukları eğitmek. Ancak eğitim kadar, düzgün davranışlar kazandırabilmek ve yetim çocukları topluma kazandırmak da son derece önemli.” dedi.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • allah razı olsun

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.