Zemzem Suyu

Zemzem suyu nedir? Zemzem suyu nerededir? Zemzem suyu ile ilgili hadisler neler? Zemzem suyunun hikayesi nedir? Zemzem suyu nasıl içilir? Zemzem suyu içerken okunacak dua hangisidir? Zemzem suyunun faydaları nelerdir? Günümüzde Zemzem suyu nasıl dağıtılıyor? İşte Zemzem suyu ile ile ilgili kısaca bilmeniz gerekenler...

Mekke gibi susuz bir mevkide yerleşimin en önemli sebebi Kâbe ile birlikte zemzem kuyusunun varlığıdır. Arap dilinde "bol, bereketli, doyurucu ve kaynağı zengin su" gibi anlamlara gelen zemzem, sadece kutsal kabuI edilen Harem bölgesinin değil, bizzat Kâbe'nin kuyusu ve bütünleyicisi olarak görülmüş, Mekke için bir nevi hayat kaynağı olmuştur.

  • Zemzem Suyunun Hikayesi

Hz. İbrâhim -aleyhisselâm-'ın ayrılmasından sonra eşi Hâcer ıssız Mekke vadisinde su ve erzakının tükenmesi üzerine çaresiz kalmış, küçük oğlu İsmail’in susuzluktan ölmesinden endişe ederek telâşla Safâ ile Merve tepeleri arasında yedi defa gidip gelmiş, bütün ümitlerini kaybettiği anda mûcizevî bir şekilde oğlunun bulunduğu yerde kaynayan zemzem suyunu görünce Allah’a şükretmiş ve suyun dağılmaması için et-rafını toprakla çevirmiştir. Resûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- "Allah îsmâil'in annesine rahmet etsin. Eğer suyun önünü kapamasaydı zemzem akıp giden bir ırmak olurdu" demiştir (Müsned, I, 347; Buhârî, "Enbiyâ", 9).

  • Zemzem Suyu Nasıl İçilir?

Zemzem, ayakta, kıbleye dönülerek besmele okunduktan sonra sağ elle ve üç nefeste gözü sudan ayırmadan, “Allahım! Senden faydalı ilim, geniş rızık ve her türlü hastalıktan şifa diliyorum” duasıyla içilmeli ve Allah’a hamdedilmelidir.

Yaygın olan görüş diğer içeceklerin aksine zemzemin ayakta içilmesi yolundadır. “Zemzem hangi niyetle ve ne maksatla içilirse ona şifa olur” (Müsned, III, 357; İbn Mâce, “Menâsik”, 78); “Hataları döken zemzeme bakmak ibadettendir” (Müsned, II, 41) gibi hadislerin yanında onun çeşitli hastalıklara şifa verici özellik taşıdığına dair çok sayıda rivayet nakledilmiştir. (a.g.e., II, 24 vd.) Ortaçağ’da tıpla ilgili olarak ve özellikle tıbb-ı nebevî konusunda kaleme alınan eserlerde zemzeme mutlaka yer verilmiştir.

  • Zemzem Suyu İçerken Okunacak Dua

Zemzem şifadır. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efedimiz’in, “Zemzem ne niyetle içilirse o yararı sağlar” (İbn Mâce, Menasik, 78) buyurduğu rivayet edilmektedir. Zemzem içerken okunacak dua için tıklayınız.

  • Say Neden Yapılır?

Hz. Hâcer’in Safâ ile Merve tepeleri arasında su arayışı, hac ve umre menâsiki içinde yer alan "say" uygulamasının kökeni olmuştur (el-Bakara 2/158; Buhârî, "Enbiya", 9).

  • Zemzem Suyu Hizmeti

Daha sonraki dönemlerde Hz. İsmâil -aleyhisselâm-’in kuyusu olarak da anılan zemzem, başlangıçta pınar şeklinde bir göze iken Hz. İbrâhim -aleyhisselâm- tarafından genişletilerek bir kuyu hâline getirilmiştir. Zemzem, açılmasından bir süre sonra Cürhümlüler ile Huzâalılar arasında meydana gelen ve tarihi tespit edilemeyen savaşın ardından kullanılamaz hale gelmişti. Cürhümlüler'in Mekke’den çıkartılmalarıyla birlikte kaybolan zemzemi Hz. Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in dedesi Abdülmuttalib yeniden ortaya çıkardı, sikâye ve rifâde görevlerine ilaveten kuyunun koruma ve bakım işlerini de uhdesine aldı.

  • Peygamberimiz (s.a.v) Döneminde Zemzem

Mekke'nin fethinden sonra Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ataları Hz. İbrâhim -aleyhisselâm- ve İsmâil tarafından başlatılmış uygulamaları tekrar ıslahla yaşattığı gibi insanlara zemzemden bol bol içmelerini ve ondan memleketlerine götürmelerini tavsiye ederek bizzat kendisi de Mekke’den Medine’ye sık sık zemzem getirtmiş ve "Yeryüzünde bulunan suların en hayırlısı zemzem suyudur; içilmesi açlığı giderir, hastalığa şifa olur" (Heysemî, III, 286; Müttaki el-Hindî, XII, 225) ; "Bizimle münafıklar arasındaki fark onların zemzemi kana kana içmemeleridir" (İbn Mâce, "Menâsik", 78); "Zemzem suyu hangi niyetle içilirse ona çare olur” (İbn Mâce, "Menâsik", 78) buyurmuştur. Bundan dolayı, Mekke dışındaki bölgelerden hacca gelenlerin zemzemi gerek hastalıklara şifa niyetiyle ve gerekse hatıra olarak vatanlarına götürmeleri âdet hâline gelmiştir.

Resûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in uygulaması sebebiyle, tavafın ardından kılınan namazdan sonra zemzem içmek müstehap kabul edilmiştir. Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve ashabın uygulamalarından hareketle kıbleye yönelmek, Allah'ın adını zikretmek, üç defa nefes almak, kana kana içmek, her soluk aldığında Kâbe'ye bakmak ve sonunda Allah’a hamdetmek zemzem içmenin âdâbından sayılmıştır; içerken çokça dua edilir ve özellikle İbn Abbas'dan nakledilen "Allahım! Senden faydalı ilim, bol rızık ve her dertten şifa niyaz ediyorum" duası okunur.

  • Zemzem Kuyusu Günümüzde Kabe'de Nasıl Dağıtılıyor?

Zemzem Kuyusu, Mescid-i Harâm’da Kâbe’nin 18 m. güneydoğusunda Hâcerülesved’in tam karşısındaydı; su eskiden kovalarla çıkarılıp üstü açık bir havuzda depolanır, insanlar buradaki musluklardan içerlerdi. Daha sonra buraya iki kapalı depo yapıldı ve su çekmek için pompa monte edildi. Mescid-i Harâm'ın genişletilmesi sırasında, izdihama yol açtığı için önce zemzem binası kaldırılarak su dağıtımı yer altına alındı ve merdivenlerle aşağıya açılan girişi de revakların önüne doğru çekildi. Bunun da tavafı engellemesi sebebiyle giriş tamamen kapatılarak suyun Mescid-i Harâm'ın birçok yerine konulan bidon-larla dağıtımı yoluna gidildi. Şimdi artık modern sistemlerle çıkarılarak hizmete sunulan su ultraviyole ışınlarıyla da dezenfekte edilmektedir.

Kaynak: Diyanet

ZEMZEM İLE İLGİLİ BENZER HABERLER

ZEMZEM SUYUNUN FAYDALARI

Zemzem Suyunun Faydaları

KABE TARİHİ

Kabe Tarihi

KABE’­NİN TARİHİ VE BÖLÜMLERİ

Kabe’­nin Tarihi ve Bölümleri

KABE İLE İLGİLİ BİLMENİZ GEREKEN 13 ŞEY

Kabe İle İlgili Bilmeniz Gereken 13 Şey

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.