Yüzakı Dergisinin Nisan 2026 Sayısı Çıktı

Yüzakı dergisinin 254. sayısı çıktı. Yüzakı dergisinin Nisan 2026 sayısı “Ömrün Baharı Gençlik” kapağıyla yayınlandı.

“Ömrün Baharı Gençlik” başlığıyla çıkan Yüzakı dergisinin 254. sayısı; Nasreddin Hoca’nın nüktesinden ilhamla, geçici dünya baharını ebedî bir gençliğe dönüştürmenin yollarını arıyor. Modern çağın "cinnet tuzaklarına" karşı nebevî reçeteler sunan bu sayı, yapay zekâdan inanç vesveselerine kadar pek çok güncel meseleyi "Ömrün Baharı Gençlik" dosyasıyla mercek altına alıyor.

YÜZAKI DERGİSİ 254. SAYI: ÖMRÜN BAHARI GENÇLİK

Nasreddin Hoca’nın fıkrasını bilirsiniz:

“–İnsanoğlu bir acayip. Yazın sıcaktan şikâyet eder, kışın soğuktan...” diyen birisine;

“–Bahardan hiç yakınan var mı?” deyivermiş.

İnsan; bahar istiyor, hep bahar istiyor. Ebedî bir bahar... Cenâb-ı Hak, bu dünyada nümûnelik vermiş baharı... Birkaç ay sürüp yerini tekrar sıcaklara veya soğuklara bırakıyor. Âdeta ömürdeki baharın da geçici olduğunu hatırlatsın diye... Ömürdeki bahar yani gençlik, birkaç ay değil, 15-20 sene sürüyor; fakat ömrün sonunda o şen şatır günler insana üç-beş gün gibi geliyor ve o bahar bir daha gelmi-yor:

“Tabiatta her yıl tekrarlanan bahar mevsimi, insan ömründe sadece bir kere yaşanır. Gençlik baharı bir daha geri gelmez.”

Bahardan yakınmayan insan, onun kısalığından yakınıyor. «Ah hiç bitmese...» diyor.

Hiç bitmeyen baharın, hiç değişmeyen bir şartı var: Âhiret tarlası, dünyada her mevsim gerekeni yap-mak!..

Gençlik «bir nevi delilik...» buyurulmuş. Türkçemizde de delikanlılık diyoruz. O delişmen duygular hi-zaya konmazsa; ebedî gençliğe yani cennete götüreceğine, ebedî cehenneme yani cinnete götürü-yor.

Son senelerde gençliğimize kurulan cinnet tuzaklarının sayısında artış var. Şiddet, suç teşkilâtları, ku-mar, köşeyi kolayca dönme tuzakları, ahlâksızlık, ailesizlik, boşanmalarda artış ve niceleri...

Ağaçların çiçeklendiği, nisan yağmurlarının hayat verdiği şu günlerde, bahara ve gençliğe çekmek istedik dikkatleri:

ÖMRÜN BAHARI GENÇLİK

Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ; gençliğin ifsâd edici telkinlerle ziyân edilmesine karşı, Pey-gamberimiz ve başta Hazret-i Yûsuf olmak üzere peygamberlerin hayatlarından çare ve düsturlar takdim etti.

Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi; «Ferdin ve Milletin İstikbâlinde; GENÇLİK ve GENÇLER» başlıklı makalelerinde, o cevherin nasıl işlenmesi gerektiğini Hazret-i Fahr-i Âlem Efendimiz’den ve güzîde tarihimizden misallerle anlattı.

Kıssalarda; gençliğin akıllı, zeki, entelektüel olanlarına kurulan «tahsil ve felsefe» tuzağına işaret edildi. Aklın, alanı dışına çıktığında düştüğü cinnet; Mevlânâ ve Filibeli Ahmed Hilmi Efendi’den temsil-lerle ortaya kondu.

Dosyamız, gençliği birinci dereceden alâkadar eden hususları farklı noktalardan işliyor.

  • Yapay zekâ nedir? Ne değildir?
  • Gençliğe kurulan spor, eğitim, kafe vb. alanlardaki tuzaklar...
  • Kolay para kazanma üzerinden maddî ve kanun dışı tuzaklar...
  • İnanç vesveseleri...
  • Hadislerde gençlere nebevî öğütler ve telkinler...

Hikâyeler, şiirler, nükteler, iktibaslarla dopdolu, taptaze çiçeklerle dolu bahar dalları gibi bir sayı ile karşınızdayız efendim...

Nasreddin Hoca’yı kızdırmayalım:

Bahara, gençliğe bir şey demiyoruz: O bahar; hüsranla bitmesin, ebediyyen sürsün istiyoruz o kadar!..

Dergiyi temin etmek için tıklayınız.

Kaynak: Yüzakı dergisi, Sayı: 254

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.