İslam’ın “sıbğatullah” anlayışıyla hayatın yalnızca belirli alanlarını değil, tamamını kuşatan bir eğitim tasavvuru ve “sath-ı vatan”da süreklilik arz eden terbiye anlayışı ele alınıyor.
“Sath-ı Vatanda Eğitim” başlığıyla çıkan Yüzakı dergisinin 256. sayısı; bu bütüncül eğitim anlayışını ve hayatın her alanına yayılan terbiye fikrini merkeze alıyor.
SATH-I VATANDA EĞİTİM
Sıbğatallah!..
“Allâh’ın (verdiği) rengiyle boyandık. Allah’tan daha güzel rengi kim verebilir?” (el-Bakara, 138)
Rabbimiz, müslümanlara böyle söylemelerini buyuruyor. Kelime yapısına baktığımızda anlıyoruz ki bu boya, fırçayla duvara veya tuvale sürülen bir boya değildir. Bu bir kumaş boyasıdır. Kumaş, sıvı boyanın olduğu küpe tamamıyla daldırılır. Bütünüyle o boya ile hemhâl olur. Her zerresini özümseyinceye kadar. Kumaş, boyayı kabule müsaittir. Onu emer ve ona boyanır. İnsıbâğ...
Bu güçlü ilâhî teşbihin bir veçhesi de şudur: Kumaşın bütün sathı, boyayla kaplanır. Sadece dışı, sadece içi değil. Bütün dokusu. Müslümanın da hayatının, rûhunun, gönlünün her zerresi İslâm ile boyanmalıdır. Bir gülün her zerresinde, râyihasının mevcudiyeti gibi.
İşte bunun için hayatın her safhasında eğitim. Sadece tahsil çağında değil. Sadece eğitim-öğretim yılının plânlanan günlerinde değil. Sadece eğitime ayrılmış mekânlarda değil;
Sath-ı Vatanda Eğitim
Teşbihin benzetme yönünü değiştirirsek, başka bir deyime ulaşırız: “Bu iş boyacı küpü değil, daldır ve çıkar bitsin!..” Eğitim, mektebin kapısından girip çıkmakla oluvermiyor. Küpten çıkış, son nefes!.. Pazara kadar değil mezara kadar. Çünkü boyanın tutup tutmadığını mahşer yerinde kontrol edecekler.
Bu âyet aynı zamanda, muharref Hıristiyanlığın vaftiz uygulamasına cevaptır. Öyle kutsiyet atfettiğiniz suyu serpmekle bitmez. Bütünüyle girmek gerekir, Allâh’ın boyasına. O da İslâm’dır. Kiliseye mahpus bir Hıristiyanlık gibi, camiye mahsus bir İslâm da işlerin bozulması demektir.
Yine Kur’ân-ı Kerim’de öğretilen bir duâ: “Sabrı üzerimize yağdır, üzerimize dök!..” (el-Bakara, 250; el-A‘râf, 126) Yine benzeri bir kaplanma, boyanma, istiğrak hâli... Öyle kaplamalı ki insanı; sonra hangi vesvese, hangi bozucu tesir gelse işlememeli. Şeytan soldurmamalı o rengi; nefs delmemeli, dünya pörsütmemeli. Radyasyona karşı giyilen bir elbise gibi!..
Eğitim-öğretim yılının biteceği ve yaz kurslarının başlayacağı Haziran ayında, bu dosya mevzuunu seçtik:
Sath-ı Vatanda Eğitim
Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ başyazıda; ilim, tahsil ve meslek tercihlerinde «daha iyi»yi ararken hangi teraziyi kullandığımızı sormaya davet etti. Hayrın, daha iyinin gerçek ölçüsünün ilâhî terazi olduğunu hatırlatarak.
Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi; bu sayımızda iki makalesi yerine, şümullü ve doyurucu bir mülâkat lutfettiler. İnsan eğitiminin en derin hâli olan Tasavvuf etrafındaki suallere geniş ve îzah edici cevaplar verdiler.
Yazarlarımız da; aktüel eğitim dünyasının problemleri, yapay zekâ, aile ve nüfus meseleleri üzerine kıymetli yazılar kaleme aldılar. Hikâyeler, iktibaslar, kıssalar, nükteler ve şiirler hepsi aynı dertle hemdert...
Dergimiz ve bütün neşriyâtımız, hayatın her alanında, yaz-kış bir eğitim rehberi olmayı şiâr edinmekte. İnternet ve sosyal medyanın hayatın her safhasında ve coğrafyamızın her köşesinde bize musallat olabildiğini hatırladığımızda bize rehberlik edecek kitap ve neşriyâtı elimizden düşürmememiz gerektiği âşikâr...
Dergiyi temin etmek için tıklayınız.
Kaynak: Yüzakı dergisi, Sayı: 256
YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!