Yüzakı Dergisinin Mayıs 2021 Sayısı Çıktı

Yüzakı dergisinin 195. sayısı çıktı. Yüzakı dergisinin Mayıs 2021 sayısı “Muzdaripleri sevindir ki; Ümmete Bayram Olsun!” başlığıyla yayınlandı.

“Muzdaripleri sevindir ki; Ümmete Bayram Olsun!” kapağıyla çıkan Yüzakı dergisinin 195. sayısı şu şekilde takdim edildi.

ÜMMETE BAYRAM OLSUN!

Herhâlde II. Dünya Savaşı bittiğinden beri insanlarda bir III. Dünya Savaşı ha başladı ha başlayacak vehmi veya düşüncesi vardı. Fakat o çapta büyük bir harp başlamıyor; bunun yerine dâimâ Müslüman memleketler işgale uğruyor, iç savaşla çalkalanıyordu. Rahatı yerinde olanlara dokunmayan yılan da bin yaşıyor hiç ölmüyordu.

Harb-i umumî. Adı üzerinde. Herkesi alâkadar ediyor, her ocağa ateş düşürüyor, giden ve gelmeyenlerden dolayı insanlar birbirlerini uzun süre belki hiçbir şekilde göremiyor. Korku, vehim, endişe...

Evde geçirilecek, sarılıp kucaklaşmanın mümkün olamayacağı ikinci Ramazan Bayramı. Her gün eş, dost, akraba ve arkadaşlarınızdan gelen ağır hasta ve vefat haberleri... Kendi çapında bir harb-i umumî içindeyiz. Fakat gözle görülmeyecek kadar küçük bir düşmanla. Fakat yıllardır Suriye gibi, Yemen gibi, Rohingya gibi birçok İslâm beldesi zaten bu durumda değil miydi? Fark, umumîleşmesinde. İlâhî adâletin bir şekilde tecellîsi âdeta.

Gönüllü olarak, bir vücudun uzuvları gibi hareket etmezseniz, başınıza gelen musîbetlerle yine şartlar birbirine yaklaşıyor ve kısmen de olsa benzer mahrumiyetleri, acıları, kayıpları yaşıyorsunuz.

Hâdiseyi bu şekilde okumak, mânevî çarenin «zarurîden gönüllüye» geçmek olduğunu fısıldamıyor mu?

Bayram tek başına yaşanabilecek bir mefhum değil. Şimdi evde kalırken de tevbe elbiselerine bürün. Hani hazır yemeği, her türlü ihtiyacı nasıl uzaktan sağlayıp kapına getiriyorsan, infâkı, gönül almayı, muzdaripleri sevindirmeyi de uzaktan başar!.. Kargocular sadece senin adresini bilmiyor, fukaranın adresini de bulurlar.

Muzdaripleri sevindir ki; Ümmete Bayram Olsun!..

Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali Eşmeli; muzdaripleri sevindirmenin toplum olarak yeterince idrâk edemediğimiz ehemmiyetini âyet ve hadislerin rehberliğinde tahlil ve îzah etti.

Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, «Kadir Gecesi’ni İdrak ve Bayram Şahâdetnâmesi»ni tahsil etmeye çağırıyor. Saklı hazineleri ganîmet bilmeye davet ediyor.

Bu salgın zamanı; sâir zamanlarda en çok ihmal edilen müessesemizle, aile kalemizle mecburen alâkadar olmaya sevk ediyor bizi. Her zamankinden fazla aileyle beraberiz. Bu beraberliği hangi ölçülerle zenginleştirmeli ve fırsata dönüştürmeli? Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi’nin Münir Arıkan ile gerçekleştirdiği mülâkatın bir kısmı dergimizde.

Yazarlarımız Ramazan sonrasında kıvâmı koruyabilme telkinlerinde bulundular. Popüler kültür istîlâsı karşısında yapabileceklerimize kafa yordular. Bir değer arayışındaki insanımıza mâneviyatı gösterdiler. Dayanışmanın, muzdariplere yardım etmenin tarihî ve günümüzde devam eden müsbet örneklerini bir bir saydılar.

Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım, tasavvuf fıkhı ve fıkıh meseleleriyle titiz ölçüler paylaşmaya devam etti.

Bir cihan harbine benzettiğimiz gibi musîbetler umumî… Fakat iki mânevî emâna dikkatimizi çekti Doç. Dr. Mustafa Canlı Hocamız.

Tarih düşürme geleneğimiz, obezite problemine karşı teşhis ve tedavi ipuçları ve gönle işleyen hikâyeler, yolumuzu aydınlatan güzel nükteler...

Şairlerimiz bayram sevincini buruk mısralarla terennüm ettiler.

Bu savaşın galibi, hayatta kalanlar değil, insan kalanlar olacak.

Bayramınızı başlığımızla tebrik ederiz:

Muzdaripleri sevindir ki;

Ümmete Bayram Olsun!..

Dergiyi temin etmek için tıklayın!

BAYRAM NEDİR?

Bayram Nedir?

İSLAM'DA BAYRAM NEDİR?

İslam'da Bayram Nedir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.