Yemin Kefareti Nasıl Ödenir?

Kaç tür yemin vardır? Yemin kefareti nasıl yerine getirilir? Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

YEMİN NEDİR, KAÇ ÇEŞİTTİR?

Yemin, söze kuvvet kazandırmak amacı ile Allah’ın adını anmaktır.

Yemin üç çeşittir;

1) Yemin-i Lâğv: Yanlışlıkla yalan yere yapılan yemine denir. Parası olduğu halde, olmadığını zannederek “Vallahi param yok” diye yemin etmek gibi. Böyle yeminden dolayı keffaret vermek gerekmez.

2) Yemin-i Gamus: Bilerek yalan yere yemin etmektir. Görmediği bir şey için “Vallahi gördüm”, borcunu ödemediği halde “Vallahi ödedim” diyerek bile bile yalan yere yemin etmek gibi. Böyle yalan yere yemin etmek büyük günahtır. Bunun bağışlanması için tevbe etmeli, Allah’tan af dilemelidir.

Böyle yemin ederek başkasına haksızlık yapmışsa hakkı sahibine vermeli ve helâllık almalıdır. Bu gibi yeminlerden dolayı kefaret vermek icab etmez. Çünkü bunun günahından kurtulmak için kefaret yeterli değildir.

3) Yemin-i Mun’akıde: Gelecekte bir işi yapacağına veya yapmayacağına dair yemin etmektir. “Vallahi yarın borcumu ödeyeceğim.” “Vallahi falan kimse ile konuşmayacağım” diye yemin etmek gibi. Eğer yemine uygun olarak dediğini yaparsa kefaret gerekmez. Fakat yemin ederek söylemiş olduğu sözü yerine getirmezse yemin bozulmuş olur ve ceza olarak kefaret vermek gerekir.

YEMİNİN KEFARETİ

Geleceğe dair bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına yemin edip de yeminini bozan kimse keffaret olarak; on fakiri giydirir veya on fakire birer fitre miktarı para verir. Bunları yapacak gücü olmayanlar peşpeşe üç gün kefaret orucu tutarlar.

YEMİN ÇEŞİTLERİ VE HÜKÜMLERİ

Yemin Çeşitleri ve Hükümleri

YEMİN NEDİR? YEMİN ETMENİN HÜKMÜ

Yemin Nedir? Yemin Etmenin Hükmü

YALAN YERE YEMİN ETMEK İLE İLGİLİ HADİSLER

Yalan Yere Yemin Etmek ile İlgili Hadisler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.