Yaratılanı Sevmek, Yaratan’a Duyulan Muhabbeti Nasıl Gösterir?
Allah aşkını kalbimize nasıl nakşedip, mahlûkata olan sevgimizle bu muhabbeti nasıl derinleştirebiliriz?
Îman, muhabbetin hakîkatine vâsıl olmaktır. Muhabbeti, onun mutlak menbaına ve ona en lâyık olana, yani Allah Teâlâ’ya hasredebilme mahâretidir.
İLÂHÎ MUHABBET VE HAK ÂŞIKLARININ GÖZÜYLE KÂİNAT
Fakat seven, sevdiğinin sevdiklerine de muhabbet duyar. Dolayısıyla Allâh’a duyulan muhabbet, başta O’nun Habîbi olan Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i, Ehl-i Beyt’i, Sahâbe-i Kirâm’ı, Hak dostlarını, sonra da Allah katındaki kıymeti nisbetinde her varlığı sevmeyi îcâb ettirir.
Yunus Emre Hazretleri; “Yaratılanı severiz, Yaratan’dan ötürü…” derken ve sarı çiçekle içli içli hasbihâl ederken, varlıklardaki ilâhî kudret mührünü seyretmenin ulvî hayranlığıyla mest olmuş bir hâldeydi…
Şâh-ı Nakşibend Hazretleri, intisâbının ilk yıllarında hizmetiyle meşgûl olduğu hayvanâtın hazin hazin sesler çıkararak Hakk’a yalvarışlarına vâkıf olurken, bambaşka bir mânevî hazzı tatmaktaydı.
Hüdâyî Hazretleri, hangi çiçeği koparmak için elini uzatsa, o canlıların kendi dillerince Hakk’ı tesbîh ettiklerini işitip hiçbirini koparmaya kıyamamıştı…
Zira Hak âşıkları için kâinatta hikmetsiz ve abes bir varlık yoktur. Bütün mahlûkat, onları yoktan var eden Mutlak Sanatkâr’ın idrâk ötesi mükemmellikteki ilim, kudret ve sanatının bir eseridir. Dolayısıyla da, ilâhî kudret ve azametin mührünü taşımaktadır. Bu sebeple Hak âşıkları, dâimâ hikmette derinleşerek bütün âlemleri ilâhî muhabbet hisleriyle ve ibret nazarıyla seyreder, duydukları hayranlıkla mest olurlar.
Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından 2, Erkam Yayınları










YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!