Yaratılana Merhamet, Yaratan’a Tâzim

Abdullah Sert Hocaefendi: Dinin özü; Allah’ın emirlerine hürmet, O’nun yarattığı her varlığa merhametle muâmele etmektir. Müslüman, insanla sınırlı olmayan bir şefkat ahlâkının taşıyıcısıdır.

Dinle ilgili yapılan genel ve kısa tariflerden biri şöyledir:

“et-ta'zîm li-emrillâh ve'ş-şefakatü alâ halkillâh.”

Evet, dinin en güzel ve en kısa tariflerinden biri budur. Din; Allah Teâlâ’nın bütün emirlerine karşı insanın boyun bükmesi, onları tâzim etmesi ve bu emirlere teslim olmasıdır. Aynı zamanda yaratılan her şeye karşı şefkat ve merhametle davranmaktır.

İnsan vardır, nebatat vardır, hayvanat vardır. Hatta cemadat vardır: toprak, su, ay, güneş… Hepsine karşı güzel davranmak dinin özündendir.

Muhyiddin Arabî Hazretleri şöyle der:

“Toprağa güzel davran.”

“Suya güzel davran.”

Bir ağacın altında oturup onun gölgesinden istifade ettiysen, seninle o ağaç arasında bir hukuk oluşmuştur. Oradan giderken boş gitme. Torbanda biraz su varsa, ağacın dibine dök. Sana verdiği gölgenin şükrünü böyle eda et; ona teşekkür et.

Aslında kıymetli kardeşlerim, bu dünyada —avamî bir tabirle— Mısır tarlasına giren yabani bir varlık gibi hoyratça davranan insanlarla, Allah dostlarının bu hassasiyetlerini bir mukayese edelim. Bir ağacın gölgesinde serinledinse, oradan bile gafletle geçme. Giderken bir bardak su dök ki yaprakları yeşillensin. Çünkü ağacın suya ihtiyacı vardır.

Dolayısıyla İslâm, insanın bütün varlıkla olan ilişkisini ihsan kıvamında, yani en güzel şekilde tanzim eder. Müslüman; hayvanata merhamet eden insandır. Müslüman; kanadı kırık bir kuşu besleyen insandır.

Buradan vakıf anlayışına da temas edebiliriz. Ecdadımız, yaz mevsiminde buralara gelip kışın geri dönemeyen hayvanlar için, bir sonraki mevsime kadar onları barındıracak mekânlar inşa etmiştir. Camilerimizin pek çoğunda hâlâ bu izler mevcuttur. Göçmen kuşlar buraya misafir olarak gelmişlerdir; dönememişlerdir. “O hâlde onları bahara kadar misafir edelim.” demişlerdir.

İşte bu, Müslümanlığın güzelliğidir. Müslümanın yufka yüreğinin tezahürüdür.

Ne var ki bugün sokaklarda insanlar ölür gider, ses çıkmaz. Ardından Gazze’de altmış bin, yetmiş bin çocuk bombalanır; maalesef kimsenin kılı kıpırdamaz…

Evet, ne yazık ki…

İslam ve İhsan

MERHAMET İLE İLGİLİ 40 HADİS

Merhamet ile İlgili 40 Hadis

YARATILANA ŞEFKAT VE MERHAMET İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

Yaratılana Şefkat ve Merhamet ile İlgili Örnekler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.