Üsküp’te Zeytin Dalı Harekatı İçin ‘zafer Duası’

Makedonya’da eski Üsküp Türk Çarşısı’nda bulunan Murat Paşa Camisi’nde yatsı namazı öncesi Zeytin Dalı Harekatı’nın zaferle sonuçlanması için dua edildi.

Makedonya’nın başkenti Üsküp’te, Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK), Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin bölgesinde terör örgütleri PYD/PKK ve DEAŞ’a yönelik başlatılan Zeytin Dalı Harekatı’nın zaferle sonuçlanması için dua edildi.

Eski Üsküp Türk Çarşısı’nda bulunan Murat Paşa Camisi’nde yatsı namazı öncesi program düzenlendi. Türkiye’nin Üsküp Büyükelçisi Tülin Erkal Kara ile kadınların da yer aldığı programda Afrin’deki harekatın başarılı olması için Fetih Suresi okundu, dua edildi.

Türkiye’nin Üsküp Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri Murat Alkan, yaptığı açıklamada, Türk milletinin dünyanın her tarafındaki mazlumların, gariplerin, yetimlerin, fakirlerin ve ezilmişlerin yanında olduğunu söyledi. Alkan, dünyadaki tüm Müslümanlar gibi Balkanlardaki Müslümanların da Türk askerinin zaferlerle dönmesi için ellerini semaya açıp dua edeceklerini belirtti.

Murat Paşa Camisi Vaizi Süleyman Baki de programın amacının, hem Balkanlar hem de Makedonya’dan Türkiye’nin gösterdiği kararlılığa ve Mehmetçik’in verdiği mücadeleye dualarla destek sağlamak olduğunu dile getirdi.

Baki, “Temennimiz, inşallah bu harekatla Türkiye düşmanlarının belinin kırılması ve Mehmetçik’in güzel bir zaferle tekrar Türkiye’ye dönmüş olması.” dedi.

Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliği (MATÜSİTEB) Başkanı Hüsrev Emin de harekatı Türkiye dışında yaşayan soydaşlar için de önemli gördüklerini söyledi.

Makedonya Türkleri olarak Türkiye’nin harekatta başarılı olması temennisinde bulunan Emin, “İnşallah, Türkiye’nin hem bölge politikasında hem de küresel politikasında barışı, huzuru, istikrarı sağlamak adına yapmış olduğu bu harekatla başta Ortadoğu olmak üzere tüm ülkelerde de etkisi, yansıması olur.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.