Üniversiteli Öğrencilerden Diyarbakır’a Gönül Köprüsü Kuran Hediyeler

İstanbul’da Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'na bağlı yükseköğretim kurumlarında barınan öğrenciler Diyarbakır’daki kardeşlerini sevindirdi.

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'nın İstanbul’daki yurtlarında kalan üniversite öğrencileri “Haydi Birlikte Isınalım” sloganıyla Diyarbakır’daki kardeşlerini sevindirdi.

BİRLİKTE ISINDILAR

İstanbul’da Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'nın yurtlarında kalan üniversite öğrencileri “Haydi Birlikte Isınalım” sloganıyla bir sosyal sorumluluk projesine imza attılar. Kendi aralarında topladıkları hediyelerle Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesindeki Mehmet Fevzi Durucan İlkokulunda okuyan 80 öğrenciye bot, kaban, atkı, bere ve eldiven hediye ettiler. Bu anlamlı proje Diyarbakır’da eğitim-kültür ve yardımlaşma alanlarında hizmet vermeye başlayan Dicle İlim İrfan Gençlik ve Yardımlaşma Derneği (DİGED) ile birlikte gerçekleştirildi.

Gönüllülerden Diyarbakır’a Dair..

Diyarbakır denilince muhayyilemde farklı şeyler canlanırdı. Fakat orada çok değil yalnızca iki gün geçirdikten sonra bu önyargılı düşüncelerim tamamen değişti. Samimi, misafirperver ve cömert insanlarını çok sevdim. Adres sorduğum zaman bile kolumdan tutup götürecek kadar da yardımseverlerdi. Demek ki önce görmek ve yaşamak lazımmış           

Kadim şehir Diyarbakır’da biraz vakit geçirdikten sonra minik ellere hediyelerini ulaştırmak için Mehmet Fevzi Durucan İlkokulu’na doğru yol aldık. Aracımız okulun bahçesine yanaştığında okul müdürü ve birkaç öğretmen bizi karşılamak için kapıdaydı. Selamlaşma, tanışma ve hediyelerin nasıl dağıtılacağı konuşulurken teneffüs zilinin çalmasıyla dışarı çıkan çocuklar meraklı gözlerle etrafımızı sarmaya başladılar. Onlar ne olduğunu anlamaya çalışırken biz de elimizdeki çikolata, kek ve lolipop kutularıyla aralarına daldık. Bağırış, çağırış, gülüşmeler eşliğinde bahçede tam bir şenlik havası yaşanıyordu. En küçüğünden en büyüğüne herkesin mutlu olduğu muhteşem bir andı. Ders zili çalana kadar bu böyle devam etti. Ardından hediyelerin dağıtılacağı salona geçerek isim isim paketleri düzenleyemeye başladık. Hayatımda daha önce bir işi bu kadar zevkle yaptığımı hatırlamıyorum. İlkokula giden küçük bir çocuk bizim vesilemizle mutlu olacaktı, bundan daha ötesi var mıydı?

Düzenlemeler bittikten sonra hediyesini vereceğimiz seksen öğrenci sırayla salona çağrılmaya başlandı. Ben de özellikle onların tavırlarını dikkatle izlemek için dağıtım yapılan yerin biraz arkasına geçtim. Tepkilerini merak ediyordum. İçeri çağırılanlar biraz utangaç biraz da mahcup gözlerle bakıyordu. Kimileri de biraz stresliydi ama hediyelerini alıp kapıya doğru giderken hafif bir baş eğmesiyle gülümsediklerini görüyordum. İstisnasız her biri kapıdan çıktıktan sonra bir köşeye çekilip hediye paketini açıyor, yanındaki arkadaşına gösteriyordu. Her birinin gönlüne dokunduğumuzu hissettim. Kimilerine paketlerini salonda açtırıp montlarını biz giydirdik. Montunu beğendin mi? diye sorduğumda: çok güzelmiş, teşekkür ederim diyerek bana tebessüm eden o kız çocuğunun güzel yüzü hala gözümün önündedir. O masum çocukların mutluluğuna vesile olmak, muhabbet dolu gözlerle baktığını görmek dünyadaki en güzel duygulardan biriymiş gerçekten. Dağıtım bittikten sonra dört yanımı kaplayan o muazzam huzuru hiç unutamıyorum. Yalnızca ben değil, ekipteki herkes aynı duyguları yaşıyordu. Gönülden gönüle köprüler kurulmuş, sevgi tohumları atılmıştı. Bu projenin öncülerine, gizli mimarlarına ne kadar teşekkür etsek az.

Şimdi arkadaşlarıma söylüyorum, bir vesile ile mutlaka böyle bereketli bir işin içinde olun, gidin gönüller yapın diye. Çünkü bana göre her insanın bu duyguları hissetmesi, yaşaması lazım. Sonra görün bakın kalıyor mu üç günlük dünyanın kederi, tasası...

Hafız Furkan Yıldızlı - İlahiyat Fakültesi 1. Sınıf

Kaynak: hudayivakfi.org

 

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.