Üftâde Hazretleri’nin Hayatı

Üftâde Hazretleri kimdir ve hayatı boyunca hangi manevi izleri bırakmıştır?

Bursa’nın manevi dünyasına ışık tutan Üftâde Hazretleri, genç yaşta tasavvuf yoluna yönelmiş ve hayatı boyunca insanlara rehberlik etmiş büyük bir evliya olarak tanınır.

MEHMED MUHYİDDÎN ÜFTÂDE (988/1580) HAZRETLERİ KİMDİR?

Üftâde Hazretleri’nin adı Mehmed, lâkabı, Muhyiddîn, mahlâsı Üftâde’dir. Babası çocuk yaşlarında iken Bursa’ya gelip Araplar Mahallesi’ne yerleşmişti. Üftâde Hazretleri, buradaki evlerinde 895/1490 yılında dünyâya geldi. Rivâyete göre, “Üftâde Hazretleri dünyâya geldiği zaman annesi rü’yasında oğlunu süt deryâsına dalıp çıkarken görmüş” ve rü’yâyı telâşla babasına anlatınca: “– İnşâallah oğlumuzun erbâb-ı ilim ve kemâlden olacağına işarettir” cevâbını almıştı.

Hz. Üftâde’nin “seyyid” olduğuna dâir bir rivâyet varsa da bu siyâdet, Hz. Hüdâyî’de olduğu gibi herhâlde sulbî değil, ma’nevî olsa gerektir.

Hızır Dede’ye İntisâb Etmesi

Üftâde Hazretleri, çocukluğunda bir müddet babasının teşvîki ile kazzâzlık (=ipekçilik) mesleği ile meşgûl olmuş fakat bu meslek onu tatmîn etmemişti. Bu arada babası ve ustası vefât edince bu mesleği bırakarak şeyhine teslîm oldu.

Çocukluk devresinde Bursa’nın Selçuk Mahallesi’nde mazınneden Muslihuddîn adında birinin hayır duâsını alan ba’zı meczûpların nazarına mazhar olan Hz. Üftâde’nin güzel sesiyle zaman zaman müezzinlik yaptığı rivâyet edilir. Üftâde’nin bundan başka muhtelif câmilerde kürsi vâizliği, Emir Sultân Câmii’nde hatiplik yapmış olması onun iyi bir medrese tahsîli görmüş olduğunu gösterir. Gerçi Hızır Dede’ye intisâbından sonra şeyhi onu ilm-i zâhir tahsîline teşvîk ederek bu ilimlerde ilerlemesini arzû etmişti.

Üftâde’nin Hızır Dede’ye intisâbı çok genç yaşlarına hattâ annesi ve kızkardeşinin hayâtta olduğu sıralara rastlamaktadır. Nitekim Vâkıât’ın beyânına göre: “Babası ile kardeşi vefât edince kızkardeşi evlenmiş, annesi de onunla beraber gitmiş olduğundan Üftâde yalnız kalarak sık sık şeyhi ile görüşmek imkânına sahip olmuştu. Hz. Üftâde, şeyhi Hızır Dede sâyesinde tasavvuf yolunun sırlarına, seyr u sülûkün temel esâslarına vâkıf olmanın yanısıra rü’yâ ta’bîri ilmine de âşinâ olmuştu.”

Üftâde Hazretleri, genç yaşına rağmen büyük bir teslîmiyetle bağlandığı şeyhi Hızır Dede’nin nezdinde kemâle ermiş, şeyhinin vefâtından sonra da Muhyiddîn b. el-Arabî’nin rûhâniyetinden üveysî tarîk ile istifâza etmişti. Nitekim Hüseyin Vassâf Bey, “... Üftâde hazretleri, merhûm Şeyh-i Ekber-i Athar (k.s.) Hazretleri’nin meşrebinde idiler. Fahru’l-müteahhırîn’dirler, emselül-müteeddibîn’dirler. Mürşidleri Hızır Dede’din vefâtından sonra Şeyh-i Ekber hazretlerinin rûhâniyetlerinden istifâza buyurmuşlardır”, diyor.

Vaaz ve hutbelerinde Mesnevî’den nakıller yapacak kadar Farsçaya da âşinâ olan Hz. Üftâde’nin halk arasında meşhûr pek çok menkabe ve kerâmetleri vardır.

Ba’zı kaynaklarda Hz. Üftâde’nin Halvetîyye ricâline ve bâ-husus Sünbül Sinan Efendi’ye intisâb ettiği de kaydedilmekte ise de bunun nerede, ne zaman olduğuna dâir bir bilgiye sahip değiliz.

Hz. Üftâde ile ilgili bir araştırma yapmış bulunan Alman kadın müsteşrik Beldiceanu, Hz. Üftâde’nin kuvvetli bir Şiî cereyanının te’sîri altındaki bir muhîtte yaşadığını ve Şiîliğin Üftâde’nin ma’nevî cephesinde “kesin bir te’sîr” bıraktığını söyleyerek ya mes’eleyi çarpıtmak istemiş veya tarîkat Alevîliği ile mezhep Alevîliğini birbirine karıştırmış olmalıdır. Oysa ki Üftâde Hazretleri, Vezîr Mustafa Paşa’ya gönderdiği mektubunda Şiî ve Rafizîlerin te’dibini tavsiye etmişti.

Bursa’da muhtelif makâmları bulunan Hz. Üftâde, bunlardan Atik Ali Paşa Câmii’nde halvet, Kaygan Câmii’nde i’tikâf etmiş, Umurbey Mahallesi Câmii’nde de cum’a kılmıştır. Doğanbey Mahallesi’nde bir evde de ayda bir ikâmet etmiştir.

Üftâde Hazretleri’nin Türbesi Nerede?

Hz. Üftâde, doksanüç yaşında iken 12 Cemâziye’l-evvel 988/26 Temmuz 1580’de Bursa’da vefât ederek kendisinin yaptırdığı Üftâde Câmii’nin yanındaki türbeye defnedilmiştir. Vefâtına:

Düştü iskât-ı yâ ile tarîh

Geçdi Üftâde Bursa’nın kutbu

*

Düştü dile kalemden târîh-i irtihâl-i Üftâde

(Müstakimzâde)

beyitleriyle târih düşülmüştür.

Celvetiyye Tarîkatı, kendi zamanında “kamer durumunda bulunduğu” rivâyet edilen Üftâde Hazretleri, devrin devlet ricâlinin de dikkatini çekmiş, hatta Sultân III. Murâd kendisini ziyâret ederek sohbetinde bulunmuştur.

Bursa’nın kadısı Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin ma’nevî sıkıntılarını teskîn ve kendisini yaratılış gayesine vüsûl için Hz. Üftâde’ye koşması ve ona tam bir teslîmiyetle bağlanması Hz. Üftâde’nin büyüklüğüne en büyük delildir.

Hz. Üftâde’nin Hutbe Mecmûası ve Dîvân olmak üzere iki eseri olduğu kaydedilir. Hüseyin Vassâf, onun oniki terkli tâc giydiğini belirtirken Lemezât ve Tâc Risâlesi onsekiz terkli tâc giydiğini; Bursalı İsmail Hakkı ise önceleri yeşil, bilâhare beyaz tâc giydiğini kaydetmektedir.

Kaynak: Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Aziz Mahmut Hüdayi, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

CELVETİYYE TARİKATININ SİLSİLESİ

Celvetiyye Tarikatının Silsilesi

CELVETİYYE TARİKATI ŞEYHLERİNİN HAYATLARI

Celvetiyye Tarikatı Şeyhlerinin Hayatları

CELVETÎ TARÎKATI NEDİR, HALVETÎLİKTEN FARKI NE?

Celvetî Tarîkatı Nedir, Halvetîlikten Farkı Ne?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle