Türkiye’nin Afrika’da Etkisi Artıyor

Türkiye’nin Afrika kıtası ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmek için son 20 yılda gösterdiği çaba, kıtada dikkati çekici bir varlığa dönüştü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17-20 Ekim tarihlerinde Angola, Togo ve Nijerya’ya yaptığı ziyaret ile Afrika’daki 54 ülkeden 30’unu ziyaret etmiş oldu.

Yapılan ziyaretler Afrika ülkeleriyle ilişkileri geliştirirken kıtanın farklı noktalarında faaliyete geçen kurumlar da Afrika ülkeleriyle ilişkilerin derinleşmesi ve ilerlemesine katkı sağladı.

Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle kurduğu ilişkiler, diplomatik misyonların yanında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Türk Hava Yolları (THY), Yunus Emre Enstitüsü (YEE) ve Türkiye Maarif Vakfı (TMV) gibi kurumlar ve farklı alanlarda yapılan anlaşmalarla devam ediyor.

Afrika kıtasındaki ilk büyükelçiliğini 1925’te Mısır’ın başkenti Kahire’de açan Türkiye, Sahra Altı Afrika’daki ilk büyükelçiliğini ise 1926’da Etiyopya’da faaliyete geçirdi. Kıta ile diplomatik ilişkilerini her geçen yıl daha da güçlendiren Türkiye, 2009’dan bu yana kıta genelinde 31 büyükelçilik açtı.

Söz konusu yıldan önce Afrika’nın sadece 12 ülkesinde büyükelçiliği bulunan Türkiye’nin kıtadaki büyükelçilik sayısı, atılan adımlarla 43’e çıktı. Batı Afrika ülkelerinden Gine Bissau’nun başkenti Bissau’da 44’üncü büyükelçiliğini açmayı planlayan Türkiye, kıtadaki büyükelçilik sayısını 50’ye yükseltmeyi hedefliyor.

THY AFRİKA’DA 61 NOKTAYA UÇUYOR

Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle diplomatik alandaki ilişkilerinin yanı sıra birçok ülkeye THY ile doğrudan uçuşlar başlatıldı.

Afrika’ya ilk uçuşunu 1956’da yapan THY, Angola’nın başkenti Luanda’ya düzenlenen uçuşla kıtada uçtuğu ülke sayısını 40’a, uçulan nokta sayısını ise 61’e yükseltti. TMV de kıtanın dört bir yanında açtığı okul ve yurtlarla eğitim alanında faaliyetler yürütüyor.

Afrika’da 26 ülkedeki 175 eğitim kurumuyla 17 bin 565 öğrenciye eğitim veren TMV, 18 öğrenci yurdunda da Afrikalı öğrencilerin barınma ihtiyacını karşılıyor. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ise 2010-2019 arasında 52 Afrika ülkesinden toplam 5 bin 259 öğrenciye yüksek öğrenim desteği verdi.

Halihazırda 4 bin 403 Afrikalı öğrenci Türkiye’deki üniversitelerde lisans, yüksek lisans ve doktora yapıyor. 51 Afrika ülkesinden ise 8 bin 786 Türkiye mezunu bulunuyor. TİKA ve YEE, kalkınma ve eğitim alanlarında yürüttükleri projelerle Afrikalılar için çalışıyor.

TÜRKİYE, MAARİF VAKFININ ‘ULUSLARARASI OKUL AĞIYLA’ DÜNYADA İLK BEŞ ÜLKE ARASINA GİRDİ

TİKA, Afrika’da 22 temsilcilikle çalışmalarını yürütürken YEE de 10 ülkede kültür merkezleriyle faaliyet gösteriyor.

Kuzey Afrika’da Cezayir, Fas ve Tunus, Doğu Afrika ülkelerinde Somali, Sudan ve Ruanda, Batı Afrika ülkelerinde Senegal, Moritanya ve Gambiya’da ofisleri bulunan YEE son olarak Nijerya’nın başkenti Abuja’da merkeziyle Türkçenin tanıtılmasını sağlamak için çalışmalar yürütecek. Öte yandan YEE, Türkçe öğreniminin yanında kültür-sanat alanlarında faaliyetler yürüterek Afrikalılar ile farklı alanlarda iş birliği ve yakınlaşmayı sağlıyor.

TÜRKİYE’NİN AFRİKA’DAKİ 19 ÜLKEDE ASKERİ ATAŞELİĞİ BULUNUYOR

Türkiye’nin Afrika’nın 19 ülkesinde açtığı askeri ataşelikler ile güvenlik alanında iş birliği için çalışmalar yürütüyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde Türk askerleri, 2016 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Mali Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonu (MINUSMA) kapsamında Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nde barış ve istikrarın sağlanması amacıyla görev yapıyor. Türkiye, 2017’de yurt dışındaki en büyük askeri eğitim merkezi konumunda olan Somali Türk Görev Kuvveti Komutanlığını kurdu. Bu komutanlıkta Somali ordusunun omurgasını teşkil edecek subay ve astsubay yetiştiriliyor.

Türkiye ve Libya arasında imzalanan “Güvenlik ve Askeri İş Birliği Mutabakat Muhtırası” çerçevesinde TSK tarafından Libyalı askeri öğrenciler için hazırlanan eğitim programı devam ediyor. En son temel ve ileri seviyede 6 ve 12 hafta süren eğitimler alan Libya ordusuna bağlı Terörle Mücadele Gücü mensubu 90 öğrenci 18 Nisan’da diplomasını aldı.

Kaynak: AA

AFRİKA NEDEN CAZİBE MERKEZİ?

Afrika Neden Cazibe Merkezi?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.