Tevrat Nedir?

Tevrat nedir? Kime ve hangi halka inmiştir?

Tevrat, İbranice bir kelime olup, sözlükte kanun, şeriat anlamlarına gelir. Hz. Musa’ya indirilmiştir. Tevrat’a Ahd-i atik veya Ahd-i kadim (Eski ahit) de denir. Tevratın aslının Allah kelamı ve peygamberine indirdiği kutsal bir kitabı olduğuna inanmak her Müslümana farz olup, bunu inkâr etmek kişiyi küfre götürür. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de Tevrat’ın Allah’ın kutsal kitaplarından biri olduğu açıklanmıştır:

“ Biz, içinde hidayet (doğruya yol gösterici) ve (kalpleri aydınlatan) bir nur olarak Tevrat’ı indirdik...”[1]

Tevrat, Hz. Musa aracılığıyla İsrailoğullarına gönderilmişti. Ancak İsrailoğulları (Yahudiler) tarihte yaşadıkları sürgün ve esirlik dönemlerinde Tevrat’ın Allah’tan gelen saf, duru ve bozulmamış şeklini koruyamamışlardır. Tevrat’ın asıl nüshası kaybolunca, Yahudi din bilginleri tarafından kaleme alınan Tevrat nüshaları ortaya çıkmıştır. Bugün elde mevcut bulunan Tevrat tahrif edilmiş, ilahi kitap olma özelliğini de yitirmiştir.[2]

Kur’an, Tevrat’la yükümlü tutuldukları hâlde onunla amel etmeyen Yahudileri ciltlerce kitap yüklenmiş merkebe benzetir. (Cuma suresi, 5. ayet) onları Tevrat’ın kelimelerini kelimelerinin yerini değiştirmek, hakkı gizlemek, hakkı batıla karıştırmak, yanlış telaffuz etmek, tahrif etmekle suçlar. (Bakara suresi, 59. ayet, Âl-i İmran suresi, 71 ve 78. ayetler, Nisa suresi 46. ayet, Mâide suresi, 13. ayet) İçlerinde Allah’ın kitaptan indirdiklerini gizleyen ve az bir menfaat karşılığında satanların bulunduğunu haber verir. (Bakara suresi, 174. ayet) 

Bugün Yahudilerin elindeki Tevrat beş bölümden meydana gelmiştir. Bunlar:

  1. Tekvin (yaratılış): Âlemin ve ilk insanın yaratılışından, Hz. Adem’in işlediği suçtan, yeryüzüne inişinden, Nuh tufanından, Hz.Yusuf’un Mısırdaki hayatından, İsrailoğullarının Mısır’a gelişlerinden bahseder. Elli bölümdür.
  2. Huruc (çıkış): İsrailoğullarının Mısır’dan çıkışları, Firavun’dan çektikleri çileler anlatılır. Kırk bölümdür.
  3. Levililer: Günahların kefareti, haram yiyecekler, yasaklanmış evlilikler, dini ayinler, bayramlar ve adaklar gibi dini hükümlerden bahseder. Yirmi yedi bölümdür.
  4. Sayılar: Hz. Musa’nın vefatından sonra İsrail milletinin Tûr dağından ayrılıp Ken’an ülkesine girmelerinden bahseden otuz altı bölümden oluşan kısımdır.
  5. Tesniye: Hz. Musa’nın ölümünden ve gömülmesinden bahseden, on emiri içeren, helal ve haram yiyeceklerden, hukuki konular hakkında açıklamalar yapan bir bölümdür. Otuz dört babtır.

On Emir: Yahudi inancına göre Rabb’in bizzat ken­di parmaklarıyla taş levhalar üzerine yazdı­ğı ve Hz. Musa aracılığıyla İsrailoğulları'na bildirdiği birtakım yasaklamaları ifade eden bir terim.

Bugün elimizde Tevrat’ın üç nüshası vardır. Bunlar:        

  1. Yahudilerle protestanların kabul ettikleri İbranice nüsha
  2. Katolik ve Ortadokslar tarafından kabul edilen Yunanca nüsha
  3. Samirilerce kabul edilen Samirice nüshadır

Bu nüshalar Tevrat’ın en meşhur ve en geçerli nüshaları olarak bilinmekle birlikte, gerek aralarında gerekse kendi içlerinde, pek çok çelişkili bilgiler içerir.

Dipnotlar:

[1] Maide sûresi, 44. ayet

[2] Tahrif olmak: Bir kelimede harflerin yerini veya bir harfi değiştirme, bozma. Bir ibarenin anlamını değiştirme. İlahi kitaplar üzerinde herhangi bir kelimenin veya bölümün bile bile değiştirilmesi.

İLAHİ KİTAPLARIN GÖNDERİLİŞ SEBEPLERİ

İlahi Kitapların Gönderiliş Sebepleri

KUR'ÂN'DA YAHUDİLER NASIL GEÇİYOR?

Kur'ân'da Yahudiler Nasıl Geçiyor?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.