Teknoloji Nimet mi, Yoksa İrademizi Tüketen Bir Bağımlılık mı?
Teknolojinin sunduğu kolaylıklar, fark etmediğimiz birer bağımlılığa mı dönüşüyor? Nörolojik risklerden irade sınavına kadar dijital dünyanın bilinmeyenlerini ele alan çarpıcı bir inceleme
Geçtiğimiz aylarda paylaştığımız tütün bağımlılığı yazısının ardından iki şeyin önemini fark ettik;
- Bağımlılık önemli bir mesele.
- Kimyasal bağımlılıklar (tütün alkol vd.) önemli ama herkes en azından konunun önemini müdrik. Bir de farkında olmadığımız bir tehlike daha var; teknoloji bağımlılığı.
Mevcut hayat şartlarımıza bakılınca Ramazan-ı şerif içinde okunacak bir sayıda en çok faydayı, bu konuya ait uyarılar sağlar diye düşündük.
Dijital dünya, sanal âlem, her çeşidiyle iletişim araçları/mecraları en kısa tahminle son çeyrek asırda günlük hayatımıza gelip yerleşti.
- Navigasyon uygulaması kullanmadan nasıl yol bulmuşuz?
- Metroda nasıl vakit geçirmişiz?
- Telefondaki uygulamayla fazladan kaç hatim okudunuz?
- Bir video açıp adım adım izlediğiniz tarifle yaptığınız yemeği herkes “parmaklarıyla beraber yemedi mi?”
- Memleketteki dedelerin torun hasretini giderebilen alet kötü olabilir mi?
- Ya da haftalık buluşmanın duyurusunun yapıldığı grubu kuran adam cennetlik olmaz mı?
Öyle ama?
- Film izlemeye dalıp gece 2’de uyumuşum işe geç kaldım.
- Bizim oğlan telefonla oynamaktan ana dilini unuttu diye başlayan şikâyetleri nereye koyacağız?
Her nimetin külfeti oluyor. Sosyal fayda ve zararların herkes farkında ama olayın tıbbi boyutu da göz ardı edilemeyecek kadar önemli. Sürekli teknoloji kullanımının beyin fonksiyonlarını hem olumlu hem de olumsuz yönde etkilediği gösterilmiş.
“Simüle edilmiş internet aramaları sırasında sinirsel aktiviteyi izleyen fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) araştırması, çevrimiçi arama yapmanın sinir devrelerini güçlendirebilecek bir tür zihinsel egzersiz olabileceğini göstermektedir” gibi teknolojinin sağlığa faydalarından bahseden çalışmalar da var.
Zaten biz de kararında yenen şekere ve tuza da itiraz etmiyoruz. Sözümüz “şekersiz yaşayamam - ölürüm daha iyi” diyenlere.
TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI HANGİ FİZİKSEL SORUNLARA YOL AÇABİLİR?
“Bağımlılık, kişinin kullandığı bir nesne veya yaptığı bir eylem üzerinde kontrolünü kaybetmesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlamasıdır. Yani kullanım ve davranışta irade kalkar ve kişi istese de istemese de bağımlı kullanımı veya davranışı sürdürür. Bunun yanında bu kullanım ve davranış hayatın ciddi bir bölümünü kaplar, kişi yapmak zorunda olduğu işler ve ilişkiler dışında bütün vaktini ve fiziksel enerjisini büyük oranda bağımlı olduğu maddeye veya eyleme yatırır.” diyor, Mehmet Dinç Başkanımız.
Bu mesele sizde takıntı haline geldi mi?
Varlığı ya da yokluğu ruh halinizi değiştiriyor mu?
Eskiden on dakika video baksam yetiyordu şimdi saatlerce bırakamıyorum diyor musunuz?
Elimde tablet/ telefon, çevremde internet yoksa sigara bulamamış tiryaki gibi elim ayağım titrer der misiniz?
Bu sorulara vereceğiniz cevaplar bağımlılığınız var mı ve derecesi nedir sorularına gayet güzel cevap verir. Oran en az %6. Bizim memleketlerde %10 civarı tahmin ediliyor ama bunlar yüzde yüz tanı oluşturacak alanlar.
Şimdi oyun, video, sosyal medya ayırmadan ekran bağımlığını konu edinelim.
Olayın bir fiziksel tıp boyutu var.
- “Computer vision syndrome”: Ekran başında gözünü kırpmayı bile unutanların yaşadığı görme problemleri.
- Oturma bozukluğuna bağlı kas ağrıları, neredeyse kalıcı hasar bırakan omurga problemleri.
- Gözü boş durmayanın ağzı da boş durmuyor ve zararlı iş yapan faydalı şey yemiyor: Siz bilgisayarda oyun oynarken çorba içen, meyve yiyen adam gördünüz mü? En iyisi avuç avuç kuruyemiş. Cips, şeker, kolayı saymadık bile.
Birde nörolojiyi, psikiyatriyi ilgilendiren riskler var.
Dikkat azalması
Üzerinde en çok çalışma yapılan ve net veri elde edilen zararlı etki bu. Hastalık haliyle anarsak “dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu” (DEHB) belirtilerinin medya kullanımı ile doğrudan ilişkili olduğu çok geniş bir analizde net olarak ortaya konmuş. Öncesinde tamamen normal olan bireyler ekran karşısında geçirilen 24 ayın sonunda ciddi DEHB belirtileri göstermeye başlamış. Bu arada çalışmalar genellikle çocuk ve ergenlerde yapılmakla birlikte riskler yetişkinleri de ilgilendiriyor.
Sebep çok bulunamamış ancak, aynı anda “çoklu görev yapma” ya da “beynin dinlenme sürelerine engel olmanın” etken olabileceği düşünülüyor. Teknolojinin fazlası DEHB yapıyor dedik ama DEHB’lilerin bağımlı olma ihtimali de topluma göre daha yüksek. Yumurta-tavuk ilişkisi var biraz.
İletişim becerilerinde gerileme
Dijital dünyadaki yoğunluk, gerçek hayattan kopmayı getiriyor doğal olarak. Uzun süre oyunlarla ya da videolarla vakit geçirenlerin sosyal hayatta karşılarındaki insanların yüzlerinden, duygularını anlama yeteneklerinde ciddi azalmaya neden oluyor.
“Kızım beni çıldırtıyor, sonra da 'ben ne yaptım?' dercesine boş boş yüzüme bakıyor” diyen anneleri daha iyi anlayabiliyoruz. Bakıyor ama annesinin “gözünden alevler saçtığının “farkında değil. Çünkü telefon klavyesinde öyle bir emoji yok.
Ama durum kesinlikle ümitsiz değil. Los Angeles’te bir çalışma yapılmış. Televizyon, bilgisayar ve akıllı telefonların yasak olduğu bir doğa kampı organize edilmiş, buradaki çocuklar, günlük medya alışkanlıklarına (günde 4 saat ekran süresi) devam eden arkadaşlarıyla karşılaştırılmış. Beş günün sonunda kamptaki çocukların bu tip gerilikleri hızlıca telafi ettikleri, normale yaklaştıkları(!) gösterilmiş.
İzolasyon meselesi
Sosyal mecrada ilişkiyi çoğaltanlar gerçek münasebetleri azaltıyor. 2000’e yakın genç üzerinde araştırma yapılmış; 2 saat kullananlar, yarım saatte kalanlara göre iki kat fazla “yalnız” kalıyor. Bu durum sağlık problemleri hatta ölüm oranlarında artışla bile ilişkili bulunmuş.
Beyin gelişimi üzerine etkiler
Yakın zamanda yapılan bir incelemede, 2 yaşın altındaki çocukların her gün 1 saatten fazla ekran karşısında zaman geçirdiği; 3 yaşına gelindiğinde ise bu sürenin 3 saati aştığı bildirilmiş. Bu durumda en belirgin olarak dil gelişimini etkiliyor. Bu sorunun bir kısmı anlaşılabilir. Az kitap okuyorlar, az kelimeyle idare etmek zorunda kalıyorlar.
Kötü kısım artan ekran süresi, okuma ve dil için gerekli olan beynin “beyaz madde yollarının” bütünlüğünün azaltıyor kalıcı/ yapısal hasar gelişiyor yani. Bu sebeple Amerikan Pediatri Akademisi, beyin gelişiminin en hızlı olduğu 2 yaş ve altındaki çocuklar için ekran süresini sınırlamayı önermiş. Dinleyen olursa…
Uyku Bozuklukları
Ekrana bakmanın uykuyu bozup bozmadığı belirsiz, ancak ekran ışığının dalga boyunun uykuyu yöneten sirkadiyen ritimleri etkilediği iyi biliniyor. Bilgisayar ve telefon ekranları, hormonların salınım düzenlerini bozan yavaş dalgalı, mavi ışık yayar. LED ekranlara maruz kalmanın, melatonin seviyelerinde ve uyku kalitesinde değişikliklere yol açtığı ve bu tür bir maruz kalmanın zihinsel performansı düşürdüğü bilinmektedir.
Konu ne kadar yazsanız o kadar gidecek muhtevada. Yazının belki en önemli kısmı; en baştaki ramazan tespiti.
Ramazanda hayatını düzene koyan, zararlı, gereksiz boş işleri bırakan ya da bırakmaya niyetlenen çok oluyor ama sigarayı, boş konuşmayı ya da abur cubura karşı oruçla kendini kısıtlayıp ekran iftarı yapmak dünya için de ahiret için de hiç karlı bir alışveriş olmaz diyelim
Not: yazıdaki teknik veriler hazırlanırken “Small GW, Lee J, Kaufman A, Jalil J, Siddarth P, Gaddipati H, Moody TD, Bookheimer SY. Brain health consequences of digital technology use. Dialogues Clin Neurosci. 2020 Jun;22(2):179-187. doi: 10.31887/DCNS.2020.22.2/gsmall. PMID: 32699518; PMCID: PMC7366948.” başlıklı makaleden istifade edilmiştir.
Kaynak: Fırat Erdoğan, Altınoluk Dergisi, Sayı: 481








YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!