Çocuklarda Teknoloji Bağımlılığına Karşı Ailelere Tavsiyeler

Uzman Klinik Psikolog Diana Güler, "Teknoloji ile olan sağlıksız bir ilişkide, teknolojiyi tamamen ortadan kaldırmak doğru değildir" dedi

Uzman Klinik Psikolog Diana Güler, teknolojik bağımlılık durumunda teknolojiyi tamamen ortadan kaldırmak gerekmediğini belirterek “Bunun yerine, teknolojiyi nasıl kullanmamız/kullandırmamız gerektiği üzerine düşünmek, alternatifler üretmek gerekir.' ifadelerini kullandı.

Uzman Klinik Psikolog Diana Güler, “Teknoloji ile olan sağlıksız bir ilişkide, teknolojiyi tamamen ortadan kaldırmak doğru değildir. Bunun yerine, teknolojiyi nasıl kullanmamız/kullandırmamız gerektiği üzerine düşünmek, alternatifler üretmek gerekir.” açıklamasında bulundu.

Güler, şunları kaydetti:

“Teknolojik bağımlılık, teknoloji kullanımına ayrılan vaktin artması, bir şekilde teknoloji kullanımında azalma olursa huzursuzluk, uykusuzluk, öfke gibi yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması, kişinin kontrolünü sağlayamaması sonucu düşündüğünden daha fazla kullanması, tüm zamanını buna ayırması ve bunun sonucu olarak da kişisel ve toplumsal sorumlulukları yerine getirememesidir. Bağımlılığa giden süreç uzun zaman içerisinde, yavaş yavaş gelişir, birden ortaya çıkmaz.”

Teknolojik bağımlılığın aileler tarafından fazla ciddiye alınmadığını, bu nedenle de müdahale edilmediğini belirten Güler, “Aileler tedavi konusunda ciddi, acil ve dikkatli bir sürece girmedikleri gibi problemi dışarıya karşı kapatarak ya da basitleştirerek dolaylı da olsa bağımlının bağımlılığını destekliyorlar. Fakat teknoloji bağımlılığında, kişinin teknoloji ile ilişkisini tamamen yok etmek imkansızdır. Bu yüzden teknoloji bağımlılığı herhangi bir bağımlılıktan farklı olarak değerlendirilmeli, tedavisinin her anlamda daha da zor olabileceği düşünülmeli ve önleyici yollara daha çok başvurulmalıdır.” ifadelerini kullandı.

TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI NASIL ÖNLENİR?

Teknoloji bağımlılığı ile ilgili önleme çalışmalarının yapılması gerekliliği üzerinde duran Güler, şu önerilerde bulundu:

“Birinci adım, kullanımın bir sınırının olmasıdır. Eğer çocuk veya genç birey sınırını bilip ona göre davranırsa kendini bağımlılıktan korumuş olur. İkinci adım ise kişinin, kötüye kullanımın ne olduğunu bilmesi ve kullanıma bağlı zarardan kendini koruyabilme becerisinin öğretilmesidir. 'Nasıl bir kullanım?' sorusunun cevabı verilerek sınırlar belirlenip günlük hayatlarında uygulamaları sağlanır. Bu sınırın erken yaşlardan itibaren öğretilerek alışkanlık kazandırılması gerekir.”

Teknolojinin amaçlı, sınırlı, sorumlu, sağlıklı, güvenli, aktif, işlevsel, faydalı, bilinçli, faydalı, dürüst, çevreci, bilgili ve yasal kullanılmasını gerektiğini belirten Güler ebeveynlere yaptığı uyarıda ise “Ebeveynlerin televizyon ekranı veya internet kullanımı üzerinden model oluşturmaları çok değerli, ailelerin de çocuklara örnek oluştururken doğru davranışlar sergilemesi gerekiyor. Çocuklar ve gençler, kelimelerden ziyade davranışları baz alıyorlar. Bu yüzden ebeveynleri bilinçlendirmek ve farkındalık oluşturmak gerekiyor.” ifadelerine yer verdi.

Kaynak: AA

KURANDA TEKNOLOJİK GELİŞMELER İLE İLGİLİ AYET-İ KERİME

Kuranda Teknolojik Gelişmeler İle İlgili Ayet-i Kerime

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.