Takvasıyla Yücelen Habeşli Köle

Medîne çarşısında satılan Habeşli bir kölenin namaz sevgisi, takvâsı ve Rasûlullah’ın ona gösterdiği ilgi anlatılıyor.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir gün Medîne-i Münevvere’deki çarşılardan birine uğramıştı.

MEDÎNE ÇARŞISINDA SATILAN KÖLE

Çarşıda siyâhî bir köle[1] müzâyede ile satılıyordu. İslâm’la şereflenmiş olan bu köle:

“–Beni alacak olana bir şartım var” diyordu. Alıcılardan biri:

“–Nedir o şart?” diye sordu. Köle:

“–Farz namazlarımı Rasûlullâh’ın arkasında kılmama mânî olmayacaksın” dedi. Adam bu şartı kabul ederek köleyi satın aldı.

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem o köleyi her farz namazda görüyordu. Bir gün yine bakındı, fakat o köleyi göremedi. Kölenin efendisine:

“–Hizmetçin nerede?” diye sordu. Adam:

“–Ey Allâh’ın Rasûlü, o, hummâya yakalandı” dedi. Rasûl-i Ekrem r ashâbına:

“–Kalkın, onu ziyarete gidelim” buyurdular.

Birlikte kalktılar ve şifâ dilemek için ziyaretinde bulundular. Peygamber Efendimiz birkaç gün sonra yine:

“–Hizmetçinin hâli nicedir?” diye sordular. Adam bu defa:

“–Ey Allâh’ın Rasûlü, onun ölümü yakındır” cevâbını verdi.

Bunun üzerine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kalkıp o kölenin yanına gittiler. Bu sırada köle vefât etti. Onun cenaze hazırlıklarını ve kefenlenmesini Rasûlullah r Efendimiz üstlendi ve götürüp defnetti.

Ashâb-ı kirâm, bu durumu bir hayli garipsediler. Muhâcirler:

“–Biz, vatanımızı, mallarımızı, âilelerimizi terk edip buraya geldik; hiçbirimiz Rasûlullah’tan şu kölenin gördüğü husûsî alâkayı, hayatında, hastalığında ve ölümünde görmedi” dediler.

Ensâr:

“–Biz de Allah Rasûlü’nü misafir ettik, O’na yardımda bulunduk ve mallarımızla O’nu destekledik ama, Habeşli bir köleyi bize tercih etti” dediler.

Bunun üzerine şu âyet-i kerîme nâzil oldu:

“…Muhakkak ki Allah katında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır…” (el-Hucurât, 13) (Vâhidî, s. 411-412)

Hisse:

İşte zâhiren bir köle, hakîkatte ise gönül sultânı olan bu mü’mini, Allah ve Rasûlʼünün nezdinde bu derece kıymetli kılan; kalbindeki takvâ duygusuydu. Nitekim o, kendisini satın alacak kişiden dünyevî bir şey istememişti. Yalnızca, farz namazlarını Allah Rasûlü’nün ardında cemaatle kılma nîmetinden mahrum bırakılmamayı şart koşmuştu. Onu ilâhî ve nebevî iltifâta mazhar kılan meziyeti de namaza ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e olan bu candan bağlılığıydı.

Hadîs-i şerîfte;

“Allah -azze ve celle- bir kuluna, onun kendisine verdiği değer kadar değer verir.”[2] buyrulduğu gibi, kulu Allah katında kıymetli kılan; ne ten rengi, ne soyu-nesebi, ne şan-şöhreti, ne de malı-mülküdür. Ancak kalbindeki takvâsıdır, gönlündeki Allah ve Rasûlullah sevgisidir.

Dipnotlar:

[1] Kölelik, harp hukukunun bir neticesi olarak tarih boyunca var olagelmiştir. Lâkin İslâm, aldığı tedbirlerle köle âzâdını teşvik etmiş ve köle sahibi olmayı âdeta bir külfet hâline getirmiştir. Neticede kölelik zincirini insanoğlunun boynundan çıkaran, İslâm dîni olmuştur.

[2] et-Terğîb ve’t-Terhîb, III, 65; V, 534.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Mü'minin Gönül Ufku, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

RASULULLAH’IN SEVDİĞİ KÖLE

Rasulullah’ın Sevdiği Köle

İSLAM'DA KÖLELİK VAR MI?

İslam'da Kölelik Var mı?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle