Bu sûrede insan ruhuna zararı düşünülen, din ve dünya bakımından çekinilmesi, korunulması lâzım gelen şerlerin hepsi sayılarak onlardan Allâh’a sığınmak emredilmiştir. Kurtuluş, ancak bundadır.
Cenâb-ı Hakk’a hakîkî mânâda kulluk yapabilmek ve bu sûretle mârifetullâha ulaşmak, zikrin kalpte kazandığı mevkî ve hissedilişindeki derinlik nisbetinde gerçekleşir. Bu sebeple Yüce Rabb'imiz şöyle buyurmuştur: “Rabb'ini, kendi içinde (kalbinde), yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle, gece-gündüz zikret! Gâfillerden olma!” (el-A’râf, 205)
Ubeydullah Ahrâr Hazretleri, kişinin mânevî inkişâfı için gayret sarf etmesi gerektiğini ifâde eder ve şöyle buyururdu: “Eğer kişi gayret ve îtinâ ederek zikirle meşgul olursa, kısa zamanda öyle bir mertebeye erişir ki, duyduğu sesler ve halkın konuşmaları ona zikir gibi gelir. Hattâ kendi konuşmaları da böyledir. Ancak gayret ve îtinâ olmazsa, bu hâl gerçekleşmez.”[1]
İnsanoğlu, îman anahtarı olan rûhânî tefekkürden uzaklaştıkça, kendisine bahşedilmiş olan nîmetleri, ilâhî bir lûtuf olarak değil de tabiî bir hakkı olarak görmeye başlar. Bu ise insanı, üzerindeki sayısız nîmetleri görebilme hususunda âdeta âmâ kılar.
Yâkub Çerhî Hazretleri hem medreselerde zâhirî ilimleri tahsil etmiş bir âlim, hem de tasavvuf yolunda ilerlemiş bir mürşid-i kâmil idi. Nitekim, günümüze kadar ulaşan on eseri,[1] kendisinin ilmî sahadaki vukufiyetini açıkça göstermektedir.
Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.) Dualar ve Zikirler kitabında, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namaz kıldıktan sonra hangi duaları okuduğunu ifade ediyor.
Kişi neyi seviyorsa onu çokça yâd eder.
Büyük Hak dostları, Allâh’ın yardımının ve muvaffakıyetin ancak gayretle mümkün olduğunu ifâde etmişlerdir. Yani çalışıp gayret eden muvaffak olur.
Bahâüddin Nakşibend Hazretlerinin hikmetli sözlerinden bazıları...
Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri Kur’an-ı Kerim’de buyurur: «Muhakkak, Allah ve melekleri, peygamber üzerine salât ederler. Ey imân şerefiyle müşerref olan kullarım! Siz de ona salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.» (Ahzâb Sûresi 56)