Bâyezîd Hazretleri’nin hârikulâde hâlleri, daha doğmadan başlamıştı. Annesi ne zaman ağzına şüpheli bir lokma alacak olsa bebek tepinmeye başlar, lokmayı ağzından çıkarıncaya kadar bu hareketi devam ederdi. Bâyezîd-i Bistâmî -rahmetullahi aleyh-’in, Câfer-i Sâdık Hazretleri’nin torunu İmâm Ali Rızâ -rahmetullahi aleyh-’ten istifâde ettiği nakledilmektedir.
Asr-ı Saâdet toplumunun en mühim husûsiyeti, akraba ve kabile asabiyetinin kaldırılıp yerine din kardeşliği şuurunun ikâme edilmesi ve toplumda muazzam bir birlik ve beraberlik hâlinin yaşanmasıdır. Bu beraberlik hâlinin günlük hayattaki en bâriz tezâhürü ise cemaatle kılınan namazlardır.
Hadis-i şeriflerde kullanılması çokça tavsiye edilen misvak, Doğu Afrika'dan, Hindistan'a kadar uzanan bölgelerde yetişen step bitkisi bol, iktisatlı, pratik, kokusu güzel, meyvesi yenebilen bir bitkiden üretiliyor. Kalem biçiminde kesilip yontulan dalları Müslümanlar tarafından diş temizleme malzemesi olarak kullanılıyor. Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda misvağın bugün ağız ve diş sağlığından yemeğin hazmını kolaylaştırmaya kadar birçok faydası olduğu ortaya çıktı.
Allâh’ı zikretmek, sırf “Allah” lâfzını tekrarlamaktan ibâret değildir. Zikir, ancak kalpte mekân bulduğu zaman niyet ve amellerin düzelip seviye kazanmasına vesîle olur.
Hüdayi Gönüldaşı Muhterem Oğuz Aydınol Ağabey Hakk’ın rahmetine kavuştu. Cenazesi dün ikindi namazına müteakip Fatih Camii'nde kılınıp Kozlu'daki aile kabristanlığına defnedildi. Merhuma Cenab-ı Haktan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabr-ı cemil niyaz ediyoruz.
Ecdâdımız; “Hâfıza-yı beşer, nisyân ile mâlûldür.” demişlerdir. İnsanlığın nisyân ve gaflet illetine, yani unutma zaafı ve kasvet-i kalp hastalığına karşı, Allâh’ın gönüllerdeki mânevî varlığını ve ulvî mevkiini sürekli tâzelemek, O’nu dâimâ hatırda tutmak ve kalbi O’nunla canlandırmak îcâb eder.
Kullarına şah damarından daha yakın olduğunu bildiren Allâh’ı unutup da O’nu gönül âlemlerinde kaybedenler, hayatın en şaşkın yolcularıdır!
Bütün ibadetler, Allâh’ı uyanık bir kalple zikredebilme ölçüsünde kıymet kazanır. Allah’tan gâfil bir kalple yapılan ibadetler ise zikrin feyzinden noksandır, huşû şartına riâyet edilmemiş demektir.
Mü’minin gönlü de kâmil bir îman muhabbetiyle dolduğunda, Rabb'inin ismi onda dâimî bir zikir hâline gelir. Zikir, onun için âdeta bir âb-ı hayat/can suyu olur. Nasıl ki bir balık, sudan ayrı yaşayamazsa, o da zikirsiz huzur bulamaz.
Mahmud Sami Ramazanoğlu'nun Duâlar ve Zikirler kitabında, hadîs-i şerifler ışığında Allah’ı zikretmeyi, Allah'ın isimlerini ve bunların hangi mânâya geldiklerini açıklıyor.